• BIST 10014.641,56+0,45%
  • USD/TRY48,24+0,17%
  • EUR/TRY55,88−0,59%
  • Gram Altın6.911,29−3,01%
  • Brent Petrol87,99−0,37%
  • Bitcoin/TRY3.734.690,00−2,91%
GDH Digital

15 Temmuz'un ekonomiye faturası ağır oldu!

Yazan: Rümeysa Ezgi Sivritepe

· 3 dk okuma

15 Temmuz'un ekonomiye faturası ağır oldu!

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirdiği darbe girişiminin Türkiye ekonomisinde bıraktığı izler çok boyutlu oldu. Finans piyasalarından turizme, yabancı yatırımlardan kredi notuna kadar birçok alanı etkileyen bu girişimin ülkeye toplam maliyetinin 500 milyar dolar olduğu hesaplanıyor.

Kocaeli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Özgür Bayram Soylu, Haber 7’ye girişimin ekonomi üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini detaylarıyla analiz etti.

15 Temmuz'un Ekonomik Yansımaları

Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, darbe girişiminin Türkiye ekonomisi üzerinde hem ani bir finansal şok hem de yıllara yayılan yapısal bir aşınma oluşturduğunu belirterek piyasaların tepkisini şu sözlerle aktardı:

“BIST 100 endeksi ilk işlem gününde yüzde 7'yi aşan bir kayıp yaşamış, dolar kuru günler içinde yüzde 5'in üzerinde sıçramış, CDS primi 300 baz puanın üzerine çıkarak yatırımcı tedirginliğini somutlaştırdı.

Ancak bu göstergelerin her biri, altı ay ile bir yıl gibi görece kısa bir pencerede darbe öncesi seviyelerine dönmüş, hatta BIST 100 örneğinde olduğu gibi bir yıl içinde yüzde 50'yi aşan bir yükselişle bu seviyeleri geride bıraktı”

Maliyet ve Orta Gelir Tuzağı

Darbe girişiminin yüz milyarlarca dolarlık maliyetinin tek bir yıla değil, izleyen 3-4 yıla yayıldığını belirten Soylu, kaçırılan ekonomik fırsatlara şu şekilde dikkat çekti:

“Bu süreçler yaşanmasaydı kişi başına düşen milli gelirin 2018'de daha yüksek bir seviyede (yaklaşık 15 bin dolar) gerçekleşebileceği ve orta gelir tuzağının aşılabileceği yönünde fırsat maliyeti odaklı tahminler de bulunuyor. Orta gelir tuzağından çıkış sürecini geciktirmiş; kamu kaynaklarının bir kısmının ekonomik istikrarı sağlamaya yönlendirilmesi, sosyal yatırım ve kamu hizmetlerine ayrılabilecek kaynaklarda bir fırsat maliyeti yaratmıştır”

Borsa ve Döviz Piyasası

Soylu, Borsa İstanbul ve döviz kurlarında yaşanan ani değer kayıplarının piyasa ve vatandaşlar üzerindeki etkisini şöyle özetliyor:

“Düşüş eğilimi, hafta boyunca sürmüş; ancak sermaye piyasası düzenleyicilerinin aldığı önlemler sayesinde kayıplar takip eden haftalarda hızla telafi edildi. Böylesi ani dalgalanmalar küçük tasarruf sahiplerinde risk algısını artırmış; bir kısım tasarrufların döviz veya altın gibi güvenli liman araçlarına yönelmesine zemin hazırladı.”

Turizm Sektöründeki Tarihi Daralma

Darbe girişimi ve eşzamanlı yaşanan krizlerin turizm sektörünü yıllarca geriye götürdüğünü ifade eden Soylu'nun değerlendirmesi şu yönde:

“2016'daki düşüş, turizm talebini on yıl geriye götürmüş; ziyaretçi sayısı 2006 yılı seviyesine yakın bir noktaya gerilemiştir. (...) Darbe girişimi, uluslararası medyada yarattığı istikrarsızlık algısıyla seyahat uyarılarının süresini uzatan ve pazarlardaki güven kaybını derinleştiren bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Sektör, turist sayısı bakımından toparlanmayı ancak 2018 yılında tamamlayabildi.”

Kredi Notu, Faiz ve CDS Risk Primi

Soylu, darbe girişiminin hemen ardından düşen kredi notlarının ve yükselen CDS primlerinin ekonomiyi nasıl sarmala soktuğunu şu sözlerle açıklıyor:

“Darbe girişiminin ve ardından gelen kredi notu indiriminin etkisiyle prim hızla yükselmiş, 300 baz puanın üzerine çıkarak yatırımcı güvenini sarsmış (...) Faiz oranlarındaki bu keskin yükseliş, darbe girişiminin doğrudan ve anlık bir sonucu olmaktan çok, izleyen dönemde biriken makroekonomik kırılganlıkların merkez bankasını sıkı para politikasına yönlendirmesinin bir sonucudur.

Kredi notu indirimleri doğrudan vatandaşın günlük yaşamında hemen hissedilmese de ülke risk priminin yükselmesi yoluyla kamu ve özel sektörün dış borçlanma maliyetini artırdı. Bu maliyet artışı zamanla kredi faizlerine ve yatırım kararlarına yansıyarak dolaylı bir toplumsal etki oluşturdu.”

Kamu Harcamaları ve Genel Bilanço

Banka kredilerindeki genişleme ve artan güvenlik ihtiyaçlarının bütçeye yansımasını değerlendiren Soylu, analizin sonucunu şu tespitlerle noktalıyor:

“Savunma harcamalarındaki artış, kamu bütçesinde diğer harcama kalemleriyle (eğitim, sağlık, sosyal yardım) rekabet eden bir unsur olarak öne çıktı. Kredi genişlemesinin makro düzeyde büyümeyi desteklemesine karşın, hanehalkı ve KOBİ borçluluğunun artması, bir sonraki ekonomik şok döneminde (2018 kur krizi) daha kırılgan bir bilanço yapısıyla karşılaşılmasına zemin hazırladı.”

“Buna karşılık, kredi notu indirimlerinin kalıcı hale gelmesi, doğrudan yabancı yatırımların yapısal olarak gerilemesi, turizm sektörünün toparlanmasının yıllar alması ve OHAL sürecinde yaşanan kamu personeli ihraçları/kurum kapatmaları, olayın Türkiye'nin uluslararası ekonomik itibarı, yatırım ortamı ve kurumsal kapasitesi üzerinde çok daha derin ve süreklilik arz eden izler bıraktığına işaret ediyor.”

Kaynak: GDH Haber Merkezi

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Şehrini seç

Haberi Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim