COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da Medya Kuruluşlarının Genel Yayın Yönetmenleri ile COP31 Buluşması'nda önemli açıklamalarda bulunuyor.
Bakan Kurum'un açıklamalarından satır başları:
Akdeniz Havzası'ndaki konumuyla iklim krizinin yıkıcı etkilerine maruz kalan bir ülke olarak hem biz, hem yaşadığımız coğrafya bu işte en son günlerde, aylarda yaşadığımız krizlerle bunu bize net bir şekilde gösteriyor. Seller, yangınlar, kuraklıklar artık dünyanın her yerini sarmış durumda ve biz de ülke olarak yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersleri, sahada kazandığımız tecrübeyi ve geliştirdiğimiz çözümleri bütün dünyayla paylaşacağız.
Değerli arkadaşlar, COP, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen küresel iklim görüşmelerinin en üst düzey buluşması.
Biz de devlet ve hükümet başkanlarını bu yıl bilim insanlarını, iş dünyasını, gençleri ve sivil toplumu, yani yüz binleri Antalya'da ağırlayacağız.
Tabii Türkiye'nin bu noktaya gelişinin arkasında yıllara dayanan güçlü bir hazırlık var. Biliyorsunuz, Paris Anlaşması'na taraf olduk. Tabii şehirlerimizde, sanayimizde, enerji ve atık yönetiminde attığımız adımlarla bu hedefleri de destekleyecek bir altyapıya da kavuşmuş olduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çevreyi korurken kalkınmayı da güçlendirerek bu anlamda bu fırsattan en yüksek seviyede istifade etmek istiyoruz. Çünkü iklim meselesi bugün baktığınızda tarımdan sanayiye, enerjiden ulaşıma, şehircilikten gençlerimizin geleceğine kadar hayatın her alanına uzanıyor. COP31'de Türkiye'nin bu geniş birikimini, uygulama tecrübesini ve gelecek hedeflerini anlatma fırsatımız olacak.
Bu sorumluluğu üstlendikten sonra dünyayla yoğun bir tabii görüşme trafiği yürüttük. İnanın tek bir günü bile boşa geçirmedik. Müzakere gruplarının beklentilerini dinledik. 196 ülke adına yapıyoruz. Dolayısıyla şeffaf bir başkanlık süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya başından beri ilan ettik. Bir uygulama COP'u olsun istedik. Artık taahhütlerin değil uygulamanın konuşulduğu, neticenin alındığı bir COP başkanlığı süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya ilan ettik ve bu çerçevede görüşmelerimizi yaptık.
Mart ayında Tokyo'da ikili görüşmelerimizde ve yine Bakü'de orada heyetleri, ülkeleri dinleme fırsatı bulduk. Nisan ayında Antalya Diplomasi Forumu'nda, Berlin'deki Petersberg İklim Diyaloğu'nda ve Kore İklim Haftası'ndaki temaslarımızı bu kapsamda sürdürdük ve mayısta Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı'nda yine tüm ülkeleri dinleme ve müzakere etme fırsatı bulduk.
8-9 Mayıs'ta ise Hatay'da dünyanın farklı ülkelerinden gelen temsilcileri ağırladık. Deprem bölgesinde kazandığımız yeniden inşa tecrübesini anlattık. Dirençli şehirler için orada ortak sorumlulukları ele aldık. Bu buluşmanın ardından kabul edilen Hatay Bildirgesi, şehirlerin güvenliği ve iklim uyumu konusunda uluslararası ortak çalışma çağrımızı da gündemimizi geliştirdik. Londra'da İklim Eylem Haftası'nda iş birliklerimizi daha da ilerletmiş olduk.
Temmuz ayında İstanbul'da D-8 Bakanlar Toplantısı ile gelişmekte olan ülkelerin finansman ve teknoloji ihtiyaçlarını konuştuk ve ardından eylül ayında İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'ni gerçekleştirdik. Bakü İklim Haftası'nda ve yine Trabzon Mavi Diyaloğu'nda denizlerin korunması, kıyıların dayanıklılığı ve mavi ekonomi gündemimizi paylaştık. New York İklim Haftası'na gittik ve Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul yüksek düzeyli yine İklim Haftası ile birlikte çalışmalarımız açısından detayları, orada hedeflerimizi, projelerimizi paylaştığımız bir süreci de yürütmüş olduk.
Ayrıntılar geliyor…