- Sibirya'daki bir veba araştırma merkezinde çalışan 28 yaşındaki Darya Shipilova'nın ölümü, olası akciğer vebası şüphesini gündeme getirdi. Rus yetkililer ölüm nedenini kaynağı bilinmeyen zatürre olarak açıkladı.
- Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), olayla ilgili daha fazla bilgi talep ederken Rusya'nın bilgi paylaşımındaki gecikmeleri eleştirdi. Yetkililer ise bölgede doğrulanmış bir veba vakası bulunmadığını bildirdi.
- Arktik bölgesinde hızla eriyen permafrost tabakası, uzun süredir donmuş halde bulunan mikroorganizmaların yeniden etkinleşmesi ihtimalini artırıyor. Bazı bakterilerde antibiyotik direnciyle ilişkili genler de tespit edildi.
- Sibirya'da 2016'da yaşanan şarbon salgını, donmuş toprakların çözülmesiyle geçmişteki patojenlerin yeniden ortaya çıkabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.
Bloomberg'in haberine göre, Sibirya'daki bir veba araştırma merkezinde görev yapan laboratuvar teknisyeni Darya Shipilova'nın ölümü, bölgede olası bir akciğer vebası vakasına ilişkin endişeleri gündeme getirdi. Yerel basında 28 yaşındaki teknisyenin iş yerinde yaşanan bir kazanın ardından enfekte olmuş olabileceği öne sürüldü. Ancak bu iddia henüz doğrulanmadı.
Rus yetkililer, Shipilova ile temas etmiş olabilecek yaklaşık 200 kişinin karantinaya alındığını açıkladı. Resmî kayıtlarda ölüm nedeni, kaynağı belirlenemeyen zatürre olarak yer aldı. Moskova yönetimi ayrıca DSÖ'ye bölgede doğrulanmış bir veba vakası bulunmadığını bildirdi.
Akciğer vebası, Yersinia pestis bakterisinin akciğerleri etkilemesiyle ortaya çıkan ağır bir enfeksiyon. Tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen hastalık, insandan insana da bulaşabiliyor. Bununla birlikte, teknisyenin ölümünün vebadan kaynaklandığına ilişkin doğrulanmış bir bulgu henüz açıklanmadı.
DSÖ, olayın değerlendirilmesi için Rusya'dan daha fazla bilgi istedi. Örgüt, kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapmaya yetecek veriye sahip olmadığını belirtirken Rusya'nın sorulara yanıt vermekte gecikmesini eleştirdi. ABD Başkanı Donald Trump da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile konu hakkında görüşmek üzere bir telefon görüşmesi planlandığını söyledi.
Binlerce yıldır donmuş topraklarda korunan mikroorganizmalar endişe kaynağı
Sibirya'daki şüpheli vaka, uzmanların dikkatini bölgenin çok daha geniş bir halk sağlığı sorununa çevirdi: Kalıcı donmuş topraklarda, yani permafrost tabakasında uzun süre korunmuş mikroorganizmalar.
Küresel ısınma nedeniyle bu tabakaların çözülmesi, geçmişte donmuş halde kalan bazı bakteri ve virüslerin yeniden etkinleşmesi ihtimalini gündeme getiriyor. Bilim insanları, bu mikroorganizmaların bir bölümünün insan sağlığı açısından önem taşıyabileceğini değerlendiriyor.
Araştırmalarda, binlerce yıl boyunca donmuş topraklarda kalan bazı virüslerin laboratuvar ortamında yeniden etkin hale getirilebildiği gösterildi. Ancak bu deneylerde incelenen virüslerin bir bölümü yalnızca amip gibi tek hücreli canlıları enfekte edebiliyor; dolayısıyla bunların insanlarda hastalık oluşturduğu anlamına gelmiyor.
Bununla birlikte uzmanlar, henüz yeterince tanınmayan diğer mikroorganizmaların oluşturabileceği risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Permafrost örneklerinde günümüzde de görülen bazı bakteri gruplarıyla akraba mikroorganizmalar ve antibiyotik direnciyle ilişkili genler tespit edildi. Bu bulgular, eski patojenlerin yeniden ortaya çıkması halinde doğabilecek sağlık risklerinin araştırılmasını önemli kılıyor.
Küresel ısınma riski neden artırıyor?
Arktik bölgesi, küresel ortalamanın üzerinde bir hızla ısınıyor. Bu süreç, permafrost tabakasının çözülmesine ve binlerce yıldır donmuş halde bulunan organik maddelerin açığa çıkmasına yol açıyor.
Bölgedeki sanayi faaliyetlerinin genişlemesi, madencilik ve artan insan hareketliliği de olası risklerin değerlendirilmesinde önem taşıyor. Daha önce uzak ve seyrek nüfuslu alanlarla sınırlı kalan bir mikroorganizmanın insanlarla veya hayvanlarla temas etmesi, hastalıkların yayılma ihtimalini etkileyebilir. Ancak bu senaryonun gerçekleşme olasılığı, ortaya çıkabilecek mikroorganizmanın özelliklerine bağlı.
Bilim insanları, permafrostun çözülmesiyle geçmişteki bir hastalığın yeniden ortaya çıkabileceği ihtimalini araştırırken her eski virüsün insanlara bulaşabileceği varsayımının doğru olmadığını da vurguluyor.
California Devlet Üniversitesi'nden biyolog Rachel Mackelprang, 2026'da yayımlanan değerlendirmesinde, permafrost kaynaklı virüslerin insanlarda yeni bir salgına yol açacağı yönündeki endişelerin mevcut kanıtlarla desteklenmediğine dikkat çekti.
2016'daki şarbon salgını endişeleri artırdı
Sibirya'da 2016 yazında yaşanan şarbon salgını, donmuş toprakların çözülmesinin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli örneklerden biri olarak gösteriliyor. Sıcak bir yazın ardından meydana gelen salgında 12 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti; 2 bin 300'den fazla ren geyiği de öldü. Olay, donmuş topraklarda korunmuş olabilecek hastalık etkenlerinin yeniden ortaya çıkabileceğine ilişkin kaygıları güçlendirdi.
Fransa, Almanya ve Rusya'dan araştırmacıların 2023'te yayımladığı çalışma da eriyen permafrostun oluşturabileceği sağlık risklerinin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine işaret etti.
Ancak uzmanlar, geçmişte yaşanan şarbon salgını ile bugün gündeme gelen eski virüslerin insanlarda yeni bir pandemi yaratacağı ihtimalinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bilimsel iş birliği ve bilgi paylaşımı tartışması
Dünyadaki permafrost alanlarının büyük bir bölümü Rusya sınırları içinde bulunuyor. Bu nedenle ülkedeki araştırmalar, bölgedeki çevresel değişimlerin ve olası sağlık tehditlerinin anlaşılması açısından önem taşıyor.
Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından uluslararası bilimsel iş birliklerinin zorlaşması, Arktik bölgesindeki araştırmalar ve bilgi paylaşımı konusunda yeni engeller oluşturdu. S
Sibirya'daki teknisyenin ölümüne ilişkin ayrıntıların sınırlı kalması da olası sağlık risklerinin ne ölçüde şeffaf biçimde değerlendirilebildiği sorusunu gündeme getirdi.
Uzmanların temel uyarısı, eriyen permafrostun tek başına yeni bir pandeminin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği, ancak iklim değişikliğinin ortaya çıkarabileceği biyolojik risklerin araştırılması, izlenmesi ve ülkeler arasında bilgi paylaşımının sürdürülmesi gerektiği yönünde.