13 Eylül 1921: Ankara’nın önlerinde kazanılan zafer — Sakarya

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 2 dk okuma

13 Eylül 1921: Ankara’nın önlerinde kazanılan zafer — Sakarya

1921 yazında Millî Mücadele, belki de en kritik günlerini yaşıyordu. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nin ardından Türk ordusu Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmiş, Yunan ordusu ise Ankara yönünde ilerlemeye başlamıştı. Artık mesele yalnızca birkaç şehrin kaybedilmesi değildi. TBMM Hükûmeti’nin merkezi Ankara dahi tehdit altındaydı. Nitekim Meclis ve hükûmetin gerektiğinde Kayseri’ye nakledilmesi ihtimali dahi gündeme gelmişti.

Mustafa Kemal yeniden ordunun başında

TBMM, 5 Ağustos 1921’de çıkardığı kanunla Mustafa Kemal Paşa’ya üç aylığına Başkomutanlık yetkisi verdi. Ordunun insan gücünden yiyeceğine, silahından nakliye araçlarına kadar bütün imkânlarının Sakarya’da verilecek mücadele için hazırlanması gerekiyordu.

Türk ordusu, Sakarya Nehri’nin doğusunda yaklaşık 100 kilometre genişliğinde bir cephede savunmaya hazırlandı.

Yunan ordusunun amacı Türk ordusunu kesin bir yenilgiye uğratarak Ankara yolunu açmaktı.

23 Ağustos 1921 sabahı büyük muharebe başladı.

Cephe artık bir çizgi değildi

Yunan kuvvetleri özellikle Türk ordusunun güney kanadını çevirerek savunmayı çökertmeye çalıştı. Mangal Dağı, Dua Tepe, Çaldağı, Kartal Tepe gibi mevkilerde son derece kanlı çatışmalar yaşandı. Bazı tepeler aynı gün içerisinde birkaç kez el değiştirdi.

Muharebe klasik anlamda dar bir cephe savaşı olmaktan çıkmıştı. Yaklaşık 100 kilometrelik cephede, yer yer 20–25 kilometre derinliğe yayılan devasa bir savaş alanı oluşmuştu.

26 Ağustos’ta Türk cephesinde tehlikeli gedikler açılması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Muharebesi’nin simgesi hâline gelecek emrini verdi:

Bu anlayışa göre bir birlik bulunduğu mevziden çekilmek zorunda kaldığında savaş sona ermeyecek; tutunabildiği ilk yerde yeniden cephe kuracaktı. Yanındaki birliğin geri çekilmesi diğer birliklerin de otomatik olarak geri çekilmesi anlamına gelmeyecekti.

Savunma artık tek bir çizgiye değil, bütün savaş alanına yayılmıştı.

Ankara’ya ulaşamadılar

31 Ağustos–6 Eylül arasındaki çatışmalar özellikle Haymana ve Çaldağı çevresinde yoğunlaştı. Türk birlikleri ağır kayıplar vermesine rağmen Yunan ordusunun cepheyi kesin biçimde yarmasına izin vermedi.

Bu sırada Yunan ordusu da Ankara’ya doğru ilerledikçe ikmal merkezlerinden uzaklaşmış, uzun süren muharebelerde ciddi biçimde yıpranmıştı.

9 Eylül civarında geri çekilmenin ilk işaretleri görülmeye başladı. 11 Eylül’den itibaren Yunan kuvvetleri batıya çekiliyordu. Türk ordusu ise karşı taarruzlarla kaybedilen hâkim tepeleri geri almaya başladı.

Ve 12–13 Eylül gecesi Yunan kuvvetlerinin tamamı Sakarya Nehri’nin batısına geçti.

Mustafa Kemal daha sonra Nutuk’ta sonucu şu sözlerle özetleyecekti:

22 gün 22 gece

23 Ağustos’ta başlayan Sakarya Meydan Muharebesi 13 Eylül 1921’de, 22 gün 22 gece süren kesintisiz mücadeleden sonra Türk zaferiyle sona erdi.

Muharebe yaklaşık 100 kilometre genişliğinde ve 25 kilometreye ulaşan derinlikte cereyan etti. Özellikle subay kayıplarının yüksekliği nedeniyle Türk askerî tarih yazımında “Subay Muharebesi” olarak da anıldı.

Ancak Sakarya’nın asıl önemi yalnızca kazanılmış bir meydan muharebesi olmasında değildi.

Yunan ordusunun Ankara yönündeki stratejik taarruzu durdurulmuştu.

Bundan sonra savaşın genel yönü değişecekti. Yunan kuvvetleri Eskişehir-Afyon hattına çekilirken Türk ordusu yaklaşık bir yıl boyunca hazırlanacak ve 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’a başlayacaktı.

Savaş meydanından diplomasi masasına

Sakarya Zaferi Ankara Hükûmeti’nin uluslararası konumunu da güçlendirdi. Zaferden bir ay sonra, 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması imzalandı. Ardından Fransa ile 20 Ekim’de Ankara Antlaşması’nın imzalanması Millî Mücadele açısından önemli bir diplomatik kazanım oluşturdu.

TBMM ise 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazi” unvanı ile Mareşal rütbesini verdi.

Sakarya’dan önce Türk ordusu Anadolu’nun içlerine doğru çekiliyordu.

Sakarya’dan sonra ise stratejik inisiyatif giderek Türk ordusuna geçti.

Bu nedenle 13 Eylül 1921 yalnızca bir savaşın sona erdiği tarih değil, Millî Mücadele’de savunmadan taarruza uzanan yolun dönüm noktalarından biridir.

Bir yıl sonra başlayacak Büyük Taarruz ve 9 Eylül’de İzmir’e ulaşacak sürecin askerî zemini büyük ölçüde Sakarya’da hazırlanmıştı.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim