Maddi ve manevi arınmaya duyduğumuz ihtiyaç

Fazıl Ergüt

Yazan: Fazıl Ergüt

· 1 dk okuma

Maddi ve manevi arınmaya duyduğumuz ihtiyaç

Her gün yeni bir haber, yeni bir telaş, yeni bir kavga ile güne başlıyoruz.

Fakat bütün bu hengame içinde asıl kaybettiğimiz şeyi konuşmuyoruz!

Arınmayı.

Toplum olarak hem maddi hem de manevi bir arınmaya, silkelenmeye, özümüze dönmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Maddi anlamda arınma, sadece cebimizi doldurmak ya da boşaltmakla ilgili değildir.

Kanaatkâr olmayı, israfın önüne geçmeyi, alın terini ve helal kazancı yeniden kıymetli hale getirmeyi içerir.

Tüketim çılgınlığına kapılıp birbirimizle kıyaslamayı bir kenara bırakmadan, ne bolluğun bereketini ne de yokluğun sabrını öğrenemeyiz.

Manevi arınma ise daha derin, daha köklü bir meseledir.

Kalplerimiz kinle, öfkeyle, hasetle doldukça toplumsal huzurdan söz edemeyiz.

Oysa merhamet, vicdan, vefa, sabır ve şükür gibi değerler bizi biz yapan mayadır.

Bu mayayı kaybettiğimizde toplum bir beden olamaz ve ruhunu kaybeder.

İmam Gazali der ki: “Nefis, doyumsuz bir çocuk gibidir.

Onu terbiye etmezsen, seni felakete sürükler.”

Bugün bizim de yapmamız gereken, nefislerimizi terbiye ederek arınma yolunu seçmek, kalplerimizi hırsın ve tamahın esaretinden kurtarmaktır.

Bugün sokakta bir çocuğun gözyaşını görmezden gelen, hayvana eziyet eden, komşusunun derdini bilmeyen bir insan tipolojisi hızla yayılıyor.

Oysa insan dediğin yalnız kendi çıkarının peşinde koşan değil; başkasının yükünü de sırtında hisseden varlıktır.

İsmet Özel’in ifadesiyle: “Bir insanı sevmekle başlar her şey, bir insanı sevmekle biter.”

İnsan sevgisini kaybeden, insan kalma vasfını da yitirir.

Arınmak, sadece bireysel bir ihtiyaç değil; millet olarak yeniden dirilişimizin de şartıdır.

Maddi yönden ölçülü ve adil, manevi yönden merhametli ve adaletli olmadıkça geleceğe umut taşımamız zor.

Necip Fazıl’ın dediği gibi: “Tohum saç, bitmezse toprak utansın; hedefe varmayan mızrak utansın.”

Biz tohum saçmaktan, iyiliği çoğaltmaktan, arınmanın yolunu işaret etmekten vazgeçmemeliyiz.

Belki de yapmamız gereken en basit şey, kendimize şu soruyu sormaktır!

Ben başkasının hayatına nasıl bir iz bırakıyorum?

Eğer bu soruya içimizi rahatlatan bir cevap veremiyorsak, hem maddi hem manevi kirlerimizden sıyrılmanın vakti çoktan gelmiş demektir.

Vesselam…

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim