ABD Deniz Kuvvetlerinin su altı test sahasında gerçekleştirilen denemelerde HADALUS, bir dizi deniz görevini tamamladı. Yaklaşık 10,4 metre uzunluğundaki platform, 2 bin deniz milinin üzerinde menzile sahip ve benzer uzun menzilli insansız su altı araçlarının yaklaşık üçte biri ila beşte biri maliyetle üretilebilecek şekilde geliştiriliyor.
Su altından fırlatma kabiliyeti gösterildi
HADALUS, testler sırasında su altında seyir halindeyken fırlatma kabiliyetini başarıyla gösterdi. Raytheon'a göre ABD Deniz Kuvvetleri, entegre sistemin su içerisindeki çalışmasını ilk kez bu testlerde gözlemledi.
Program kapsamında tespit, yeniden tespit ve angajman görevlerini tek bir insansız su altı platformunda birleştirmek hedefleniyor. HADALUS'un yüzey platformlarına kıyasla daha düşük tespit edilebilirlikle otonom görevler gerçekleştirmesi amaçlanıyor.
Raytheon Deniz Sistemleri ve İdame Başkan Yardımcısı Jen Gauthier, testlerin program açısından önemine dikkat çekti:
“Bu gösterim, yüzey platformlarından çok daha düşük tespit edilebilirliğe sahip, uçtan uca otonom su altı kabiliyetleri sunmaya yönelik daha geniş yol haritamızda önemli bir adım.”
18 ayda prototipe ulaşıldı
HADALUS, yaklaşık 1,8 metre kesite ve tamamen karbon fiberden üretilmiş, su geçişli bir dış iskelete sahip. Tasarımın yüksek yapısal dayanıklılığın yanı sıra geniş faydalı yük kapasitesi sağlaması hedefleniyor.
Raytheon ve CET, HADALUS'u ilk konsept tasarımdan tamamen işlevsel prototipe ve başarılı deniz testlerine 18 aydan kısa sürede taşıdı.
İki şirket; aracın tasarımı ve üretimi, fırlatıcı entegrasyonu, sonar, elektronik sistemler ve sistem seviyesindeki testlere ortak yatırım yaptı.
CET CEO'su ve Başkanı Chase Hogoboom, HADALUS'un geliştirme ve üretim yaklaşımına ilişkin:
CET'nin gelişmiş kompozit araç mimarisini Raytheon'un görev sistemleri, sensörleri ve entegrasyon uzmanlığıyla birleştirerek geleneksel alternatiflerin maliyetinin çok altında üretilebilecek yüksek kabiliyetli bir platform oluşturduk.
Raytheon ve CET, HADALUS'u uzun süreli otonom görevler gerçekleştirebilen ve daha düşük maliyetlerle ölçekli şekilde üretilebilecek yeni nesil insansız su altı sistemleri için bir platform olarak konumlandırıyor.