Adına savaş denmeyen savaşlar çağı

Mehmet Kancı

Yazan: Mehmet Kancı

· 3 dk okuma

Adına savaş denmeyen savaşlar çağı

Rusya Devlet Başkanı Putin sayesinde dünyada yeni bir trend yaşanıyor. Devir, “adına savaş denmeyen savaşlar” devri. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ikinci perdesinin açıldığı 2022 yılında, Kiev’i ele geçirerek Zelensky yönetimini devirme planları hüsrana uğrayan Kremlin yönetimi, sürecin bir savaş değil “özel operasyon” olduğunu iddia ederek çalmaya teşebbüs ettiği minareye münasip bir kılıf uydurdu. ABD Başkanı Trump da bu kılıfı beğenmiş olmalı ki, ABD Kongresi’nin kendisine çıkardığı engelleri aşmak için Hürmüz Boğazı çevresinde mütemadiyen alevlenen savaşın bir savaş olmadığına ülkesini ikna etme yoluna gitti. Putin’den ödünç aldığı kavramla, ABD’nin dalgalı bir seyir izleyen saldırılarını, İran adalarını ve kıyı savunma sistemlerine düzenlenen bombardımanları,  “bazı operasyonlar yürütüyoruz” ifadesiyle pazarlamaya devam etmekte. Lakin güneşi balçıkla, savaşı da operasyon söylemiyle sıvayıp gizlemek mümkün değil.

Rusya-NATO değil bir Rusya-Avrupa savaşı başladı

 Nitekim Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, adım adım bir Rusya-Avrupa savaşına dönüşmekte. Dikkatinizi çekiyorum bir Rusya-NATO savaşı değil Rusya-Avrupa savaşıdır gündemde olan. Moskova, NATO’nun kolektif savunmayı öngören beşinci maddesini harekete geçirmeyecek yumuşaklıkta bir hedef aramakta ve bölge ülkelerinin savunma sistemlerini aralıksız şekilde test etmekte. 12-13 Eylül tarihlerinde önce Belarus’tan havalanan bir insansız hava aracının Litvanya hava sahasını aşarak Kaliningrad’a gitmesi ve ardından Ukrayna’nın Polonya sınırındaki Yahodyn tren istasyonuna jet motorlu Geran tipi kamikaze dronla düzenlediği saldırı, Rusya’nın yeni bir cephe arayışının alametleridir. Saldırının düzenlediği dakikalarda eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile Almanya Başbakanı Merz’in güvenlik danışmanlarından Günter Sautter’in yanısıra Fransa ve İtalya temsilcileri de Kiev’den Polonya’ya giden bir başka trenle aynı bölgedeydiler. Hatta Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’nın eski Direktörü General David Petraeus’un saldırıdan kısa bir süre önce vurulan istasyonda bulunduğu medyaya yansıdı. Almanya’nın Leipzig Havalimanındaki mühimmat taşıyan Ukrayna askeri kargo uçaklarına dron saldırısı girişimini Rusya’ya mal etmesinin ardından başlayan tırmanışın süreceği anlaşılıyor. Nitekim, 13 Eylül Pazar günü sabaha karşı Ukrayna sınırındaki saldırının ardından Polonya Başbakanı Tusk Ulusal Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı. Tusk toplantı öncesinde yaptığı açıklamada gelecek günlerde Rusya’nın Avrupa istikametindeki faaliyetlerinin daha da artmasını beklediklerini ifade ederken, Polonya’nın yeni saldırılara karşı hazırlık yaptığı mesajını verdi. Bu noktada cevabını aramamız gereken soru şudur: Kolektif savunma prensibi gereğince krizin daha da büyümesi halinde ABD, Avrupa’yı savunmak için devreye girecek mi ya da bu konuya ne kadar müdahil olacak? Eski CIA Direktörü Petraeus’a ve Rusya alanındaki uzmanlara göre Moskova yönetimi, NATO anlaşmasının 5’inci maddesinin harekete geçirilmesinin mümkün olmadığı yeni bir hedefin peşinde. Bu hedef ise Karadeniz’in kıyı ülkesi Moldova olacak gibi görünüyor. Hali hazırda Transdinyester’deki Rusça konuşan azınlığı bahane ederek burada kara gücü bulunduran Rusya’nın Moldova’yı kolay bir lokma olarak değerlendirerek Ukrayna’nın liman kenti Odesa’yı batıdan kuşatmak için bir hamle yapması son derece akla yakın bir ihtimal. Rusya bu hamleyi yaparak Avrupa’yı bir kez daha test ederken, ABD de Avrupa’yı kendisine daha bağımlı kılacak bir süreci uzaktan izlemekle yetinebilir.

Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki savaşın adını koymalıyız

Savaşın ta kendisi olup da adına savaş denmeyen diğer cephe ise 9 Ağustos’tan bu yana küresel deniz ticaret yolunun stratejik önemi haiz bir başka geçidi Bab-ül Mendeb Boğazı’nda gelişmekte. Suudi Arabistan, Ocak ayında Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen Güney Geçiş Konseyi’ni Hadramut ve çevresinde yenilgiye uğrattıktan sonra Husileri sahadan silmeye yönelik umutlarını artırdı. Ancak görünen o ki Suudi Arabistan, Husileri Lübnan’daki Hizbullah örgütü ya da Suriye’deki Esad rejimi ile ayna kefeye koyarak sıradan bir vekil güç muamelesi yaptı. Husiler 9 Ağustos’tan itibaren füze ve dronlar desteğinde Mokha limanı ve Taiz istikametinde başlattıkları saldırılarını 3 Eylül’de kapsamlı bir kara saldırısına dönüştürdüler.  Suudi Arabistan destekli güçler Halid ibn el Velid karargahında kuşatılırken, cephenin Cebel el Nar’daki komuta kontrol merkezi de Husilerin eline geçti. 9-10 Eylül günlerinde Yemen’in batısında Bab-ül Mendeb Boğazı’na bakan kıyı şeridinin neredeyse tamamı Husilerin eline geçmekle kalmadı, boğazın kontrolünde önemli rol oynayan Zukar ve Huniaş adaları da yitirildi. Suudi Arabistan tarafından desteklenen Yemen hükümet güçlerinin bozguna uğramasında, Husilerin düşmanlarının iletişim sistemlerine başarılı bir şekilde sızmasının önemli rol oynadığı ifade ediliyor. Ancak ortada bir başka gerçek daha var. 70 yıl boyunca kaderini ABD’den aldığı silahlara bağlayan ve İsrail gibi hava üstünlüğü tesis etmekle bütün tehditleri savuşturacağını zanneden Suudi Arabistan yönetimi, İran füze saldırılarında olduğu gibi Husiler karşısında da çaresiz kalmış durumda. Dahası, ABD Başkanı Trump, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin yardım çağrılarına iki kez “hayır” yanıtı verdi. Riyad yönetiminin son çare olarak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM aracılığıyla istihbarat desteği almak için İsrail ile dolaylı temas kurduğu yönünde iddialar gündemde. Enerji nakil hatları, rafinerileri, limanları ve diğer stratejik tesisleri aynı anda İran, Irak ve Yemen istikametinden saldırı altında olan Suudi Arabistan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin çöküşündeki örnek vakalardan biri haline geliyor.

Ancak Rusya-Avrupa ve Suudi Arabistan-Yemen arasındaki savaşlardan çıkarılması gereken ilk ders, ABD’nin “müttefiklerinin” çaresizliklerine seyirci kalarak onları kendisine daha da bağımlı kılacak gelişmelerden faydalanma eğilimidir.

 

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim