- UCM Yazı İşleri Müdürü Osvaldo Zavala Giler, AB'den ABD yaptırımlarına karşı şirket ve kuruluşların hukuki durumunu netleştirmesini istedi.
- Mahkeme, ABD'li teknoloji sağlayıcılarından uzaklaşmak için 6 ay, dolara bağımlılığı azaltmak için 20 ay hazırlık yapıyor.
- UCM'nin çalıştığı banka sayısı onlarcadan birkaç bankaya düşerken ABD bağlantısı olmadan ödeme yapmayı kabul eden kuruluşların sayısı sınırlı kaldı.
- AB'nin Engelleme Tüzüğü'nü devreye alması ve Mahkemenin Avrupa'daki faaliyetlerini sürdürebilmesi için hukuki güvence sağlaması talep ediliyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) idari işleyişinden sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osvaldo Zavala Giler, Avrupa Birliği (AB) Komisyonuna, ABD yaptırımları karşısında Mahkemeyle çalışan şirket ve kuruluşların hukuki durumunu bir an önce netleştirme çağrısında bulundu.
Zavala Giler, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın UCM'yi ziyareti öncesinde Politico'ya verdiği röportajda, ABD yaptırımlarının Mahkemenin günlük işleyişine etkilerini ve AB'den beklentilerini değerlendirdi.
AB Komisyonunun net bir tutum ortaya koymamasının şirketleri ve sivil toplum kuruluşlarını (STK) belirsizlik içinde bıraktığını belirten Zavala Giler, bu kuruluşların ABD yaptırımlarına uyup uymamaları gerektiğini ve yaptırımlara uymamaları halinde hangi risklerle karşılaşabileceklerini bilmediklerini söyledi.
UCM'nin korunması için somut adımlar atılmasını isteyen Zavala Giler, AB'nin ABD ile diyaloğa öncelik vermesine ilişkin, "Umarım diyalog için açılan alan, Mahkemeyi korumak için bekleme süresi olarak yorumlanmaz." dedi.
UCM, ABD'li teknoloji şirketlerinden uzaklaşmaya hazırlanıyor
Zavala Giler, kapsamlı yaptırımlara hazırlanan Mahkemenin, ABD'li teknoloji sağlayıcıları yerine açık kaynaklı yazılımlara geçmek için 6 ay, dolara bağımlılığı azaltmak için ise 20 ay hazırlık yaptığını anlattı.
Mevcut yaptırımlarda telekomünikasyon hizmetlerinin istisna tutulduğunu ancak bu istisnanın devam edeceğine dair garanti bulunmadığını belirten Zavala Giler, "Artık ABD'li teknoloji şirketlerine güvenemem." ifadesini kullandı.
Ödemelerde ABD'li kişi, banka veya para birimi bağlantısı bulunmaması için tedarikçilerin işlemlerini tek tek incelediklerini aktaran Zavala Giler, tüm çalışanların Avrupa'da banka hesabı açmasını ve sözleşmelerin avro üzerinden düzenlenmesini sağladıklarını kaydetti.
Bu süreçte UCM'nin çalıştığı banka sayısının onlarcadan birkaç bankaya düştüğünü bildiren Zavala Giler, ABD bağlantısı olmadan ödeme yapmayı kabul eden kuruluşların sınırlı olduğunu vurguladı.
Avrupa'nın mali egemenliği tartışması
Zavala Giler, Mahkemenin Avrupa'da, avro cinsinden ve ABD bağlantısı olmadan işlem yapabilmesi gerektiğini belirterek, bunun sağlanamamasının Avrupa'nın mali egemenliğini de sorgulamaya açacağını söyledi.
AB şirketlerinin ABD yaptırımlarına uymasını engellemeyi amaçlayan Engelleme Tüzüğü'nün (Blocking Statute) devreye alınması çağrısını yineleyen Zavala Giler, bu mekanizma kullanılmasa bile Mahkemenin en azından Avro Bölgesi'nde faaliyetlerini sürdürebileceğine dair güvence istedi.
Zavala Giler, ara adım olarak şirketlere güvence mektupları verilmesini önerdi.
Belirsizliğin bankaları ve teknoloji şirketlerini olduğu kadar Mahkemeyle çalışan STK'ları da etkilediğini belirten Zavala Giler, "Bu durum son derece büyük bir caydırıcı etki yarattı. Mahkemenin çalışmalarını desteklemeye devam etmek için hukuki korumaya sahip olup olmadıklarını bilmiyorlar." diye konuştu.
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, UCM'nin eski yargıçlarından Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay'ın 2026 Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasının ardından Mahkemeye yaptırım uygulama kararı aldıklarını açıklamıştı.
Rubio, ABD'nin UCM tarafından Amerikalıların yargılanmasına izin vermeyeceğini belirterek, "Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM'yi ortadan kaldıracağız." ifadesini kullanmıştı.
UCM, Kasım 2024'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmış, ABD ise karara karşı çıkmıştı.
Washington yönetimi, ağustos ayında UCM Başkanı Tomoko Akane'nin de aralarında bulunduğu yargıç ve savcılara yaptırım kararı almıştı.
AB'nin Engelleme Tüzüğü yeniden gündemde
Engelleme Tüzüğü ilk kez 1996 yılında ABD'nin Küba, İran ve Libya'ya yönelik ambargo kararlarının ardından gündeme gelmişti. Mevzuatla, söz konusu ülkelerle iş yapan Avrupalı şirketlerin yabancı mahkemeler tarafından alınabilecek kararlar karşısında korunması amaçlanmıştı.
Ancak AB ile ABD'nin konuyu müzakere ederek çözüm araması üzerine tüzüğün uygulanması rafa kaldırılmıştı.
Söz konusu tüzük, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile 2015'te imzalanan nükleer anlaşmadan çekilme kararının ardından 7 Ağustos 2018'de yeniden yürürlüğe girmişti.
AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 20 Ekim'de yaptığı açıklamada, UCM'yi ABD yaptırımlarına karşı korumak için Engelleme Tüzüğü dahil bütün seçeneklerin masada tutulması gerektiğini bildirmişti.
Kallas, yaptırımların yürürlüğe girmesi öncesindeki 6 aylık sürenin hukuki sonuçları analiz etmek, diyalog başlatmak ve çözüm yolları aramak için kullanılacağını ifade etmişti.