- FBI'ın Chicago ofisi, Şubat 2026'da diğer kolluk birimlerine gönderdiği notta, küçük bir kadın grubunun sahte flört hesaplarıyla göçmenlik uygulamalarında görev yapan ajanları hedef aldığı iddiasını paylaştı.
- Profillerde “geleneksel eş” yani “tradwife” estetiği ve kolluk görevlilerinin ilgisini çekebilecek bilgiler kullanıldığı, hedeflerin çevrim içi veya yüz yüze buluşmaya yönlendirilmeye çalışıldığı belirtildi.
- FBI'a göre hedef, ajanların kimlik ve kişisel bilgilerinin internette yayımlanmasıyla onları kamuoyu önünde zor durumda bırakmak ve göçmenlik uygulamalarını caydırmaktı.
- FBI belgesinde hangi flört uygulamalarının kullanıldığı, kadınların nerede bulunduğu veya herhangi bir ajanın gerçekten ifşa edilip edilmediği belirtilmedi. Belge ayrıca “nihai olarak değerlendirilmemiş istihbarat” uyarısı içeriyor.
FBI'ın Chicago ofisi tarafından hazırlanan belge, Ocak 2026'nın sonlarından itibaren küçük bir kadın grubunun sahte çevrim içi flört profilleri oluşturduğu iddiasına dayanıyor.
Söz konusu profillerin özellikle kolluk personelinin ilgisini çekmek amacıyla “geleneksel eş” imajını kullandığı belirtildi. Kadınların hedef aldıkları kişileri bir buluşmaya yönlendirdikten sonra kimliklerini ve kişisel bilgilerini internette ifşa etmeyi amaçladığı ileri sürüldü.
FBI, bu yöntemin iki amaca hizmet ettiğini değerlendirdi: Ajanları kamuoyu önünde zor durumda bırakmak ve göçmenlik uygulamalarında görev alan personeli caydırmak.
“Tradwife” profilleri nasıl kullanıldı?
“Tradwife”, son yıllarda özellikle sosyal medyada yaygınlaşan ve kadınların geleneksel ev içi rolleri, evlilik ve aile hayatını öne çıkardığı bir yaşam tarzı akımını tanımlamak için kullanılan bir ifade.
FBI'ın değerlendirmesine göre sahte hesaplarda da bu imaj kullanılarak hedeflenen kolluk görevlilerine daha çekici görünmeye çalışıldı. Profillerde ayrıca kolluk personelinin ilgisini çekebilecek belirli hobiler ve ilgi alanlarına yer verildiği aktarıldı.
Ancak belgede hangi flört platformlarının kullanıldığı veya hesapları oluşturan kişilerin kim olduğu konusunda bilgi bulunmuyor.
FBI belgenin istihbarat niteliğine ilişkin uyarı koydu
Belgenin en dikkat çekici noktalarından biri, FBI'ın kendi raporuna koyduğu sınırlama.
Kurum, raporu “nihai olarak değerlendirilmemiş istihbarat” olarak nitelendirdi. Belgede ayrıca iddianın hangi kaynaktan elde edildiği veya FBI'ın söz konusu kadın grubunu nasıl tespit ettiği açıklanmadı.
Notta, herhangi bir ICE ajanının gerçekten sahte bir profil aracılığıyla tuzağa düşürüldüğü ya da kişisel bilgilerinin internette yayımlandığı da belirtilmedi.
FBI, Guardian'ın ayrıntılı sorularına yanıt vermek yerine kurumun istihbarat bilgilendirmeleri hakkında genellikle yorum yapmadığını bildirdi. Büro, kolluk personelinin güvenliğini sağlamak amacıyla diğer kolluk kurumlarıyla düzenli olarak bilgi paylaştığını açıkladı.
Belge kamu kayıtları talebiyle ortaya çıktı
FBI'ın uyarısı, hükümet belgelerinin kamuoyuna açılması için çalışmalar yürüten Property of the People adlı kâr amacı gütmeyen kuruluşun yaptığı kamu kayıtları talebi sonucunda elde edildi.
Kuruluş, ICE ve diğer göçmenlik uygulama birimlerine yönelik protestolar ve aktivist faaliyetleri konusunda kolluk kurumlarının hazırladığı çeşitli iç belgeleri de topluyor.
Kuruluşun yöneticisi Ryan Shapiro ise FBI'ın söz konusu uyarısını eleştirdi. Shapiro, belgenin kaynağı ve dayanakları konusunda yeterli ayrıntı bulunmadığını savundu.
“Doxing” tartışması
FBI belgesinde kullanılan “doxing” ifadesi, genel olarak bir kişinin özel veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgilerinin izni olmadan internette yayımlanması anlamına geliyor.
Guardian, ABD yönetiminin son dönemde bu terimi daha geniş anlamda, kolluk görevlilerinin görüntülerinin internette paylaşılması gibi durumlar için de kullandığını belirtiyor.
FBI'ın Şubat tarihli notu, göçmenlik uygulamalarında görev yapan personelin çevrim içi ortamda hedef alınmasına ilişkin daha geniş güvenlik endişelerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Daha önce de ajanların kimliklerinin belirlenmesi veya takip edilmesi amacıyla yüz tanıma, veri tarama ve diğer dijital yöntemlerin kullanılabileceğine ilişkin kurum içi uyarılar gündeme gelmişti.