37. kuşaktan Hz. Peygamber’in torunu, ud ve viyolonsel virtüözü Şerif Muhiddin Targan’ın Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’ne bağışladığı seçili eserlerden oluşan sergi, sanatçının kültürel mirasını ve çok yönlü sanat yaşamını Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde ziyaretçilerle buluşturuyor.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki dönüşümlere tanıklık eden Targan, gelenek ile modern dünya arasındaki kurduğu bağla dönemin önemli sanatçılarından biri oldu. 21 Ocak 1892’de İstanbul’da doğan Targan, Tanzimat’la hız kazanan Batılılaşma sürecinin ve II. Abdülhamid dönemi siyasi ile ekonomik krizlerinin ortasında büyüdü. Köklü bir aileden gelen Targan’ın Çamlıca’daki “Şerifler Köşkü” olarak bilinen aile evi dönemin seçkin bürokratlarının, entelektüellerinin ve sanat dünyasından isimlerin uğrak yerlerinden biriydi.
Dönemin diğer seçkin ailelerinin çocukları gibi Targan da aile evinde özel eğitimine başladı. Arapça, Fransızca ve İngilizceyi ana dil düzeyinde öğrenen Targan, başarılı ve çalışkan öğrenciliğiyle dikkat çekti. Hukuk Fakültesini kazanan Targan, henüz öğreniminin ikinci senesindeyken Darülfünun’un Edebiyat Bölümüne devam etti ve her iki bölümden de 1909 yılında mezun oldu.
Targan’ın musikiyle tanışması da yine aile evinde gerçekleşti. Rauf Yekta ve Zekâizade Ahmed Efendi gibi isimler ona Osmanlı musiki geleneğini aktarırken, Mösyö Righi gibi hocalar da onun Batı müziğiyle buluşmasını sağladı. Böylece hem geleneksel Osmanlı musikisini hem de Batı müziğini genç yaşlarında yakından tanıma imkânı buldu.
Küçük yaşlarından itibaren ud icrasındaki öne çıkan Targan aynı dönemde viyolonsele ilgi duymaya başladı. İlerleyen dönemde viyolonsel eğitimi sırasında edindiği teknik bilgileri uda aktardı. Böylece kendine özgü ud tavrı geliştirdi. Hocalarına göre Targan’ın başarısında yalnızca doğuştan gelen yeteneğini değil, geleneğe bağlılığı kadar musikide yeniliklere açık oluşu da etkiliydi. Bu birikim, Targan’ın solo ud icrasıyla Batılı teknik disiplini geleneksel musikiyle birleştirmesine ve “Kapris” ve “Koşan Çocuk” gibi eserler üretmesine zemin hazırladı.
Sanat Yolculuğunda Yeni Dönem
Şerif Muhiddin Targan, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ailesinin ekonomik sıkıntıları ve ülkedeki siyasi-toplumsal gelişmeler sebebiyle Amerika’ya gitme kararı aldı. Büyük piyano virtüözü Leopold Godowsky’nin, ayrıca fikir dünyasından etkilendiği dostu Mehmet Âkif’in de teşvikiyle New York seyahati, kariyerinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Targan’ın 1928’de New York Town Hall’de verdiği konser sayesinde Türk musikisi ve ud enstrümanı Batı müzik çevrelerince kabul gördü. Targan’ın eserlerini plaklara kaydetmesi de onun müziğini, sanatını bugünlere taşımasına yardımcı oldu.
İstanbul’a Dönüş ve Safiye Ayla’yla Evliliği
İstanbul’a döndükten sonra çalışmalarını sürdüren Şerif Muhiddin Targan 1950 yılında Safiye Ayla ile hayatlarını birleştirdi. Türk musikisinin iki usta isminin evliliği zamanla onların evini sanat camiası için bir müzik okuluna çevirdi. Safiye Ayla’nın eşine olan hayranlığı ondan ilham almasını sağlarken Targan’ın eşine olan sevgisi Suzinak makamında “Ömrümün Son Şevki Sensin” bestesi yapmasına kaynak oldu. Birlikte yardım konserlerinde yer alan çift, Türk müziğine değer katmayı sürdürdü. Targan’ın vefatının ardından Safiye Ayla tarafından Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’ne bağışlanan özel işçilikli enstrümanlar, karakalem ve yağlı boya tablo çalışmaları ile sanatçıya ait kişisel eşyalar bugün Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.
Editör: İrem Yaman