Depremi bile beklemeyen tabutlar: Maltepe’deki çöküş ve metrekare pazarlığı

Maltepe’de bir binanın güpegündüz, ortada hiç bir sarsıntı yokken kendi kendine çökmesi, İstanbul’un üzerindeki en acımasız illüzyonu yıktı. Artık fay hattının kırılmasını bekleyen bir şehirde değiliz; çürüyen betonu, paslanan demiri ve bitmek bilmeyen "metrekare pazarlıkları" yüzünden ayakta duramayacak hale gelen binaların arasında yaşıyoruz.

Şafak Altun

Yazan: Şafak Altun

· 2 dk okuma

Depremi bile beklemeyen tabutlar: Maltepe’deki çöküş ve metrekare pazarlığı

İstanbul halkı yıllardır gözünü Marmara Denizi’ne, o ürkütücü fay hattına dikmiş durumda. Oysa Maltepe’de patırtıyla çöken ve çevresindeki binaları boşaltmak zorunda bırakan son bina, hepimizin unuttuğu bir fizik kuralını yüzümüze çarptı: Zaman ve korozyon, fay hattından daha sabırsızdır.

Deprem felaketini bir "gelecek zaman" senaryosu sananlar için Maltepe’deki çöküş bir dönüm noktasıdır. Binalar artık sarsıntıyla değil; Deniz kumuyla dökülmüş betonun ömrünü tamamlamasıyla, nemden çürüyen kolonların yükü taşıyamamasıyla ve yıllardır süren bürokratik kilitlenmeler yüzünden yorgunluktan çöküyor.

"Pazarlıklar Bitmiyor, Binalar Beklemiyor"

Maltepe'deki facianın ve İstanbul geneline yayılan tehlikenin arkasında sadece çürük beton yok; trajikomik bir insan hırsı ve anlaşmazlık zinciri yatıyor.

Kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşanan tablo sosyolojik bir cinnet örneğidir:

  • 3 metrekarelik inat: Kolonları çatlamış, altından deniz kabukları fışkıran binalarda oturan mülk sahipleri; müteahhitlerle "Evim 5 metrekare küçülmesin", "Balkonum Fransız kalsın", "Ara kata ben geçeyim" pazarlığı yaparken geçen her gün, binanın ömründen çalıyor.
  • Kilitlenen mülkiyet hukuku: Bir binada 20 daire varsa, 19’unun anlaştığı ancak 1 kişinin kişisel çıkarları veya irrasyonel talepleri nedeniyle dönüşümün yıllarca mahkeme koridorlarında tıkandığı örnekler, bu çöküşlerin gizli failleridir.

Alman sosyolog Ulrich Beck’in "Risk Toplumu" (Risk Society) kuramında anlattığı gibi; modern insan kendi eliyle ürettiği risklerin ortasında yaşarken, o riskleri yok etmek yerine riskin maliyetini pazarlık konusu yapmaya devam ediyor. Fizik yasalarıyla pazarlık yapılamayacağını Maltepe’de yıkılan moloz yığını bir kez daha kanıtladı.

Kentsel Dönüşümde Gerçek Seferberlik Nasıl Olur?

Mevcut tablo, meselenin sadece "bireysel inisiyatiflere" veya serbest piyasa koşullarındaki müteahhit-vatandaş pazarlığına bırakılamayacak kadar bir kamusal güvenlik krizine dönüştüğünü gösteriyor. Çözüm için atılması gereken adımlar nettir:

  • Rızalık Eşiği ve Hızlı Kamulaştırma: Riskli yapı tespiti yapılmış binalarda süreçlerin azınlık tahakkümüyle engellenmesi tamamen son bulmalı; bürokratik onay mekanizmaları günler seviyesine indirilmelidir.
  • Finansal ve Sosyal Destek Paketleri: "Yarısı Bizden" gibi devlet destekli kentsel dönüşüm finansmanlarının kapsamı genişletilmeli, dar gelirli vatandaş için kira yardımları ve taşınma desteği gerçek piyasa koşullarına göre güncellenmelidir.
  • Tek Tıkla ve Şeffaf Bürokrasi: Dönüşüm projelerinin belediye ve bakanlık koridorlarında aylarca imza beklemesi lüksü kalmamıştır. İmar süreçleri acil durum koduyla tek merkezden yürütülmelidir.

Sonuç: Molozların altındaki kakikat

Maltepe'deki bina yıkılırken çıkan o toz bulutu, İstanbul’un üzerindeki "Nasıl olsa daha vakit var" pembe bulutunu da dağıttı.

Yer çekimi siyaset dinlemez, korozyon metrekare pazarlığı yapmaz, çürüyen beton "Gelecek ay anlaşırız" diyen ev sahibini beklemez. Şehirdeki yüz binlerce yaşlı bina, her gün sessizce çökmeye bir adım daha yaklaşıyor.

Ya bugün o pazarlıkları ve lüzumsuz bürokrasiyi bir kenara bırakıp dönüşüm seferberliğini amasız-fakatsız başlatacağız; ya da bir gün deprem bile olmadan kendi tabutlarımızın altında kalacağız.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim