- Ahlat'taki 70. Kabine Toplantısı'nda dış politika, ticaret, güvenlik ve Terörsüz Türkiye süreci ele alındı.
- Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un bir dönüm noktası olduğu belirtildi.
- Türkiye'nin kalkınma, refah, üretim ve istihdam hedeflerine bağlı kalacağı vurgulandı.
Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde üçüncüsü düzenlenen Kabine Toplantısı sonrasında millete seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahlat ve Malazgirt'in tarihi mirasına değinerek başladı.
Erdoğan, bölgesel kanlı senaryolara geçit verilmeyeceğini ve 86 milyonun emanetinin ehil ellerde olduğunu vurguladı.
Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yılı mesajı
Konuşmasına Malazgirt Zaferi'nin 955'inci seneidevriyesini kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihi miras ve Ahlat yatırımları hakkında şunları kaydetti:
- Şehitlere Rahmet: Sultan Alparslan, Malazgirt mücahitleri, Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz'e ulaşan komutanlar, alpler ve 15 Temmuz şehitleri rahmetle anıldı.
- Ahmet Haluk Dursun Unutulmadı: 7 yıl önce Ahlat dönüşü geçirdiği trafik kazasında vefat eden Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun yad edildi.
- Ahlat'ın Tarihi Önemi: 12. yüzyılda nüfusu 300 bini aşan ata şehri Ahlat'ın bir kültür ve çekim merkezi olması için valilik, belediyeler ve Okçular Vakfı ile yatırımların bizzat takip edildiği ifade edildi.
"Terörsüz Türkiye sürecimiz ciddi güç kazanmıştır"
Meclis'ten geçen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un sivil siyasetin kapasitesini artırdığını belirten Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
"Önceki hafta Gazi Meclis'imiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 'evet' oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla 'Terörsüz Türkiye' sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Bu mutabakat Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır."
"Gelin bu ağırlığı hep beraber kaldıralım"
Toplumun tüm kesimlerini terörün tamamen bitirilmesi sürecine omuz vermeye çağıran Erdoğan, samimi bir davette bulundu:
"Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye'mizin üstünden hep beraber kaldıralım. Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye davet ediyorum."
Siyasete ve medyaya özenli dil uyarısı
Sürecin hassasiyetle yönetilmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı kesimlere şu mesajları iletti:
- Siyasi Partiler: Günübirlik hesapları bir kenara bırakmalı, Meclis'teki 467 oyluk tecessüm eden iradeden gerekli mesajı çıkarmalıdır.
- Medya ve Gazeteciler: Sırf daha fazla görüntülenme, reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati ve milli bir meseleyi enfekte etmemelidir.
- Bölge STK'ları: Bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri sürece daha fazla katkı sağlamalıdır.
- Tarihi Sorumluluk: Sürece katkı sunanlar tarihin yeniden inşasında rol alacak; süreci zora sokan, dinamitleyen ve tahrik edenler ise tarih karşısında mesul olacaktır.
"Türkiye bakkal dükkanı değil, büyük bir devlettir"
Kendisini ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyalara sert yanıt veren Erdoğan, devletin köklü geçmişini şu sözlerle hatırlattı:
"Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz. Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte 100 milyonlarca mazlumun da sorumluluğunu taşıyoruz. Türkiye birilerinin lütfuyla kurulmuş, şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir."
Ekonomik göstergeler ve bölgesel kanlı senaryolar
Erdoğan, konuşmasının son bölümünde küresel piyasalar ve dış politikadaki kararlılığı vurguladı:
- Ekonomi Rotası: Çevredeki çatışmalara rağmen Türkiye refah rotasında tutulacak; istihdam, ihracat, tarım ve turizm hedeflerinden popülizme tevessül edilmeden taviz verilmeyecektir.
- İran-ABD Gerilimi: İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yarattığı şok dalgası hafifledikçe olumlu yansımaları çarşıda ve pazarda net şekilde görülecektir.
- Dış Politika ve Tavizsiz Duruş: Bölgedeki kanlı senaryoların hayata geçirilmesine izin verilmeyecek; Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Körfez, Afrika, Balkanlar ve Kafkasya'da barış ve adalet mücadelesi sürdürülecektir.
- Bölgesel Ajanda: Gizli bir niyetin olmadığını belirten Erdoğan, "Türk dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler" diyerek sözlerini noktaladı.