- Yunanistan, yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle Bilal Kara Halil’i Gümülcine Müftülüğüne, Şükrü Şerif Damatoğlu’nu ise İskeçe Müftülüğüne beş yıllığına atadı.
- Dışişleri Bakanlığı, atamaların Batı Trakya Türk Azınlığının iradesini ve din özgürlüğünü göz ardı ettiğini belirterek Yunanistan’a uygulamadan vazgeçme çağrısı yaptı.
- Batı Trakya Türk Azınlığı, Gümülcine’de İbrahim Şerif’i, İskeçe’de Mustafa Trampa’yı kendi seçtiği müftüler olarak kabul ediyor.
- Müftülerin seçimle mi yoksa devlet tarafından atamayla mı belirleneceği konusundaki anlaşmazlık, bölgede 1985’ten bu yana devam ediyor.
Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yaptığı yeni atamalara ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Bakanlık, Atina yönetiminin Batı Trakya Türk Azınlığının kendi müftülerini seçme taleplerini dikkate almadığını belirterek uygulamaya tepki gösterdi.
Açıklamada, Yunanistan’ın söz konusu atamalarla Batı Trakya Türk Azınlığının Lozan Barış Antlaşması ve uluslararası anlaşmalarla güvence altına alındığını belirttiği temel hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı sürdürdüğü ifade edildi.
Müftülük kurumunun azınlığın dini, toplumsal ve kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Yunanistan’ın azınlığın kendi seçtiği müftüleri tanımamakta ısrar ettiği kaydedildi.
Bakanlık, Yunan makamlarına azınlığın seçtiği müftüleri tanıma ve atanmış müftüleri kabul ettirme girişimlerinden vazgeçme çağrısında bulundu.
Gümülcine ve İskeçe’ye beş yıllık atama
Yunanistan’da yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle iki müftülük makamına yeni isimler getirildi.
Eski İskeçe tayinli müftü naibi Bilal Kara Halil Gümülcine Müftülüğüne, İstanköy’de din görevlisi olarak çalışan Şükrü Şerif Damatoğlu ise İskeçe Müftülüğüne atandı. Her iki ismin görev süresi beş yıl olarak belirlendi.
Atamalar, Batı Trakya Türk Azınlığının müftülerini kendisinin belirlemesi gerektiği yönündeki taleplerine rağmen gerçekleştirildi. Böylece devlet tarafından atanan müftüler ile azınlığın kendi seçtiği dini liderler arasındaki ikili yapı devam etti.
Batı Trakya Türk Azınlığı kendi seçtiği müftüleri tanıyor
Batı Trakya’daki anlaşmazlığın merkezinde, müftülerin belirlenmesinde azınlığın iradesinin esas alınıp alınmayacağı bulunuyor.
Bölgedeki Türk azınlık temsilcileri, Gümülcine’de İbrahim Şerif’i, İskeçe’de ise Mustafa Trampa’yı kendi seçtikleri müftüler olarak kabul ediyor. Yunanistan makamları ise bu isimleri resmen tanımıyor ve müftüleri devletin belirlediği prosedür üzerinden göreve getiriyor.
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu da son atamaları eleştirerek sorunun azınlığın kurum ve temsilcileriyle diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu.
Kurul, müftülük meselesinin yalnızca idari bir atama sorunu olmadığını, dini kimlik, temsil ve kendi dini liderlerini belirleme hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
Anlaşmazlık 40 yılı aşkın süredir devam ediyor
Batı Trakya’daki müftülük sorunu, 1985’te Gümülcine Müftüsü Hüseyin Mustafa Efendi’nin hayatını kaybetmesinin ardından belirginleşti. Yunanistan, sonraki dönemde müftüleri atama yöntemiyle belirlemeye yöneldi ve 1991’de yapılan yasal düzenlemeyle seçim usulünü kaldırdı.
Yunanistan yönetimi, müftülerin dini görevlerinin yanı sıra bazı kamusal ve idari yetkilere de sahip olmasını gerekçe göstererek atama sistemini savunuyor. Türk azınlık temsilcileri ise kendi dini liderlerini belirleme hakkının korunması gerektiğini söylüyor.
Türkiye, 1913 Atina Antlaşması ile 1923 Lozan Barış Antlaşması’nı ve ilgili düzenlemeleri azınlığın dini özerkliği maddesine dayanak gösteriyor.
Atina yönetimi ise Lozan’ın müftülerin azınlık tarafından seçilmesini öngörmediğini savunuyor. Yunanistan ayrıca Batı Trakya’daki azınlığı etnik değil, dini bir azınlık olarak tanımlıyor.
Ankara-Atina ilişkilerinde yeni tartışma başlığı
Müftülük atamaları, Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir devam eden azınlık hakları tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Ankara, Yunanistan’ın uygulamasının Batı Trakya Türk Azınlığının iradesini ve din özgürlüğünü zedelediğini savunuyor.
Atina ise müftülerin kamu görevleri bulunduğunu belirterek mevcut atama sisteminin hukuki çerçevede uygulandığını ileri sürüyor. İki ülke arasındaki görüş ayrılığı, Lozan Barış Antlaşması’nın azınlık haklarına ilişkin hükümlerinin yorumlanmasında da kendisini gösteriyor.
Dışişleri Bakanlığı, azınlığın haklarının korunmasını yakından takip etmeyi sürdüreceğini bildirirken, Yunanistan’a yönelik çağrısında uygulamanın sona erdirilmesinin ikili ilişkilere de olumlu katkı sağlayacağını belirtti.