Atık malzemeler Deniz Sağdıç’ın elinde sanat eserine dönüşüyor
Sanatçı Deniz Sağdıç, 50’den fazla türde atık malzemeyi sanat eserlerinde kullanarak sürdürülebilirlik ve bilinçli tüketim üzerine düşündürüyor. Kendi müzik kasetleriyle başlayan hikâyesi, bugün tek bir eserde 20 bin ila 30 bin parçaya uzanabiliyor.
Yazan: Nihan Miray Yirmibeş
Birkaç müzik kasetiyle başlayan hikâye
Bir çekmece dolusu kaset ya da artık giyilmeyen kıyafetler… Deniz Sağdıç’ın sanat yolculuğu, evdeki nesnelere başka gözle bakmasıyla şekillendi. Önce kendi müzik kasetlerini sanat eserlerine dönüştürdü; ardından dolabını açıp giymediği kıyafetleri çalışmalarında kullanmaya başladı.
Sağdıç, bir süre sonra her türlü nesnenin sanat eserine dönüşebileceği fikrine ulaştı. Şampuan şişeleri ve plastiklerden yola çıkarak insan üretimi olan her nesnenin ayrıştırılıp yeniden değerlendirilebileceğini savundu. Bu yaklaşım, onun sanatında sürdürülebilirlik fikrinin başlangıcı oldu.
Ailesinden gelen emek ve malzeme kültürü
Sağdıç, çocukluk yıllarından itibaren farklı malzemelerin yeniden değerlendirilebildiğini gözlemleyerek büyüdü. Ailesinde tarım ve hayvancılığın yanı sıra terzilik, marangozluk, demircilik ve vitrayla uğraşanların bulunması, nesnelere ve emeğe bakışını etkiledi.
Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümünü birincilikle tamamlayan Sağdıç, eğitiminde resim, heykel, seramik, fotoğraf, video ve farklı teknikler üzerine çalıştı. Üniversitenin ardından İstanbul’a yerleşerek kendi atölyesini kurdu ve sanatını zamanla sürdürülebilirlik etrafında şekillendirdi.
Çöpe atılan malzemelerin ikinci hayatı
Sanatçı, tüketim alışkanlıkları ve bunların çevre üzerindeki etkileri üzerine düşünürken günlük yaşamda çöpe giden plastik, kıyafet ve mobilya gibi nesnelerin yeniden kullanılabileceğini fark etti. Yerelden beslenen bu çalışmalarla, dünyanın ortak sorunlarından biri olan sürdürülebilirliği sanat diliyle anlatmayı amaçladı.
Sağdıç’ın eserlerinde 50’den fazla türde malzeme yer alıyor. Bunlar arasında tekstil atıkları, düğmeler, fermuarlar, kot kumaşları, kartonlar, ilaç atıkları ve elektronik devreler bulunuyor. Her parça, yalnızca görsel bir unsur olarak değil, doğru ayrıştırma ve yeniden değerlendirme üzerine bir mesajla esere katılıyor.
Bir eser için en az 100 saat çalışma
Sağdıç’ın eserlerinin arkasında uzun bir üretim süreci var: Sanatçı, bir çalışmanın ortaya çıkması için en az 100 saat masa başında çalıştığını anlatıyor. Eserlere bakanların yalnızca “Bunu ben de yapabilirim” diye düşünmesini istemiyor; malzemeye ve onu işleyen insan emeğine değer vermelerini de bekliyor.
Sağdıç’a son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar, elektronik eşyalar, mobilya aksesuarları, hatalı üretilmiş tekstil ürünleri, düğmeler, kullanılmayan kartlar ve çeşitli promosyon malzemeleri ulaştırılıyor. Bazı çalışmalarında kullanılan parça sayısı 20 bin ila 30 bin arasında değişebiliyor.
Eserler ayrıştırma ve değerlendirme kültürünü anlatıyor
Sağdıç’ın sanatındaki temel amaçlardan biri, toplumda ayrıştırma kültürüne dair görsel bir farkındalık oluşturmak. İkinci amaç ise ömrünü tamamlamış gibi görünen nesnelerin yeniden değerlendirilebileceğini göstermek.
İnsanların gönderdiği malzemeler, kendi yaşamlarından izler taşıdığı için eserlerle izleyici arasında kişisel bir bağ da kuruyor. Sağdıç, bu parçaları sanat eserlerinde kullanarak “çöp” diye görülen şeylerin başka bir biçimde değerlendirilebileceğini hatırlatıyor.
Sürdürülebilir yaşam satın almadan önce başlıyor
Sağdıç, sürdürülebilirliğin yalnızca atıkları yeniden kullanmakla sınırlı olmadığını vurguluyor.
Günlük hayattaki küçük tercihler de bu yaklaşımın parçası olabilir. Sanatçının verdiği örneklerden biri, tek kullanımlık plastik şişeler yerine uzun süre kullanılabilecek bir termos seçmek. Bilinçli tüketim, gelecek nesillerin kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor.
Deniz Sağdıç’ın hedefi farkındalık oluşturmak
Sağdıç, çalışmalarının dünyayı birkaç koli malzemeyle kurtarma iddiası taşımadığını söylüyor. Hedefi, mümkün olduğunca çok malzemeyi yeniden değerlendirmek ve bu yolla daha fazla kişide farkındalık oluşturmak. Kendi ifadesiyle, sanatını bir bilinç inşa etme çabasının parçası olarak görüyor.
Sanatçının temel mesajı, tüketim alışkanlıklarını ve nesnelerle kurulan ilişkiyi yeniden düşünmeye çağırıyor. Bilinçli tüketimi sürdürülebilirliğin ilk adımı olarak tanımlayan Sağdıç, bir şeyi atmadan önce onun başka nasıl kullanılabileceğini sormayı öneriyor.