gdh digital

Nobel Barış Ödülü sahibi Pillay'dan Filistin çağrısı: Uluslararası toplum apartheid dönemindeki gibi harekete geçmeli

2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen eski Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargıcı Navanethem Navi Pillay, Filistinlilerin haklarının korunması için uluslararası toplumun Güney Afrika'daki apartheid rejiminin sona ermesinde etkili olan kolektif eylem ve ekonomik yaptırımlara benzer adımlar atması gerektiğini söyledi.

Yazan: Usame Zarif

· Güncellendi: · 6 dk okuma

Nobel Barış Ödülü sahibi Pillay'dan Filistin çağrısı: Uluslararası toplum apartheid dönemindeki gibi harekete geçmeli
Navanethem Navi Pillay - AFP

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

  • 2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Navanethem Navi Pillay, Filistinlilere yönelik ihlallerin sona ermesi için uluslararası toplumun daha güçlü adımlar atmasını istedi.
  • Güney Afrika'daki apartheid rejiminin sona ermesinde etkili olan kolektif eylem ve ekonomik yaptırımların Filistin konusunda da örnek alınması gerektiğini söyledi.
  • Soykırımı önleme sorumluluğunun her devlete ait olduğunu vurgulayan Pillay, uluslararası hukukun siyasi çıkarlara göre seçici biçimde uygulanmasına karşı çıktı.
  • ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımlarının kınanması ve mahkemenin çalışmalarını sürdürebilmesi için uluslararası destek sağlanması çağrısında bulundu.

2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen eski Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Yargıcı Navanethem Navi Pillay, Filistinlilere yönelik ihlallerin sona ermesi için uluslararası toplumun daha güçlü adımlar atması gerektiğini belirtti. Güney Afrika'daki apartheid rejimine karşı yürütülen mücadelede uluslararası kamuoyunun rolüne dikkati çeken Pillay, Filistinlilerin özgürlük mücadelesinin de uluslararası dayanışma ve ekonomik yaptırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Barışı ve uluslararası hukuku geliştirme çabaları dolayısıyla 9 Ekim'de 2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Pillay, AA muhabirine verdiği röportajda Güney Afrika'daki apartheid dönemine ilişkin deneyimlerini anlatarak Filistinlilerin mücadelesiyle benzer yönlerine dikkati çekti.

Apartheid döneminde Güney Afrikalı avukatların uluslararası kamuoyunun dikkatinden uzakta mücadele yürüttüğünü belirten Pillay, "Dürüst olmak gerekirse dünyanın geri kalanı bize hiç dikkatini vermedi." dedi.

Pillay, Birleşmiş Milletler (BM) komisyonunun o dönemde kanıt toplayarak bulgularını uluslararası kamuoyuyla paylaşmasının siyahi Güney Afrikalılara önemli katkı sağlayabileceğini söyledi.

Uluslararası topluma, Güney Afrika'da apartheid rejiminin sona ermesine katkı sağlayan kolektif eylemlerden ve ekonomik yaptırımlardan ders çıkarma çağrısı yapan Pillay, "Filistinlilerin 90 yılı aşkın süredir özgürlükleri için mücadele ettikleri göz önüne alındığında, uluslararası toplumun göstereceği ilgi ve desteğin onlar için büyük bir anlam taşıyacağını düşünüyorum." diye konuştu.

Pillay, uluslararası dayanışmanın Filistin halkına "Yalnız değilsiniz. Doğru bilgiler paylaşıldıkça gerçekler gün yüzüne çıkacaktır." mesajını vereceğini belirtti.

Uluslararası topluma Filistin'e destek çağrısı

Filistinlilerin yaşadığı mağduriyetin temel nedenlerinin tespit edilmesinin önemini vurgulayan Pillay, geçen yıl başkanlığını yaptığı BM komisyonunun, İsrail işgalinin çatışmalara neden olduğu yönündeki tespitine işaret etti.

Hükümetlerin uluslararası barışı ve adaleti sağlama sorumluluklarının önüne giderek daha fazla siyasi ve bölgesel çıkarlarını koyduğunu söyleyen Pillay, BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) ihlallere yanıt vermek için çeşitli mekanizmalara sahip olduğunu hatırlattı. Pillay, bu mekanizmalar arasında barış gücü operasyonları, soruşturma komisyonları, arabuluculuk ve ekonomik yaptırımların bulunduğunu kaydetti.

