- Finlandiya ve Norveç liderleri, Putin’le Ukrayna’daki savaşı ve barış müzakerelerini ele alan yaklaşık 90 dakikalık telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
- Danimarka görüşmenin diğer Avrupa ülkeleriyle koordine edilmediğini savunurken, İsveç Avrupa’nın ortak sesinin bölünmesi riskine dikkat çekti.
- Görüşmenin ardından Stubb ve Støre, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’yle konuştu. Yeni müzakerelerin gelecek ay Abu Dabi’de yapılması bekleniyor.
- İskandinav ülkeleri Ukrayna’ya destek ve Rusya’ya yaptırımlar konusunda genel olarak aynı çizgide bulunuyordu. Son girişim, Moskova’yla doğrudan temas konusunda bu ülkeler arasında görüş ayrılığı yarattı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, 27 Ekim’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaklaşık 90 dakika süren bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşme, Batı Avrupalı liderlerin Ukrayna savaşı nedeniyle uzun süredir kaçındığı Kremlin’le doğrudan temas açısından dikkat çekti.
İki lider, Putin’e Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgali sona erdirme ve kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşmak için anlamlı müzakerelere başlama çağrısında bulundu.
Stubb, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, konuşmanın açık ve kapsamlı geçtiğini belirterek savaşın sonucunun hem kendi ülkelerinin hem de Avrupa’nın güvenliğini doğrudan etkileyeceğini söyledi.
Støre ise savaşın büyük insani ve maddi kayıplara yol açtığını, etkilerinin gelecek nesillere uzanacağını belirtti. Norveç Başbakanı, görüşmede gerilimin düşürülmesinin önemini vurguladıklarını ifade etti.
İki liderin açıklamasında, Putin’le Avrupa adına değil, kendi ülkelerinin liderleri sıfatıyla görüştüklerinin altı çizildi.
"Girişim diğer Avrupa ülkeleriyle koordine edilmedi"
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Finlandiya ve Norveç’in girişimine sert tepki gösterdi. Frederiksen, görüşmenin diğer Avrupa ülkeleriyle yeterince koordine edilmediğini belirterek Rusya’nın barış istediğine dair bir işaret görmediğini söyledi.
Danimarka Başbakanı, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırılarını sürdürmesini ve Avrupa ülkelerine yönelik hibrit faaliyetlerini, Moskova’nın diplomasiye yaklaşımına ilişkin kuşkularının gerekçesi olarak gösterdi.
Frederiksen, Finlandiya ve Norveç’in bu girişimle ne elde etmeyi amaçladığını anlamadığını belirtti. Avrupa ülkelerinin Rusya karşısında ortak hareket etmesi gerektiğini savunan Frederiksen, daha önce Macaristan’ın eski Başbakanı Viktor Orbán’ın Putin’le yaptığı görüşmeleri de hatırlattı.
Danimarka yönetiminin temel kaygısı, ülkelerin kendi başlarına yürüttüğü temasların Avrupa’nın ortak müzakere pozisyonunu zayıflatması ve Moskova’ya Avrupa ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarını kullanma fırsatı vermesi.
İsveç de görüşmenin sonuçlarına kuşkuyla yaklaşıyor
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson da Finlandiya ve Norveç’in girişimine ilişkin beklentisinin düşük olduğunu söyledi.
Kristersson, Putin dışında herkesin barış istediği yönünde bir izlenime sahip olduğunu belirterek doğrudan görüşmelerin Avrupa’nın ortak tutumunu bölme riski taşıdığına dikkat çekti.
Bununla birlikte İsveç Başbakanı, görüşmenin içeriğini tam olarak bilmeden Finlandiya ve Norveç’in Avrupa’nın birliğini bozduğunu söylemediğini de vurguladı.
Kristersson’a göre, Rusya’yı Ukrayna’nın koşulları temelinde kabul edilebilir bir barışa yaklaştırabilecek temaslar olumlu karşılanabilir.
"Avrupa’nın Rusya’yla konuşması gerekiyor"
Eleştiriler üzerine konuşan Støre, Avrupa ülkelerinin Rusya’yla doğrudan temas kurmasının gerekli olduğunu savundu.
Norveç Başbakanı, Avrupa’nın Moskova’yla görüşmesinin ABD yönetiminin yürüttüğü diplomatik temasları tamamlayabileceğini belirtti. Støre ayrıca girişim öncesinde ortakları ve müttefikleriyle istişarelerde bulunduklarını, görüşmenin ardından da kendilerine bilgi verdiklerini söyledi.
Finlandiya ve Norveç, Putin’le görüşmenin Ukrayna konusunda Avrupa adına müzakere yürütmek anlamına gelmediğini, iki ülkenin kendi liderleri olarak hareket ettiğini vurguladı.
İki lider, Putin’le konuşmalarının hemen ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’yi aradı. Zelenskiy, diplomatik girişim ve ülkesiyle sürdürülen koordinasyon nedeniyle Finlandiya ve Norveç’e teşekkür etti. Ukrayna yönetimi, Rusya’nın enerji ve altyapıya yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini yineledi.
Putin’den taviz sinyali gelmedi
Kremlin’in görüşmeye ilişkin açıklaması, Rusya’nın müzakerelerdeki temel taleplerinde değişiklik olduğuna işaret etmedi.
Putin’in, kalıcı ve adil bir barışın ancak Rusya’nın çıkarlarının eksiksiz biçimde dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini söylediği aktarıldı. Bu ifade, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmelerde kendi koşullarını öne çıkarmayı sürdürdüğünü gösteriyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede, Finlandiya ve Norveç’in yeni bir öneri sunmadığını savundu. Lavrov, Avrupa ülkelerinin barış sürecinde daha fazla rol üstlenme arayışında olduğunu da ileri sürdü.
Gözler Abu Dabi’de yapılması beklenen müzakerelerde
Telefon görüşmesi, Rusya, Ukrayna ve ABD temsilcilerinin gelecek ay Abu Dabi’de bir araya gelmesi beklenen yeni müzakere turu öncesinde gerçekleşti.
Finlandiya ve Norveç, Putin’le temaslarını bu diplomatik sürecin devamı olarak değerlendirdi. Görüşme, Avrupa ülkelerinin barış müzakerelerine nasıl katılacağı ve Moskova’yla doğrudan iletişimin hangi çerçevede yürütüleceği tartışmasını da yeniden gündeme taşıdı.
Avrupa Birliği kurumları da Rusya’yla yürütülecek görüşmelerde Avrupa’nın ortak tutumunu temsil edecek bir ekip oluşturulması üzerinde çalışıyor. Ancak Avrupa ülkeleri arasında, Rusya’yla hangi koşullarda ve kimlerin aracılığıyla görüşüleceği konusunda tam bir uzlaşma bulunmuyor.
İskandinav ülkeleri arasında nadir görülen ayrışma
Finlandiya, Norveç, Danimarka ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş konusunda şimdiye kadar büyük ölçüde ortak bir tutum benimsedi. Dört ülke de Kiev’e destek verdi ve Moskova’ya yönelik yaptırımları savundu.
Ancak Finlandiya ve Norveç’in Putin’le doğrudan görüşme kararı, ortak hedefin nasıl gerçekleştirileceği konusunda farklı yaklaşımlar bulunduğunu ortaya çıkardı.
Bir tarafta, savaşın sona erdirilmesi için Rusya’yla doğrudan temas kurulmasını gerekli gören yaklaşım bulunuyor. Diğer tarafta ise koordinasyonsuz girişimlerin Avrupa’nın diplomatik ağırlığını zayıflatabileceği ve Moskova’ya avantaj sağlayabileceği kaygısı öne çıkıyor.