- France 24, Erdoğan-Avn görüşmesinin Türkiye'nin Orta Doğu vizyonu açısından kritik bir diplomatik temas olduğunu öne sürdü.
- Haberde, Türkiye'nin Lübnan'ın güneyinde İİT destekli Arap-İslam gücü kurulmasını hedeflediği iddia edildi.
- Analizde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Hizbullah temsilcileri arasında gizli temasların başladığı öne sürüldü.
- France 24, Lübnan'ın yeniden inşasında Türk şirketlerinin önemli rol üstlenmesinin planlandığını iddia etti.
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ve güneydeki işgalinin sürdüğü süreçte France 24, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn arasında 30 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin dikkat çeken bir analiz yayımladı.
France 24 muhabiri Abdülkadir Dermas, Avn'ın 17 yıl sonra devlet başkanı düzeyinde Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaretin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik girişimleri bakımından da önem taşıdığını ileri sürdü.
İİT destekli güç iddiası
Haberde, Türkiye'nin ABD Başkanı Donald Trump'a Filistin, Gazze, Lübnan, Suriye ve İran'ı kapsayan geniş kapsamlı bir güvenlik planı sunduğu öne sürüldü.
Analize göre Ankara, Lübnan'ın güneyinde güvenliği sağlamak ve İsrail-Lübnan sınırında tampon bölge oluşturmak amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı destekli Arap-İslam ortak gücü kurulmasını hedefliyor.
Hizbullah ile temas iddiası
France 24'ün analizinde, söz konusu planın uygulanabilmesi için Hizbullah'ın Litani Nehri'nin kuzeyindeki silahlarını dondurmasının öngörüldüğü iddia edildi.
Haberde ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bazı Hizbullah temsilcileri arasında bu kapsamda gizli görüşmelerin başladığı öne sürülürken, Türkiye'nin Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır ve bazı Avrupa ülkelerinin katılımıyla oluşturulacak gücün güvenlik garantisi sağlayabileceğini savunduğu aktarıldı.
Yeniden inşada Türk şirketleri öne çıkarıldı
France 24 analizinde planın ikinci aşamasının Lübnan'ın yeniden inşası olduğu belirtildi.
Haberde, yeniden inşa sürecinin Katar ve Suudi Arabistan'ın finansmanıyla yürütüleceği, uygulama ayağında ise Türk kurumları ve şirketlerinin öncelikli rol üstlenmesinin öngörüldüğü iddia edildi. Analizde, savaş nedeniyle zarar gören altyapının onarılması ve yerinden edilen sivillerin geri dönüş sürecinde Türkiye'nin aktif rol üstlenmesinin planlandığı öne sürüldü.