Pillay, "Ellerindeki temel araç, uluslararası insan hakları hukukunu ve uluslararası insancıl hukuku ihlal eden hükümetlere karşı yaptırımlar yani ekonomik yaptırımlar uygulamaktır. Bunu daha önce yaptılar." ifadelerini kullandı.

Sivil toplumun uluslararası ihlaller karşısında hükümetlerin hareketsiz kalmasını sorguladığını belirten Pillay, "Sivil toplumun sorduğu soru şu: 'Biz, halkın her gün tanık olduğu bu büyük ihlaller karşısında neden öylece oturup hiçbir şey yapmıyorsunuz? Televizyon ekranlarımızda bir soykırımın işlendiğini görebiliyoruz.'" diye konuştu.

Güney Afrika'daki apartheid rejiminin sona ermesinde BMGK'nin ve ekonomik yaptırımların rolüne dikkati çeken Pillay, "İşte o düzeyde bir işbirliğini ve Filistinlilere yönelik büyük ihlaller ile katliamın o düzeyde kınanmasını bekliyor ve buna çağrıda bulunuyorum." dedi.

"Kabul edemeyeceğimiz tek şey, hiçbir şey yapmamaktır"

İsrail'in uluslararası alanda giderek yalnızlaşmasının ve işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimcilere yönelik yaptırımların İsrail'in eylemlerinden sorumlu tutulmasına katkı sağlayıp sağlayamayacağı sorulan Pillay, bu gelişmelerin ülkelerin birlikte daha güçlü adımlar atmasına zemin hazırlayabileceğini belirtti.

Pillay, "Kabul edemeyeceğimiz tek şey, hiçbir şey yapmamaktır." dedi.

Nelson Mandela'nın, Filistinliler baskı ve işgal altında kaldıkları sürece Güney Afrikalıların özgürlüğün tadını tam olarak çıkaramayacakları yönündeki görüşünü hatırlatan Pillay, Filistinlilerin apartheid rejimine karşı mücadelede kullanılanlara benzer önlemler talep ettiğini söyledi.

Pillay, "Filistinliler, apartheid rejimini sona erdirmek için uygulanan türden adımlar atılması çağrısında bulunuyor. Ekonomik boykotların öneminin farkındalar." ifadelerini kullandı.

İsrail hükümetinin Yüksek Mahkemeyi zayıflatma çabalarına karşı İsraillilerin düzenlediği protestolara da değinen Pillay, hükümetlere sivillerin protesto hakkına saygı gösterme ve uluslararası ceza soruşturmalarında işbirliği yapma çağrısında bulundu.

Pillay, özellikle sivillerin acı çektiği durumlarda uluslararası hukuk ilkelerinin seçicilik veya ön yargı olmaksızın tutarlı biçimde uygulanması gerektiğini vurguladı.

"Soykırımı önleme görevi her devlete aittir"

Soykırımı önleme sorumluluğunun yalnızca uluslararası kuruluşlara değil, hükümetlere de ait olduğunu belirten Pillay, 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin bu konuda açık hükümler içerdiğini söyledi.

Pillay, "Soykırım Sözleşmesi çok açık. Soykırımı önleme görevi her devlete aittir. Bu, soykırıma tepki göstermek ve suçlanan failleri cezalandırmakla ilgili değil bir amaca yöneliktir. Temel amaç, önlemektir çünkü bir grubun tamamen ya da kısmen yok edilmesi, kabul edilemez bir suçtur." ifadelerini kullandı.

Ciddi ihlallere ilişkin uyarılara rağmen silah, istihbarat veya siyasi destek sağlayan hükümetlerin olası hukuki sorumluluklarına da değinen Pillay, devletlerin uluslararası sözleşmeleri ve anlaşmaları kendilerinin oluşturduğunu hatırlattı.

Hükümetlerin siyasi çıkarları nedeniyle kendi taahhütlerini uygulamakta başarısız olduklarını savunan Pillay, "Standartları onlar belirledi. Şimdi bunları ayırmaksızın uygulamak zorundalar." dedi.

BM komisyonunun, İsrail'in Filistin topraklarındaki işgaline ilişkin Uluslararası Adalet Divanından (UAD) danışma görüşü talep edilmesi için BM Genel Kuruluna çağrıda bulunduğunu hatırlatan Pillay, UAD'nin 2024'te İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığının hukuka aykırı olduğuna hükmeden ve Filistinlilerin haklarına ilişkin yükümlülükleri ortaya koyan görüşünü memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Bununla birlikte Pillay, hukuki süreçlerin sahada acı çeken insanlar açısından kısa vadede yeterli fayda sağlamayabileceğine dikkati çekti.

Pillay, "Bu süreçlerin, insanların içinde bulundukları acil ve vahim durumu hafifletmek konusunda pek de yardımcı olmadığı fikrine katılıyorum. Dünyanın dört bir yanında baskı altında yaşayan insanların haklarını savunmak ve bu hakların hayata geçirilmesini sağlamak için uluslararası hukuku kullanalım." diye konuştu.

BM'deki "sistem adaletsiz"

Birleşmiş Milletlerde hükümetlerin belirleyici konumuna ve sivil topluma ayrılan alanın darlığına işaret eden Pillay, mevcut yapıyı eleştirdi.

Pillay, "Tabii ki sistem adaletsiz. Birleşmiş Milletleri kim kontrol ediyor? Üye ülkeler, hükümetler." ifadelerini kullandı.

BM üyesi ülkeleri sivil toplum kuruluşlarıyla daha yakın işbirliği içinde çalışmaya çağıran Pillay, uluslararası karar alma süreçlerinde sivil toplumun rolünün güçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımlarını kınama çağrısı

ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesine yönelik yaptırımlarını da değerlendiren Pillay, dünya ülkelerini ve BM üyelerini bu tedbirlere karşı çıkmaya çağırdı.

Pillay, "Roma Statüsü'ne taraf olsun olmasın dünya ülkelerini ve üye ülkeleri, ABD'nin bu mahkemeye yönelik kanunsuz tedbirlerini ve yaptırımlarını kınamaya çağırıyorum." dedi.

Söz konusu uygulamaların kabul edilemez olduğunun açıkça ifade edilmesi ve UCM'nin karşılaştığı engelleri aşmasına yardımcı olunması gerektiğini vurgulayan Pillay, mahkeme çalışanlarının baskılara rağmen görevlerini sürdüreceğine inandığını belirtti.

Pillay, "Yaptıklarını durdurmayacaklar çünkü bağlılıkları nedeniyle çalışıyorlar. Herkes için adaletin sağlanabileceğine inanıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Pillay'a göre Nobel Barış Ödülü'nü kazanması "derin anlamlı"

2026 Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasını "beklenmedik, derin anlamlı ve büyük bir sürpriz" olarak nitelendiren Pillay, Nobel Komitesinin on yıllara yayılan kariyerinin farklı yönlerini takdir etmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.

Pillay, "Her zaman bir dava kazanamıyorsunuz. Bazılarını kazanırsınız. Birçoğunu kaybedersiniz, özellikle apartheid altındaki Güney Afrika'da." dedi.

Nobel Komitesinin uluslararası barış ve adalete katkılarını değerlendirmeye yönelik çabalarını takdir etmesinin ve çalışmalarını tanımasının kendisi için önemli olduğunu belirten Pillay, bunun "unutulmaz bir an" olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: gdh haber merkezi

Podcast

Yapay Zekâ Özeti

Nobel Barış Ödülü sahibi Pillay'dan Filistin çağrısı: Uluslararası toplum apartheid dönemindeki gibi harekete geçmeli

  • 2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen eski Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargıcı Navanethem Navi Pillay, Filistinlilere yönelik ihlallerin sona ermesi için uluslararası toplumun Güney Afrika'daki apartheid dönemine benzer şekilde harekete geçmesi gerektiğini belirtti.
  • Pillay, barış ve adaletin tesisi için kolektif eylemlerin ve ekonomik yaptırımların bir araç olarak kullanılmasının önemine dikkat çekti.
  • Soykırımı önleme sorumluluğunun her devlete ait olduğunu vurgulayan deneyimli hukukçu, uluslararası hukukun siyasi çıkarlara göre seçici bir şekilde uygulanmasını eleştirdi.
  • Birleşmiş Milletler bünyesindeki karar alma mekanizmalarında sivil toplumun rolünün güçlendirilmesi çağrısında bulunan Pillay, ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik baskılarına karşı durulması gerektiğini ifade etti.
  • Bu açıklamalar, küresel adaletin sağlanması noktasında devletlerin hukuki taahhütlerine sadık kalmaları gerektiği yönünde güçlü bir çağrı niteliği taşıyor.

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Şehrini seç

Haberi Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim