• BIST 10014.575,51−0,24%
  • USD/TRY48,22+0,12%
  • EUR/TRY56,22+0,27%
  • Gram Altın7.134,55+0,12%
  • Brent Petrol88,32+2,19%
  • Bitcoin/TRY3.849.059,00+0,03%
GDH Digital

Osmanlı'da sahte belgenin cezası el kesmekten idama kadar gidiyordu

Yazan: Dilara Kaya

· Güncellendi: · 1 dk okuma

Osmanlı'da sahte belgenin cezası el kesmekten idama kadar gidiyordu
  • Prof. Dr. Erhan Afyoncu'nun yazısına göre, Osmanlı'da memurlar arazi, timar geliri ve makam elde etmek gibi çıkarlar için sahte ferman, berat ve hatta fetva düzenliyordu.
  • Devlet, sahteciliği önlemek için belgelerdeki yetkili mühürlerini, merkezde bulunan "mühür tatbik defterleri" ile karşılaştırarak titiz bir kontrol mekanizması işletiyordu.
  • Suçu kanıtlanan memurlar, görevden alınmanın yanı sıra el kesme, kürek cezası, sürgün ve idam gibi dönemin en ağır cezalarına çarptırılıyordu.
  • Reisülküttap (Dışişleri Bakanı) ve Defter Emini gibi üst düzey bürokratlar bile sahteciliğe karıştıklarında idam edilebiliyordu.

Amaç haksız kazanç ve menfaat sağlamaktı

Prof. Dr. Erhan Afyoncu'nun aktardığına göre, Osmanlı döneminde memurluk büyük bir itibar ve iyi bir gelir kapısıydı. Ancak buna rağmen bazı devlet görevlileri, daha fazla kazanç elde etmek için belge sahteciliği gibi çeşitli suistimallere karışıyordu.

Sahtecilik, genellikle bir araziyi veya mülkü ele geçirmek, borç senediyle başkasının malına konmak veya bir göreve atanmış gibi sahte belge düzenlemek amacıyla yapılıyordu. Hatta yurtdışına satışı yasak olan stratejik ürünleri Avrupalı tüccarlara satmak veya düşmanlarını hapse attırmak için bile sahte evrak düzenleyenler oluyordu.

Mühürler merkezdeki defterlerle karşılaştırılıyordu

Devlet, sahte belgeleri tespit etmek için etkili bir denetim sistemi kurmuştu. Bir belgenin sahte olmasından şüphelenildiğinde, merkezdeki defterlerde bulunan kayıtlarla karşılaştırma yapılıyordu.

Belgenin gerçekliğini kanıtlayan en önemli unsur, üzerindeki kadı, sancakbeyi veya defterdar gibi yetkililerin mühürleriydi. Bu mühürler, merkezdeki "mühür tatbik defterleri" ile karşılaştırılarak doğruluğu teyit ediliyordu. Mühür sahte ise belge iptal ediliyor ve sorumlular hakkında derhal işlem başlatılıyordu.

Cezalar el kesmeden idama kadar uzanıyordu

Afyoncu, yazısında sahtecilik yapanların işledikleri suçun ağırlığına göre çok sert cezalara çarptırıldığını belirtti. Örneğin 1590'da Divân-ı Hümâyûn'da sahte belge düzenleyen bazı memurlardan ikisi idam edilmiş, altısının birer eli kesilmiş ve yedisi kürek cezasına gönderilmişti.

Sahteciliğe karışanlar arasında üst düzey devlet adamları da vardı. 1620'li yıllarda boşta kalan timarları sahte belgelerle kendi adamlarına peşkeş çektikleri anlaşılan Reisülküttap Hamza Efendi idam edilmiş, Defter Emini Abdi Efendi ise görevden alınmıştı. Cezaların ağırlığı, devletin belge sahteciliğine karşı ne kadar hassas olduğunu ve otoritesini korumak için ne denli sert tedbirler aldığını gösteriyordu.

Kaynak: Sabah

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Şehrini seç

Haberi Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim