- İstanbul'daki selin ardından uzmanlar, su baskınlarının binalara zarar verebileceği konusunda uyardı.
- Yoğun yağışların bina temellerini zayıflatabileceği, duvarlarda çatlaklara ve çökmelere yol açabileceği belirtildi.
- Selden etkilenen evlerde ise fiyatların düşebileceği ve satışların zorlaşabileceği ifade ediliyor.
İstanbul'da etkili olan şiddetli yağışların ardından sel suları çekildi ancak binalarda oluşabilecek hasarlar ve konut piyasasına etkileri gündeme geldi. Konuyu gdh’a değerlendiren uzmanlar, özellikle dolgu ve alüvyon zeminlerde bulunan yapılarda taşıyıcı sistemlerin zarar görebileceğine dikkat çekiyor. Su baskını yaşayan binalarda çatlak, korozyon ve zemin sorunları oluşabileceği belirtilirken, selden etkilenen bölgelerde konut alıcılarının daha temkinli davranabileceği ve satışların yavaşlayabileceği ifade ediliyor.
Sel suları bina temellerini ve taşıyıcı sistemi tehdit ediyor
Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı Sinan Türkan, binalarda drenaj sistemlerinin bulunmaması veya yetersiz olması nedeniyle bodrum katların ve otoparkların sular altında kaldığına dikkat çekti. Temel izolasyonunun yapılmadığı veya yetersiz olduğu binalarda su baskınlarının zamanla korozyona neden olabileceğini belirten Türkan, asıl tehlikenin zemin üzerindeki etkiler olduğunu vurguladı. Yoğun yağışların özellikle dolgu, alüvyon ve killi zeminlerde taşıma gücünü önemli ölçüde azaltabileceğini ifade eden Türkan, bunun binalarda farklı oturmalara ve çatlaklara yol açabileceğini söyledi. Eski yapılarda mevcut korozyon sorunlarının da bu durumdan olumsuz etkilenebileceğini belirtti.
Binalardaki çatlaklara dikkat!
Şiddetli yağışların ardından binaların taşıyıcı elemanlarında gözle görülür çatlaklar veya farklı oturmalar oluşması halinde mutlaka uzman mühendislerden destek alınması gerektiğini söyleyen Türkan, özellikle yamaçlarda inşa edilen binaların daha dikkatli incelenmesi gerektiğini vurguladı. İstinat duvarlarına da dikkat çeken Türkan, duvarların arkasında drenaj bulunmaması veya biriken suyu tahliye eden su tahliye deliklerinin tıkanması halinde su basıncının artabileceğini belirtti. Bunun istinat duvarlarında devrilme veya çökmeye yol açabileceğini, zemin yetersizliğinin ise riski daha da artırabileceğini ifade etti.
Riskli bölgelerdeki yapılar kontrol edilmeli
Yoğun yağışların ardından kamu kurumları ve belediyelerin özellikle dolgu ve alüvyon zeminlerde bulunan konut ve okulları öncelikli olarak kontrol etmesi gerektiğini belirten Türkan, İstanbul'un dik yamaçlardan oluşan bölgelerine de dikkat çekti. Bu alanlarda yağış nedeniyle zeminin gevşeyebileceğini ve heyelan riskinin araştırılması gerektiğini söyleyen Türkan, yamaç diplerinde yaşayan vatandaşlar için gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Su baskını yaşanan binalarda ise ileride oluşabilecek korozyon riskine karşı su dolan bölümlerin boşaltılarak kurutulması gerektiğini vurguladı.
Alıcılar daha temkinli davranabilir
Öte yandan İstanbul’da yaşanan selin, konut alıcılarını ve yatırımcılarını taşkın riski daha düşük konumlara ve altyapısı güçlü yapılara yönlendirmesini beklediklerini anlatan Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Başkanı Hakan Akdoğan, “Dereboyu ve Ihlamurdere gibi su baskını yaşanan yerlerde özellikle doğrudan etkilenen binalarda alıcıların daha temkinli davranması, pazarlık taleplerinin artması ve satış sürelerinin uzaması mümkün. Ancak bütün bir mahallede fiyatların aynı oranda düşeceğini söylemek doğru olmaz. Etkinin kalıcılığını; baskının tekrarlanma ihtimali, hasarın boyutu ve alınan altyapı önlemleri belirleyecektir” dedi.
Bodrum katı kiralamada süre uzayabilir
“Tekrarlayan su baskını, giderilmemiş rutubet ve tesisat sorunları hem satış hem kiralama talebini zayıflatabilir” diyen Akdoğan, özellikle yol seviyesinin altında kalan bodrum ve giriş katlarda satış ve kiralama sürelerinin uzayabileceğini ve emsallere göre indirim gerekebileceğini ifade etti. Onarım yapılmasının önemine dikkat çeken Akdoğan, “Alıcı ve kiracının güvenini yeniden kazanmak için suyun giriş nedeninin giderildiğinin ve koruyucu önlemlerin belgelendirilmesi de gerekir” diye konuştu.
Aynı ilçe ve sokakta risk değişiyor
“İstanbul’da herhangi bir ilçeyi bütünüyle “sel açısından güvenli” ilan etmek yanıltıcı olur” ifadelerini kullanan Akdoğan, “İlçe ölçeğindeki araştırmalar genel bir çerçeve sunsa da aynı ilçede, hatta aynı sokakta risk değişebilir. İBB’nin Haramidere havzasındaki taşkın modellemesi de havza ve konum ölçeğindeki incelemenin önemini gösteriyor” yorumunu yaptı.
Suyun nereden gelip nereye gideceği de sorgulanmalı
Dere yataklarına yakın konutlarda belediye ve İSKİ’den taşkın ve altyapı bilgilerinin araştırılması gerektiğini anlatan Akdoğan, “Binanın geçmiş su baskınları, yol ve dereye göre kotu, drenajı, kanalizasyon geri tepmesine karşı önlemleri ve bodrum kullanımı uzmanlara inceletilmelidir. AFAD’ın da belirttiği gibi, kurumuş su yatakları dahi sel alanına dönüşebilir. Konut alırken manzara ve metrekare kadar, suyun nereden gelip nereye gideceğini de sorgulamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.