- Netflix Eş CEO'su Ted Sarandos, yapay zekâ araçlarını içerik kalitesini artırmak, yapım süreçlerini hızlandırmak ve maliyetleri radikal bir şekilde düşürmek için kullandıklarını belirtti.
- Yakın zamanda yayınlanan ve Tom Hanks'in yapımcılığını üstlendiği "The American Experiment" belgesel dizisindeki 17 dakikalık tarihi canlandırma sahneleri, yapay zekâ sayesinde normal sürenin iki katı hızında ve yarı maliyetine mal edildi.
- Sarandos, "Birçok yapım ekibi, bütçeleri veya zaman kısıtlamaları yetmediği için çekemeyecekleri devasa tarihi savaş sahnelerini veya kalabalık sekansları bu yapay zekâ araçları sayesinde kurtardı" açıklamasını yaptı.
Netflix, yapay zekâ konusundaki iştahını sadece efektlerle de sınırlamadı. Şirket son dönemde Ben Affleck'in yapay zekâ tabanlı teknoloji girişimini satın aldı ve tamamen bu teknolojiye odaklanan yeni bir animasyon stüdyosu kurdu. Ancak bu durum, sinema sanatı açısından bambaşka bir tartışmayı beraberinde getirdi: "Netflix Görünümü" (Netflix Look).
Yapay zekâ sinemanın pürüzlerini ve ruhunu yok mu ediyor?
Sinema eleştirmenleri ve tutkunları, uzunca bir süredir Netflix yapımlarının kendine has, neredeyse "fazla steril" görsel tarzından yakınıyor. Çok temiz görüntüler, kusursuz akıcı kamera hareketleri, parlak ve eşit dağıtılmış ışıklar ile aşırı yoğun renk dijital düzenlemeleri...
Geleneksel sinema salonlarında izlediğimiz filmlere o sanatsal ruhu veren grenler, ışık sızmaları, dokular ve kasıtlı görsel kusurlar, yerini yapay zekanın elinden çıkmış "aşırı cilalı" bir yapaylığa bırakıyor. Sarandos raporda bu görselliğin detaylarına inmemiş olsa da, 300 yapımda kullanılan bu teknolojinin, ekranlarımızda izlediğimiz o ruhsuz dijital cilaya doğrudan zemin hazırladığını tahmin etmek artık hiç de zor değil.
Dahası, bu 300 yapımın arkasında Hollywood'un çok ünlü yönetmenlerinin de olduğu aşikar. Ancak etik ve sanatsal tartışmaların ortasında kalıp linç edilmek istemedikleri için, yapay zekâ kullandıklarını muhtemelen hiçbir zaman itiraf etmeyecekler ve anonim kalmayı seçecekler.