11 Eylül 2001 terör saldırılarının 25. yılındayız… ABD bu terör saldırıları karşısında hem ABD içinde, hem de bütün dünyada terörle mücadele adına çok büyük hatalar yaptı. En büyük hata ise siyasi aklı kullanmayı bırakarak nefret ve kinle hareket etmekti. 25 yıl sonra bakıldığında ABD’nin yaptığı hataların, ABD’ye ne kadar büyük bir bedel ödettiğini bugün çok net olarak görebiliyoruz. ABD’nin bugün Trump’ı karikatürleşmek yerine biz merede hata yaptı sorusunu sorması ve bu soruya 11 Eylül sonrası yaptığı büyük hataları da dahil etmesi gerekiyor. ABD bunu yapmadıkça Trump’ı dahi arayabilir…
Terör, şiddet kullanarak korkutmak ve yıldırmak amacını taşır. Korkan ve yılan insanlar, devletler ve kurumlar ise bu duruma reaksiyon verirler. Bu reaksiyon da, umumiyetle irrasyonel biri şekilde olur. İşte terörün bir amacı da bu sonucu almak,;yani, aklın kullanılmasını engellemektir… Böylece terör hukuk, özgürlük, demokrasi ve sivil yönetimle bağdaşmayan tepkiler yaratmayı başarmak ister. Bu alan ise, terörizmin beslendiği ve kendini meşrulaştırdığı yerdir. Bir çok demokratik hukuk devleti de, ne yazık ki, terörizmin tahriklerine kapılarak bu bataklığa saplanabilmektedir. Türkiye, bu bahiste büyük bir tecrübeye sahip, ancak basının ve siyasetin bir kısmı hâlâ teröre terörizmin arzu ettiği türden tepkiler vermekten kendini alamıyor. Buna rağmen, Türkiye kamuoyunda bir olgunlaşma ve her şeyi tartışma ve müzakere etme kültürü yerleşiyor. Şimdi bu kültürü bilgi ve akıl ekseninde pekiştirmek gerekiyor.
Sivil haklar konusunda kuruluşundan beri hassasiyet gösterilen ABD’nin 11 Eylül saldırıları sonrasında, ülke içinde ve dışında verdiği tepkilerle ne hale geldiği ortada. 11 Eylül’deki saldırılarla yaklaşık beş bin kişi vahşice katledilince, ABD gibi demokratik ve özgür bir ülkede dahi tartışmalar irrasyonel zeminlere kaydı. Neticede ABD’de yurt içinde sivil hakların ihlal edildiği, yurt dışında masum sivillerin katledildiği bir reaksiyon dalgası ortaya çıktı. Zaman geçince akıl yeniden hakim olmaya başladı ve ABD kamuoyu, içeride ve dışarıda yapılan hataları tartışmaya başladı. Ancak yapılan bu büyük hataların bedelleri, hem ABD’de hem de ABD’nin işgal ettiği ülkelerde ödenmeye devam ediliyor. ABD şimdi bu bataklıktan nasıl kurtulacağını tartışıyor. Halbuki bu ihtimaller, 11 Eylül’den hemen sonra dile getirilmişti. O zaman ABD’nin en vatansever kişileri olduğunu söyleyen şahinler, bu tartışmayı açmak isteyenleri psikolojik harple susturmaya, kamuoyunu yönlendirmeye çalıştılar. Büyük ölçüde de başarılı oldular.
Bakın daha henüz 21 Eylül 2001 tarihinde Nouvel Observateur’de Gilles Luneau “Akıl Nerede?” başlıklı yazısında ne diyor: “ Bir kere savaşın tozları yeniden havalanınca, insanların anlamı olmayan bir ölüme içerik vermek için yükledikleri merhametin işaretleri ve simgeleri gözler önünde serilince, ortaya çıkan durumu, bir başlangıç olarak değil de bir sonuç olarak çözümlemeye çalışılınca, anlaşılır olduğu kadar saçma olan öç alma arzusunun bizleri vahşi bir savaşa sürükleyecek bir hatayı işlemeden önce ağır bir şekilde hareket etmek gerekiyor… Bir olayın sonuçlarına saldırarak nedenlerini silmek söz konusu değildir.”
ABD’nin terörle mücadelesindeki hatalarından dersler çıkarmak lazım… Buradaki akıl çağrısını, terörle mücadelede bir hareketsizlik ve pasiflik olarak mütalaa etmemek lazım. Terörle mücadele, hukuk, özgürlük, demokrasi ve sivil yönetim prensiplerini savunmak için ve bu çerçevede yapılmalıdır. Bunun için evvela, Türkiye, terör hadiseleri karşısında refleks vermek yerine, yukarıdaki prensipler esasında sebep-sonuç ilişkilerini tahlil eden ve terör meselesiyle siyasi, sosyal, dini, mezhebi, etnik, bölgesel vs meseleleri tefrik edebilen bir politik olgunluk gösterebilmelidir. Terörün hedefi anayasal yönetimi, demokratikleşmeyi ve sivilleşmeyi engellemektir. Çünkü demokratikleşme ve sivilleşme, terörün arkasındaki desteği zayıflatmaktır. 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yılında ABD’nin yaptığı hataların en büyüğünün siyasi aklı bırakarak hislerine mağlup olmak olduğu görülüyor.