Yatırım fonlarında yaşanan kriz, şirketlerin nakit akışı ve ticari ödeme dengelerine ilişkin endişeleri artırıyor. Sektör temsilcileri, bazı şirketlerin vadesi gelen borçlarını ertelemek için fonlarda yaşanan gelişmeleri gerekçe gösterdiğini öne sürdü.
Sektör kaynakları, bazı firmaların tedarikçi ödemelerini ve çalışan maaşlarını geciktirmek için “Paramız fonda bağlı kaldı” veya “Fon çalkantısı nedeniyle nakit sıkışıklığı yaşıyoruz” ifadelerini kullandığını aktardı.
Ticari güven zedeleniyor
Sektör temsilcileri, yaşanan ödeme gecikmelerinin ne kadarının doğrudan fon mağduriyetinden, ne kadarının şirketlerin vadeleri uzatma eğiliminden kaynaklandığını ayırt etmenin zorlaştığını belirtiyor.
Kaynaklar, mevcut tabloyu sistemik bir krizden ziyade ticari güveni ve piyasa etiğini zedeleme riski olarak değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde karşılıksız çek ve protestolu senet oranlarının yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Ödemelerin gerekçesiz veya yapay nedenlerle ertelenmesinin, tedarik zinciri boyunca yayılabilecek bir domino etkisi yaratarak reel sektörü olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.
Şirketler teminat açığı riskiyle karşı karşıya
Fon krizinin hisse senetlerinde yarattığı değer kayıpları, şirketlerin finansman koşulları üzerindeki baskıyı da artırıyor.
Sahip oldukları şirket hisselerini veya fon portföylerini teminat göstererek kredi kullanan şirketler, varlık değerlerindeki gerileme nedeniyle teminat açığı riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Sektör temsilcilerine göre bankalar, teminat değerlerindeki düşüşe rağmen şirketleri acil varlık satışına zorlayabilecek sert adımlardan şimdilik kaçınıyor. Bankacılık sektörünün, finansmana erişimin zorlaştığı mevcut ortamda gelişmeleri bekle-gör yaklaşımıyla izlediği belirtiliyor.
İş dünyası kaynakları, teminat risklerinin derinleşmemesi için bankalar ile reel sektör arasındaki iletişimin sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.