- Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi yüzde 5’e yükseldi. Bu seviye, 24 yılı aşkın sürenin en yüksek noktası olarak kayda geçti.
- Gelecek yılın bütçesine ilişkin belirsizlik, yüksek kamu borcu ve hükümetin harcamaları azaltma planlarına karşı büyüyen protestolar yatırımcıların güvenini zayıflatıyor.
- Okullardaki kötü koşullara yönelik gösteriler, yaşam maliyetleri ve kamu hizmetlerine ilişkin memnuniyetsizlikle birleşerek farklı kentlerde yağma, kundaklama ve polisle çatışmalara dönüştü.
- Tahvil getirilerinin yükselmesi, Fransa’nın yeni borçlanmalarını daha pahalı hale getiriyor. Artan finansman maliyetleri, bütçe açığını düşürmeye çalışan hükümetin işini daha da zorlaştırıyor.
Fransa’da siyasi belirsizlik ve toplumsal huzursuzluk, devlet tahvili piyasasında satış baskısını artırdı. Ülkenin gösterge niteliğindeki 10 yıllık devlet tahvilinin getirisi sabah işlemlerinde yüzde 5’e kadar yükseldi. Getiri daha sonra yüzde 4,99 seviyesine geriledi.
Fransız devlet tahvillerinin getirisi, yatırımcıların ülkeye borç verirken talep ettiği faiz oranını yansıtıyor. Tahvil fiyatları düştüğünde getiriler yükseliyor. Bu durum, devletin yeni borçlanmalarında daha yüksek maliyetlerle karşılaşması anlamına geliyor.
Piyasalardaki baskının arkasında iki temel kaygı bulunuyor: Hükümetin gelecek yılın bütçesini kabul ettirmekte zorlanması ve ülke genelinde büyüyen protestoların ekonomik reformları sekteye uğratabileceği endişesi.
Bütçe krizi ve siyasi belirsizlik yatırımcıları tedirgin ediyor
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2024’te erken seçim kararı almasının ardından parlamentoda oluşan parçalı siyasi yapı, hükümetin bütçe ve harcama politikalarını hayata geçirmesini zorlaştırdı.
Hükümet, kamu maliyesini düzeltmek ve bütçe açığını azaltmak amacıyla emeklilik harcamalarında ve savunma dışındaki bazı kamu kurumlarının bütçelerinde kesintiler öngörüyor. Ancak bu adımların siyasi muhalefet ve toplumsal tepki nedeniyle uygulanamaması, yatırımcıların Fransa’nın borçlarını kontrol altına alma kapasitesine ilişkin kaygılarını artırıyor.
Fransa’nın bütçe açığı 2025’te gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5,1’ine ulaştı. Kamu borcunun da ekonomik üretime oranla yüksek seviyede bulunması, yeni borçlanmaların maliyetindeki artışı daha önemli hale getiriyor.
Yatırımcıların Fransa’dan daha yüksek getiri talep etmesi, bütçedeki faiz giderlerini artırarak hükümetin diğer harcamalar için kullanabileceği kaynakları daraltabilir. Böylece borçlanma maliyetlerindeki yükseliş, kamu maliyesini düzeltme çabalarını daha da güçleştiren bir döngü yaratabilir.
Protestolar okullardan yaşam maliyetlerine yayıldı
Fransa’da haftalardır süren gösteriler başlangıçta okullardaki kötü fiziki koşullar ve öğretmen eksikliği gibi sorunlara odaklanmıştı. Zamanla yaşam maliyetlerinin yükselmesi, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar ve hükümetin bütçe politikalarına yönelik tepkiler de protestoların gündemine girdi.
17 Ekim’de ülke genelinde düzenlenen gösterilerin ardından Paris, Marsilya, Bordeaux ve Nice gibi kentlerde şiddet olayları yaşandı. Bazı bölgelerde mağazalar yağmalandı, kamu binaları zarar gördü ve polisle göstericiler arasında çatışmalar çıktı.
Limoges kentindeki belediye binasında çıkan yangın da olayların boyutunu gözler önüne seren gelişmeler arasında yer aldı.
İçişleri Bakanlığının açıklamalarına dayanan haberlerde, protestolar ve olaylar kapsamında binlerce kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Macron, televizyondan yaptığı açıklamada yaşanan şiddeti kınadı.
Gösterilerin bütçe görüşmeleri açısından da önemli sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Ekonomistler, kamu harcamalarında kesintiye gitmeye çalışan herhangi bir hükümetin, toplumsal muhalefet nedeniyle reformları uygulamakta zorlanabileceğine dikkat çekiyor.
Fransa ile Almanya arasındaki faiz farkı açılıyor
Fransa’nın borçlanma maliyetlerindeki artış, ülkenin Avrupa’nın en güvenli borçlanma araçlarından biri olarak görülen Almanya’nın devlet tahvilleriyle arasındaki farkı da büyütüyor.
Almanya’nın 10 yıllık tahvil getirisi avro bölgesinde önemli bir referans kabul edilirken Fransa’nın aynı vadeli tahvillerinin daha yüksek getiri sunması, yatırımcıların Fransız borcunu daha riskli değerlendirdiğini gösteren göstergelerden biri olarak izleniyor.
Fransız tahvil getirileri hafta boyunca 20 baz puandan fazla yükseldi.
Bu artış, dünyanın en büyük ekonomilerinin devlet tahvillerindeki ortalama yükselişin belirgin biçimde üzerinde gerçekleşti. Fransız ve Alman tahvilleri arasındaki getiri farkı da ekim ayının başında görülen yüksek seviyelere yaklaşmaya başladı.
Tahvil piyasasındaki baskı, yalnızca Fransa’nın mevcut borç yüküyle ilgili değil. Yatırımcılar, hükümetin gelecek yılın bütçesini parlamentodan geçirip geçiremeyeceğini ve harcama kesintilerinin uygulanıp uygulanamayacağını da yakından takip ediyor.
2027 seçimleri öncesinde baskı artıyor
Fransa, 2027’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşırken ekonomik ve siyasi sorunlarla karşı karşıya. Bütçe politikaları üzerindeki anlaşmazlıklar, hükümetin parlamentodaki hareket alanını daraltırken protestoların siyasi sonuçları da tartışma konusu oluyor.
Analistler, sokaklardaki huzursuzluğun kamu harcamalarını azaltmayı amaçlayan reformların uygulanmasını zorlaştırabileceğini belirtiyor. Bütçenin kabul edilememesi veya siyasi uzlaşmalar nedeniyle hedeflenen tasarrufların gerçekleştirilememesi halinde, ülkenin borçlanma ihtiyacının artabileceği endişesi bulunuyor.
Fransa açısından temel sorun, kamu maliyesini düzeltme ihtiyacı ile kamu hizmetlerinin korunmasını ve yaşam maliyetlerine ilişkin toplumsal talepleri karşılama zorunluluğu arasında denge kurmak. Tahvil getirilerindeki yükseliş, bu denklemi daha da zorlaştırıyor.
Piyasalardaki hareketlilik, Fransa’nın mali sorunlarının yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı olmadığını; bütçe kararları, toplumsal tepkiler ve siyasi istikrarın birbirini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde bütçe görüşmelerinin seyri ve protestoların devam edip etmeyeceği, ülkenin borçlanma maliyetleri açısından belirleyici olacak.