- SpaceX’in Starlink terminallerine getirdiği hız kısıtlaması, Ukrayna ordusunun bazı insansız hava aracı görevlerini aksattı. Ukraynalı yetkililer, hareket halindeki terminallerin belirli hızların üzerinde bağlantı sorunu yaşadığını bildirdi.
- The Guardian, kısıtlamanın Rusya’nın jet motorlu İHA’larını önleme kapasitesini zayıflatabileceğini ve saldırıların sivil yerleşimlerde daha fazla can kaybına yol açabileceğini değerlendiriyor.
- Rusya’nın Kiev’de enerji altyapısına düzenlediği füze ve İHA saldırılarının ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 600 binden fazla kişinin elektriksiz kaldığını açıkladı.
- Ukrayna, askeri iletişim ve füze saldırılarına ilişkin erken uyarılarda ABD sistemlerine önemli ölçüde bağımlı. Avrupa’nın mevcut uydu altyapısı ise Starlink’in yerini kısa vadede tamamen doldurabilecek durumda değil.
The Guardian’ın 14 Ekim tarihli analizine göre, Ukrayna’nın savaş alanında kullandığı Starlink uydu internet terminallerine getirilen yeni kısıtlamalar, ülkenin insansız hava araçlarıyla yürüttüğü savunma operasyonlarını olumsuz etkileyebilir.
Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX tarafından işletilen Starlink sistemi, Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana Ukrayna ordusunun sahadaki iletişiminde kritik rol oynuyor. Sistem, askeri birliklerin koordinasyonundan insansız hava araçlarının uzaktan kontrolüne kadar farklı amaçlarla kullanılıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin askeri teknoloji danışmanı Serhiy Beskrestnov, hareket halindeki Starlink terminallerine getirilen hız sınırının önceden bildirilmediğini ve bazı askeri görevlerin aksamasına neden olduğunu açıkladı.
Ukraynalı yetkililere göre özellikle saatte yaklaşık 80 kilometrenin üzerindeki hızlarda hareket eden bazı terminallerde yaşanan bağlantı sorunları, belirli İHA görevlerini zorlaştırdı. Bu durumun, Rusya’nın saldırı amaçlı insansız hava araçlarını havada önlemeye yönelik operasyonların verimliliğini de düşürebileceği belirtiliyor.
Kısıtlamanın tüm Starlink kullanıcılarını veya bütün askeri görevleri aynı ölçüde etkilediğine ilişkin bir bilgi bulunmuyor. Ancak Ukrayna’nın açıklamaları, iletişim sistemlerine getirilen teknik sınırlamaların savaş alanındaki operasyonel sonuçlarını yeniden gündeme taşıdı.
Sivil kayıpların artması endişesi
The Guardian, Ukrayna’da sivil kayıpların zaten arttığı bir dönemde Starlink kısıtlamalarının yeni riskler doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Ukrayna’nın hava savunmasında insansız hava araçları, Rusya’nın füze ve İHA saldırılarını tespit etmek, izlemek ve bazı tehditleri etkisiz hale getirmek için kullanılıyor. Bu sistemlerin iletişim kabiliyetinin zayıflaması, Rus saldırı araçlarının önlenmesini zorlaştırabilir.
Özellikle jet motorlu ve yüksek hızla hareket eden Rus İHA’larına karşı yürütülen önleme faaliyetlerinin aksaması, sivil yerleşimlerin korunmasını güçleştirebilir. Bununla birlikte, Starlink kısıtlaması ile olası sivil can kayıpları arasında henüz ölçülmüş ve kesinleşmiş bir nedensel ilişki ortaya konmuş değil. Guardian’ın değerlendirmesi, mevcut operasyonel sorunların ileride yaratabileceği risklere dayanıyor.
Ukrayna’nın karşı karşıya olduğu tehlike yalnızca iletişim sistemleriyle sınırlı değil. Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları da sivillerin günlük yaşamını doğrudan etkiliyor.
Rusya’nın saldırıları yüz binlerce kişiyi elektriksiz bıraktı
Starlink tartışmasının yaşandığı sırada Rusya, Ukrayna’nın başkenti Kiev ve diğer bölgelerde enerji altyapısını hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenledi.
Zelenskiy, saldırıların ardından 600 binden fazla kişinin elektriksiz kaldığını duyurdu. Kiev’de enerji tesisleri zarar görürken, saldırılar sivil yerleşimlerde de can kayıplarına ve hasara yol açtı.
Ukrayna yönetimi, saldırıların ABD Başkanı Donald Trump’ın enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulması yönündeki girişimiyle çeliştiğini savundu. Moskova ile Kiev arasında bu girişimin kapsamı ve uygulanmasına ilişkin belirsizlikler devam ediyor.
Enerji tesislerinin hedef alınması, özellikle soğuk havaların yaklaşmasıyla birlikte elektrik ve ısıtma hizmetlerinin sürekliliğine ilişkin kaygıları artırıyor. Ukrayna açısından hava savunma sistemlerinin etkinliği, hem enerji altyapısının hem de sivil nüfusun korunması bakımından önem taşıyor.
ABD’nin istihbarat desteği de tartışma konusu
Starlink kısıtlaması, Kiev’in ABD’den aldığı askeri ve istihbarat desteğine ilişkin endişelerin arttığı bir döneme denk geldi.
Reuters’ın haberine göre Ukraynalı yetkililer, Rusya’nın son balistik füze saldırılarından önce müttefiklerinden bekledikleri erken uyarıları alamadıklarını bildirdi. Ukrayna, Rus füze saldırılarının tespit edilmesi ve savunma sistemlerinin hazırlanması konusunda ABD’nin uzay tabanlı erken uyarı kapasitesinden yararlanıyor.
ABD ve NATO yetkilileri ise Washington’un Ukrayna’yla istihbarat paylaşımını tamamen durdurduğuna ilişkin bir işaret bulunmadığını belirtti. Dolayısıyla son saldırılardan önce uyarı alınamaması, istihbarat paylaşımının bütünüyle kesildiğinin kanıtı olarak değerlendirilemiyor.
Buna karşın Starlink bağlantısındaki aksaklıklar ve erken uyarı sistemlerine ilişkin sorunlar, Ukrayna’nın savunmasının dış kaynaklı teknolojilere ne ölçüde bağımlı olduğunu gösteriyor.
Avrupa’nın kısa vadede hazır bir alternatifi yok
Ukrayna’nın Starlink’e erişiminde yaşanan sorunlar, Avrupa’nın kendi uydu iletişim kapasitesini geliştirme çabalarını da gündeme getirdi.
Uzman değerlendirmelerine göre, Avrupa’nın mevcut uydu ağları Ukrayna’nın cephede kullandığı Starlink terminallerinin yerini kısa sürede ve aynı ölçekte alamıyor. Alternatif sistemlere geçiş, yeni terminallerin kurulmasını ve mevcut askeri iletişim altyapısının uyarlanmasını gerektirebilir.
Avrupa Birliği’nin IRIS² uydu takımyıldızı projesi ve Almanya’nın askeri uydu girişimleri uzun vadede bu bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Ancak söz konusu projelerin operasyonel hale gelmesi zaman alacak.
Bu nedenle Ukrayna’nın mevcut savaş koşullarında Starlink’e alternatif oluşturması kolay görünmüyor. Yaşanan gelişmeler, yalnızca bir teknoloji şirketinin hizmet koşullarına ilişkin tartışma değil, aynı zamanda savaş döneminde kritik iletişim altyapısının kontrolünün kimde bulunduğuna ilişkin stratejik bir mesele olarak öne çıkıyor.