• BIST 10014.394,56
  • USD/TRY48,61+0,13%
  • EUR/TRY56,43+0,07%
  • Gram Altın6.794,78+0,85%
  • Brent Petrol101,97−3,98%
  • Bitcoin/TRY3.749.791,00+0,08%
GDH Digital

1962'de Ümraniye'den gökyüzüne: Türkiye'nin unutulan füze hikâyesi

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 3 dk okuma

1962'de Ümraniye'den gökyüzüne: Türkiye'nin unutulan füze hikâyesi

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

1957'de Sovyetler Birliği'nin Sputnik'i uzaya göndermesi dünyada büyük bir heyecan yaratmıştı. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki uzay yarışı yalnızca devletleri değil, dünyanın farklı ülkelerindeki gençleri de roket teknolojisine yöneltiyordu.

Türkiye'de de aynı yıllarda bir grup genç kendi roketlerini yapmaya başlamıştı.

Bu hareketin merkezlerinden biri Bandırma'ydı.

1957'de Bandırma'daki lise öğrencilerinin başlattığı çalışmalar zamanla Bandırma Füze Kulübü'ne dönüştü. Artuğ Sayıner, Atilla Yedikardaşlar, Adnan Zanbak, Ali Osman Caran ve Güngör Gezer gibi gençlerin öncülüğündeki ekip, son derece sınırlı imkânlarla roketler geliştiriyor, deneme atışları gerçekleştiriyordu. TRT'nin kulübün kurucularıyla yaptığı söyleşide de çalışmaların Sputnik'in yarattığı heyecanla başladığı anlatılıyor.

Ancak İstanbul'da bu işe neredeyse tek başına girişen başka bir isim daha vardı:

Kirkor Divarcı.

Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olan Divarcı, roket teknolojisine büyük ilgi duyuyordu. Döneme ilişkin anlatılara göre geliştirdiği projeyi İstanbul Teknik Üniversitesi'ne götürdü, daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleriyle temas kurdu. Hatta ilk çalışmalarını finanse edebilmek için nişanlısıyla evlilik amacıyla biriktirdikleri parayı kullandığı aktarılır.

19 Eylül 1962: Ümraniye

Divarcı'nın geliştirdiği roket 1 metre 33 santimetre uzunluğunda ve yaklaşık 1,5 kilogram ağırlığındaydı.

Gövdesinde ay yıldız bulunuyordu.

Anadolu Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre roket 19 Eylül 1962'de İstanbul'un Ümraniye semtinden fırlatıldı. Yaklaşık 1 kilometre yükseldi ancak uçuş sırasında ateş alarak yere düştü. AA bu denemeyi Türkiye'de üretilmiş ilk başarılı füze girişimi olarak nitelendiriyor.

Fakat burada Türkiye'nin roket tarihindeki önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor.

Çünkü Divarcı'nın Ümraniye denemesinden 20 gün önce, 30 Ağustos 1962'de Bandırma Füze Kulübü de Marmara I adını verdiği roketi fırlatmıştı.

Dahası bu olay dönemin basınında kayıtlı.

31 Ağustos 1962 tarihli Cumhuriyet gazetesi, Bandırma'dan Erol Dallı'nın haberinde Marmara I'in bir gün önce saat 16.05'te fırlatıldığını ve yaklaşık 920 metreye yükseldiğini bildiriyordu. Roket daha sonra ateş alarak bir fundalığa düşmüş ve yangına neden olmuştu.

Dolayısıyla “Türkiye'nin ilk roketi kesin olarak Ümraniye'de fırlatıldı” demek tarihsel açıdan problemli.

Daha doğru ifade şu olabilir:

Ümraniye, Türkiye'nin erken dönem roketçilik tarihinin en önemli bireysel girişimlerinden birine sahne oldu.

Bandırma ve Ümraniye aynı hayalin iki parçasıydı

Aslında Divarcı ile Bandırma Füze Kulübü birbirinden tamamen kopuk iki hikâye değildi.

Kaynaklara göre Divarcı, Bandırmalı gençlerin çalışmalarına da katıldı. 1962 sonbaharında iki girişimin yolları daha da belirgin biçimde kesişti.

15 Ekim 1962'de Bandırma yakınlarındaki Hava Kuvvetlerine ait Kızıksa atış sahasında Divarcı'nın roketi ile Bandırma ekibinin Marmara 3 ve Marmara 4 roketleri denendi. Divarcı'nın roketi kalkıştan önce infilak ederken Marmara 4 başarılı biçimde fırlatıldı ve kaynaklara göre 5.415 metreye ulaştı.

Böylece birkaç lise öğrencisinin ve kendi imkânlarıyla çalışan bir roket meraklısının başlattığı hareket, Türkiye'de gerçek bir amatör roketçilik çevresine dönüşmeye başlamıştı.

Sonra her şey yarım kaldı

Kirkor Divarcı'nın hikâyesinin en gizemli bölümü ise bundan sonra başlıyor.

AA'nın aktardığına göre Divarcı'nın evinde daha sonra nedeni belirlenemeyen bir yangın çıktı ve çalışmalarına ilişkin projelerin büyük bölümü yok oldu. Bunun ardından roket çalışmalarının sürdürülemediği anlatılıyor.

Bandırma Füze Kulübü ise bir süre daha faaliyetlerini devam ettirdi. Yeni roketler ve daha iddialı projeler tasarlandı. Ancak Türkiye'deki bu amatör roketçilik hareketi zaman içerisinde ivmesini kaybetti.

Bugünden geriye bakıldığında hikâyenin belki de en dikkat çekici tarafı yapılan roketlerin teknik kapasitesinden çok, bunları yapan insanların kimliği ve içinde bulundukları şartlardı.

1960'ların Türkiye'sinde büyük bütçeleri, gelişmiş laboratuvarları veya güçlü araştırma kurumları olmadan bir grup lise öğrencisi Bandırma'da; Kirkor Divarcı ise İstanbul'da gökyüzüne ulaşmaya çalışıyordu.

Sputnik'in uzaya çıkışından yalnızca birkaç yıl sonra Türkiye'nin farklı noktalarında gençler kendi roketlerini tasarlıyor, yakıt sistemleri üzerinde çalışıyor ve deneme atışları gerçekleştiriyordu.

Ve İstanbul'daki o hikâyenin adreslerinden biri bugün milyonlarca insanın yaşadığı Ümraniye'ydi.

19 Eylül 1962'de Ümraniye sırtlarından gökyüzüne yükselen küçük roket, Türkiye'nin gerçekleştiremediği büyük bir uzay hayalinin erken ve bugün neredeyse unutulmuş sayfalarından biri olarak kaldı.

Kaynak: GDH Haber Merkezi

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Şehrini seç

Haberi Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim