ABD’nin İran’a gizlice silah sattığı skandal: İran-Contra

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 2 dk okuma

ABD’nin İran’a gizlice silah sattığı skandal: İran-Contra

1986 yılında ABD’de patlayan İran–Contra skandalı, Soğuk Savaş döneminin en karmaşık ve tartışmalı olaylarından biri olarak tarihe geçti. O güne kadar kamuoyuna düşman olarak anlatılan iki aktörün — Amerika Birleşik Devletleri ile İran’ın — perde arkasında gizli bir silah ticareti yürüttüğünün ortaya çıkması, yalnızca Washington’da değil, bütün dünyada büyük bir siyasi sarsıntı yarattı.

Olayın kökeni 1980’lerin ortasına uzanıyordu. ABD Başkanı Ronald Reagan yönetimi, Lübnan’da Hizbullah bağlantılı milisler tarafından kaçırılan Amerikalı rehinelerin serbest bırakılması için çeşitli yollar arıyordu. Bu süreçte Washington yönetimi, İran içindeki bazı kanallarla gizli temas kurarak Tahran’a silah satmayı kabul etti. Planın mantığı basitti: İran bu silahları alacak, karşılığında Lübnan’daki milisler üzerinde nüfuz kullanarak Amerikalı rehinelerin bırakılmasını sağlayacaktı.

Ancak operasyonun gerçek boyutu bundan çok daha karmaşıktı. İran’a satılan silahlardan elde edilen paranın bir kısmı, Orta Amerika’da Nikaragua’daki solcu Sandinista hükümetine karşı savaşan “Contra” adlı gerilla grubuna aktarılıyordu. Bu noktada ciddi bir hukuki sorun ortaya çıkıyordu. Çünkü ABD Kongresi, Boland Amendment olarak bilinen düzenlemeyle Contras’a doğrudan veya dolaylı yardım yapılmasını açıkça yasaklamıştı.

Dolayısıyla İran–Contra operasyonu yalnızca gizli bir diplomatik girişim değil, aynı zamanda Amerikan iç hukukunun da etrafından dolanılması anlamına geliyordu.

Skandal 1986 yılında Lübnan’da yayımlanan bir derginin İran’a yapılan gizli silah satışını ifşa etmesiyle patladı. Haber kısa sürede uluslararası basına yayıldı ve Washington’da büyük bir siyasi krize yol açtı. ABD Kongresi derhal soruşturma başlattı. Soruşturmalar sırasında Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görevli bazı yetkililerin operasyonun finansal ağını yönettiği ortaya çıktı. Çok sayıda üst düzey isim yargılandı ve bazıları mahkûm edildi.

Her ne kadar Ronald Reagan doğrudan suçlanmasa da, skandal Reagan yönetiminin güvenilirliğini ciddi biçimde zedeledi. ABD kamuoyunda hükümetin Kongre’yi devre dışı bırakarak gizli operasyonlar yürüttüğü tartışmaları uzun süre devam etti.

İran–Contra skandalı, Soğuk Savaş döneminin karmaşık jeopolitik dengelerini de gözler önüne seriyordu. Bir yanda devrim sonrası ABD karşıtlığıyla bilinen İran, diğer yanda İran’ı resmî olarak düşman ilan eden Washington yönetimi vardı. Buna rağmen iki tarafın gizli bir silah anlaşması yapması, uluslararası siyasette çıkarların çoğu zaman ideolojik söylemlerin önüne geçtiğini gösteren çarpıcı bir örnek oldu.

Bugün Ortadoğu’da yeniden yükselen gerilimler ve İran ile Batı arasındaki sert rekabet düşünüldüğünde, İran–Contra skandalı hâlâ önemli bir tarihsel ders sunuyor. Devletlerin dış politikada izlediği stratejiler çoğu zaman kamuoyuna yansıyan söylemlerden çok daha karmaşık, hatta zaman zaman çelişkili olabiliyor.

Soğuk Savaş’ın gölgesinde yaşanan bu olay, uluslararası ilişkiler tarihinde hâlâ en dikkat çekici gizli operasyonlardan biri olarak anılmaya devam ediyor.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim