Nepal'deki felaketin jeopolitik faturası kime kesilir?

Mehmet Kancı

Yazan: Mehmet Kancı

· 3 dk okuma

Nepal'deki felaketin jeopolitik faturası kime kesilir?

Başlıktaki sorunun yanıtı için sizi makalenin sonuna kadar bekletmeyeyim. Doğal görünümlü ama doğal olmayan bu afetin Çin Halk Cumhuriyeti’ne ağır bir siyasi ve jeopolitik faturası kesilecektir. Nitekim 26 Ağustos günü Nepal ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin Tibet bölgesindeki çok sayıda yerleşim birimini yerle bir eden adeta tsunami boyutundaki su baskınının yol açtığı hasarın boyutuna dair görüntülerin Pekin yönetimi tarafından sansürlenmeye başlandığına dair iddialar ABD medyasında yer almaya başladı. ABD, Pekin yönetimini yıpratmak için bu afetin sonuçlarını kullanmaya devam edecektir dahası Tibet’teki ayrılıkçı gruplar da bu afetin sonuçlarıyla beslenecek, Pekin yönetiminin şeffaf olmayan politikaları bir kez dahatartışma konusu haline getirilecektir. Ülkelerin doğal afetler karşısındaki jeopolitik kırılganlıkları açısından tez konusu olacak bir vaka ile karşı karşıyayız. Kaynağını Tibet’teki buzullardan alan Bothe Koshi nehir sisteminin buzul göllerinden alan bu afet bir günde, bir haftada ya da bir ayda gelmiş bir vaka değil. Mesele yalnızca küresel ısınmanın sonuçları ile de açıklanabilecek boyutun ötesinde özelliklere sahip.

Nepal'de yaşanan felaket ilk değil

Bölge benzer felaketleri yani buzulların göller ve ırmaklar üzerinde yarattığı baskı nedeniyle meydana gelen taşkınları 1935, 1964, 1981, 2016 hatta 2025 yıllarında da yaşadı. 26 Ağustos günündekine benzer bir felaket 1981 yılında tecrübe edilmişti. 45 yıl önceki felakette aralarında Nepal-Çin Halk Cumhuriyeti dostluk köprüsü ve enerji santrallerinin de bulunduğu çok sayıda yapı yerle bir oldu. Dahası 2019-2020 yıllarında Birleşmiş Milletler destekli akademik çalışmalarda küresel ısınmanın etkisiyle zirvelerden kopacak buzulların geçmişte yaşananlardan daha büyük felaketlere yol açabileceği yönünde uyarılarda da bulunulmuştu. Peki uzaya “Uzun Yürüyüş” roketleri gönderen, yörüngede uzay istasyonları kuran, yapay zeka alanında ABD ile başa güreşen, binlerce dronla gökyüzüne resimler çizen ve peşpeşe uçak gemileri inşa eden Pekin yönetimi nasıl oldu da bu felaketi önleyecek köklü bir müdahalede bulunmadı ya da en azından nehirlerin yolu üzerindeki toplulukları uyaracak bir alarm sistemi kurmayı başaramadı ya da kurmadı? Haliyle bunca tecrübe ve uyarının ardından bu felaketin yaşanmış olması en azından benim zihnime üç ihtimali getiriyor:

Pekin kağıttan kaplan mı? Yoksa insan hayatına duyarsız mı?

İhtimal 1:  Çin Halk Cumhuriyeti aslında sahip olduğunu iddia ettiği teknolojik kapasiteye sahip değil. Sovyetler Birliği’nin 1992’de dağılmadan önce Kızılmeydan’da kıtalararası balistik füzeleriyle yaptığına benzer şovlar yaparak kağıttan kaplan olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyor.

İhtmal 2:  Evet Çin Halk Cumhuriyeti bu teknolojik kapasitelere sahip ama bunları kendi toplumunun ve küresel toplumunun yararına kullanacak fikri kapasiteye sahip değil. Hatta rejimin doğası gereği bu tür ihmallerin ardından yaşanan felaketleri gizleme alışkanlığından vazgeçilemiyor. Sovyetler Birliği’nin 1986 Çernobil nükleer kazasını bir süre gizlediği gibi, ya da Covid-19 salgınının başladığı Wuhan kentinde yaşananlara dair dünyaya sağlıklı bilgiler aktarmadıkları süreçlerde tecrübe edildiği üzere Çin’in sahip olduğunu iddia ettiği kapasiteleri kullanma yetisi sınırlı.  

Üçüncü ve son ihtimal ise ilk iki maddedeki tüm unsurlara sahip olmasına rağmen Pekin yönetiminin nezdinde Tibet’teki Çin vatandaşlarının ve Nepal halkının yaşamlarının hiçbir değerinin olmaması.

Nitekim bölgedeki afetin gelişimine dair bilgiler üçüncü ihtimalin ağır bastığına dair iddiaları destekliyor. Çünkü buzul duvarının patlayarak suların Nepal’e ulaşmasına kadar geçen 2 saatlik sürede hiçbir uyarının yapılmaması dikkat çekiyor. Sosyal medyaya da yansıyan görüntülerde Çin ile Nepal arasındaki Gyirong sınır kapasındaki binlerce kişinin tsunamiyi andıran su baskınına tamamen hazırlıksız yakalanması da en ufak bir uyarı yapılmadığı iddialarını kuvvetlendiriyor. Bu sınır kapısından ve çevresindeki binalardan hiçbir eser kalmadı. 1 Eylül öğle saatleri itibarıyla can kaybının bini geçtiği, yaklaşık 3 bin 900 kişinin ise kayıp olduğu açıklandı.  Nepal tarafında can kaybının katlanarak artmasını engelleyen ise bireysel çabalardı.

Bir okul müdürü bir nesli kurtardı

Suların ulaştığı  Trishuli Vadisi’ndeki Tribhuvan Trishuli orta okulundaki bin 643 öğrencinin hayatta kalması işte böyle bir kişisel gayretin sonucu. Yerel saatle saat 09.20’de okulun 8 kilometre kuzeyindeki bir arkadaşı tarafından telefonla aranan okul müdürü Rajendra Dawadi, kendilerine doğru saatte 75 kilometre hızla yaklaşan 30 metre yüksekliğindeki su kütlesinden haberdar olunca hızla harekete geçti. Önce okuldaki sabahçı öğrencileri hızla yüksek noktalara tahliye etmeleri için personeli seferber etti. Ardından da okula gelmekte olan öğlenci öğrencileri taşıyan otobüslerin şoförlerine telefonla ulaşarak 3 katlı betonarme okul binasının kıyısında olduğu nehri geçmemeleri için talimat verdi. Nitekim otobüslerden bazılarının geçmeleri gereken köprü de su kütlesinin baskınıyla tamamen yok oldu. Müdür Dawadi’nin hızlı reaksiyon göstermesi öğrencilerin tamamının hayatlarının kurtulmasını sağladı. Okulun eğitimci kadrosundan tek bir kişi hayatını kaybetti. Gdh’ın değerli okurları internette okulun ismiyle bir arama yapacak olursanız bugün okul binasının ve çevresindeki binaların iz bırakmadan yok oldukları görsellere rastlayabilirsiniz. İklim değişikliği kaynaklı olsun ya da olmasın bu felaket Pekin yönetimine,  ABD’nin Çin ile doğrudan gireceği bir çatışmadan daha fazla zarar vermiş bulunuyor.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim