- Navalny’den alınan örnekler iki ülkede incelendi, sonuçlar aynı oldu: Zehirlenme.
- Navalnaya, “Alexei öldürüldü, daha açıkçası zehirlendi.” ifadesini kullandı.
- Navalny, 2024’te Arktik Dairesi’ndeki hapishanede aniden hayatını kaybetmişti.
- Navalnaya, Putin’i sorumlu tuttu ve laboratuvarların bulgularını kamuoyuna açıklaması çağrısında bulundu.
Yulia Navalnaya, Çarşamba günü yayımladığı videoda, Şubat 2024’te eşinden alınan biyolojik örneklerin yurt dışına güvenli şekilde ulaştırıldığını söyledi. İki farklı ülkedeki laboratuvarlarda yapılan incelemelerde aynı sonuca ulaşıldığını aktaran Navalnaya, “Alexei öldürüldü, daha açıkçası zehirlendi” dedi.
Navalnaya, bu sonuçların kamuoyunun bilmesi gereken bir gerçek olduğunu belirterek laboratuvarlara raporları yayımlama çağrısında bulundu.
Navalny’nin ölümü
47 yaşındaki Alexei Navalny, Şubat 2024’te Rusya’nın kuzeyinde, Arktik Dairesi’ndeki bir hapishanede aniden yaşamını yitirdi. Navalny, 30 yılı aşkın hapis cezasını çekiyordu. Avrupa Birliği, söz konusu davaların siyasi nedenlerle açıldığını ve Kremlin’in muhalif sesi susturma girişimi olduğunu savunuyordu.
Navalny, 2020’de de Noviçok adlı sinir gazıyla zehirlenmiş, Almanya’da tedavi görerek hayatta kalmıştı. Ancak 2021’de Rusya’ya döndüğünde gözaltına alınmış ve uzun yıllar sürecek hapis cezasına çarptırılmıştı.
Kremlin’e yöneltilen suçlamalar
Rus yetkililer Navalny’nin “hastalıkların birleşiminden” öldüğünü savunsa da, Navalnaya bu açıklamayı reddederek eşinin kasıtlı olarak öldürüldüğünü dile getirdi. Avrupa’daki birçok lider Putin’i doğrudan sorumlu tutarken, bazı ABD istihbarat kaynakları doğrudan Putin’in emir verdiğine dair “kesin kanıt olmadığını” ifade etmişti.
Navalnaya, eşinin ölümünün ardından bağımsız bir soruşturma yürüteceklerini söylemiş, “Putin sorumludur” ifadesini yinelemişti.
Uluslararası yankılar
Navalny’nin ölümü Rusya’daki muhalefeti ağır bir darbe ile karşı karşıya bırakırken, Batılı ülkeler Kremlin’e yönelik eleştirilerini artırdı. Yulia Navalnaya’nın açıklamaları, Navalny’nin öldürülmesinde zehirlenme ihtimalini bir kez daha uluslararası gündemin merkezine taşıdı.