• BIST 10012.933,30+0,35%
  • USD/TRY48,97+0,08%
  • EUR/TRY55,83+0,29%
  • Gram Altın6.755,42+0,48%
  • Brent Petrol98,68−2,10%
  • Bitcoin/TRY4.138.202,00+0,41%
gdh digital

1888 Selanik’inde görkemli bir Osmanlı ziyafeti: 19 Mayıs gecesi sofrada neler vardı?

Yazan: Mehmet Dilbaz

· Güncellendi: · 5 dk okuma

1888 Selanik’inde görkemli bir Osmanlı ziyafeti: 19 Mayıs gecesi sofrada neler vardı?

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Kişiye özel davetiyelerle gerçekleştirilen bu özel geceden günümüze son derece ilginç bir belge ulaştı: ziyafetin menüsü.

Menüye bakıldığında yalnızca bir akşam yemeğiyle değil, 19. yüzyıl sonundaki Osmanlı seçkinlerinin sofra kültürünü gösteren küçük bir gastronomi belgesiyle karşı karşıya olduğumuz görülüyor.

Fransız gastronomisinin etkisi son derece belirgin. Ancak aynı sofrada Türk, Arnavut, İtalyan ve Balkan mutfak kültürlerinden izler de bulunuyor.

Türk mantısı ile Bordeaux usulü et, Arnavut usulü kuzu ile İtalyan salatası, baklava ile Fransız tatlıları aynı menüde buluşuyor. Sofraya dönemin seçkin Fransız şarapları ve Avrupa likörleri eşlik ediyor.

Peki 19 Mayıs 1888 gecesi Selanik’teki Colombo Oteli’nin konuklarına neler ikram edilmişti?

Mezeler ve çorba

Ziyafet Hors d’œuvre, yani ordövrlerle başlıyordu.

Ardından Potage Julienne – Jülienne çorbası servis ediliyordu. Et suyu içerisinde çok ince doğranmış sebzelerle hazırlanan bu çorba, klasik Fransız mutfağının tanınmış başlangıçlarından biriydi.

Balık

Menünün balık bölümünde:

Loup de Mer à la Provençale – Provence usulü levrek bulunuyordu.

Levrek; domates, sarımsak ve çeşitli aromatik otların kullanıldığı Provence tarzında hazırlanıyordu.

Sıcak başlangıçlar

Menünün en dikkat çekici bölümlerinden biri Entrée, yani sıcak başlangıçlar kısmıydı.

Burada üç farklı yemek bulunuyordu:

Böreçkes à la Turque – Türk mantısı

Côtelettes de Veau à la Bordelaise garnie – Garnitürlü Bordeaux usulü dana eti

Filet de Bœuf Jardinière – Bahçıvan usulü dana fileto

“Jardinière” usulü hazırlanan dana fileto, mevsim sebzeleriyle birlikte sunuluyordu.

Bu bölüm özellikle dikkat çekici. Çünkü Fransız gastronomi terminolojisinin hâkim olduğu menünün içerisinde açık biçimde “à la Turque”, yani “Türk usulü” olarak tanımlanan bir yemek de bulunuyor.

Punch à la Romaine

Yemeğin ilerleyen bölümünde konuklara:

Glace à la Romaine – Punch à la Romaine ikram ediliyordu.

Bu, yemek sırasında damak tadını temizlemek amacıyla servis edilen buz gibi soğuk bir punch/granita türüydü.

Auguste Escoffier’nin Le Guide Culinaire adlı eserindeki tarife göre Punch à la Romaine; şampanya, şeker şurubu ve narenciye suyundan hazırlanıyor, beze ile karıştırılıyor ve romla servis ediliyordu.

Uzun ve çok çeşitli yemeklerden oluşan büyük Avrupa ziyafetlerinde bu tür soğuk içecekler, bir sonraki yemek grubuna geçmeden önce damağı hazırlamak amacıyla kullanılıyordu.

Sebzeler

Ziyafetin sebze bölümü de oldukça zengindi.

Menüde:

Asperges à la Florentine – Floransa usulü kuşkonmaz

Pois à la Financière – Financier usulü bezelye

Courges à la Vénitienne – Venedik usulü kabak

yer alıyordu.

Escoffier’nin Le Guide Culinaire eserine dayanılarak verilen gastronomi açıklamalarına göre “à la financière”, Madeira şarabı ve trüf kullanılan bir sosla hazırlanan yemekleri ifade ediyor.

“À la Florentine” ise ıspanak ve tereyağıyla hazırlanan bir usul anlamına geliyor.

Sauce Vénitienne – Venedik sosu da tarhun sirkesi, beyaz şarap, tereyağı ve çeşitli otlardan hazırlanıyordu.

Dolayısıyla menüde yalnızca yemeklerin isimlerinde değil, kullanılan sos ve hazırlama tekniklerinde de dönemin Fransız yüksek mutfağının etkisi açıkça görülüyor.

Ana yemekler

Sıra ana yemeklere geldiğinde menü yeniden Balkan ve Osmanlı coğrafyasına yaklaşıyor.

Rôtis başlığı altında iki yemek bulunuyor:

Agneau à l’Albanaise – Arnavut usulü kuzu eti

Poulet de Grain – Serbest dolaşan tavuk

Özellikle “Arnavut usulü kuzu”nun 1888 Selanik’inde düzenlenen böyle bir ziyafetin menüsünde bulunması, sofranın Balkan karakterini gösteren ayrıntılardan biri.

Salata

Ana yemeklerin ardından:

Verte à l’Italienne – İtalyan usulü yeşil salata

servis ediliyordu.

Böylece aynı sofrada Türk, Arnavut, Fransız ve İtalyan mutfak geleneklerinin izleri bir araya geliyordu.

Tatlılar

Ziyafetin tatlı bölümü de en az ana yemekler kadar zengindi.

Entremets Sucré başlığı altında üç farklı tatlı bulunuyordu:

Pouding de Cabinet

Baklava à la Turque – Türk baklavası

Tourte de Meringues – Beze turtası

Menünün belki de bizim açımızdan en tanıdık unsuru kuşkusuz Türk baklavası.

Baklava, Fransızca hazırlanmış seçkin bir ziyafet menüsünün içerisinde açıkça “Baklava à la Turque” adıyla yer alıyor.

Yanındaki Pouding de Cabinet ise bugün pek bilinmeyen, dönemin klasik Avrupa tatlılarından biriydi.

Escoffier’nin tariflerine dayanan açıklamaya göre Pouding de Cabinet; likörde ıslatılmış savoyard, reçel, meyve, kuru üzüm ve muhallebi kremasının katmanlar hâlinde bir araya getirilmesiyle hazırlanan kalıplanmış bir tatlıydı. Yapısı itibarıyla trifle veya charlotte türü tatlıları andırıyordu.

Üçüncü seçenek ise beze turtasıydı.

Meyve ve peynir

Tatlılardan sonra ziyafet henüz sona ermiyordu.

Dessert bölümünde:

Fruits – Meyveler

Fromages – Peynirler

servis ediliyordu.

Bu da dönemin uzun Avrupa ziyafetlerinde görülen klasik servis sıralamasının bir başka örneğiydi.

Dondurma

Yemeğin son aşamalarından birinde konuklara:

Schiumoni à la Napolitaine – Napoli usulü Schiumoni

ikram ediliyordu.

Bu, İtalyan dondurma geleneğine ait, muhtemelen kabarık dokulu sufle veya parfe karakterindeki bir dondurma çeşidiydi.

Böylece ziyafet, sıcak yemeklerden sebzelere, etlerden tatlılara ve meyvelerden dondurmaya uzanan oldukça uzun bir gastronomik yolculuğa dönüşüyordu.

Fakat menü yalnızca yemeklerden oluşmuyordu.

Şaraplar

Menünün sağ tarafı tamamen içeceklere ayrılmıştı.

Vins – Şaraplar başlığı altında şu isimler bulunuyordu:

Sherry

Sauternes – Bordeaux bölgesinin tatlı beyaz şarabı

Eckerlier – Muhtemelen bir üretici adı veya bugün unutulmuş ya da farklı yazılan bir isim

Saint-Julien – Bordeaux kırmızı şarabı

Château Margaux – Bordeaux’nun en tanınmış şaraplarından biri

Pont-Canet – Bordeaux kırmızı şarabı

Carte Blanche – Köpüklü veya beyaz şampanya türü

Extra Dry – Sek şampanya veya köpüklü şarap

Listenin niteliği, ziyafetin ne kadar seçkin bir davet olarak tasarlandığını gösteriyor.

Özellikle Château Margaux gibi bugün de dünyanın en tanınmış şarapları arasında bulunan bir ismin 1888'de Selanik'teki bu sofrada karşımıza çıkması dikkat çekici.

Likörler

Yemeğin sonunda ise Liqueurs – Likörler başlığı altında üç içecek bulunuyordu:

Chartreuse – Manastır kökenli bitkisel likör

Cognac – Konyak

Anisette – Tatlı anason likörü

Böylece ordövrlerle başlayan ziyafet, çorba, balık, sıcak başlangıçlar, punch, sebzeler, kuzu ve tavuk, salata, tatlılar, meyve, peynir ve dondurmanın ardından likörlerle sona eriyordu.

1888 Selanik’inde bir sofra

Bu menüyü ilginç kılan yalnızca yemeklerin zenginliği değil.

Asıl dikkat çekici nokta, 1888 Selanik’inin kozmopolit dünyasının tek bir sofraya yansımış olması.

Menünün dili Fransızca.

Pişirme tekniklerinin ve gastronomi terminolojisinin önemli bölümü Fransız yüksek mutfağından geliyor.

Ancak sofrada Türk mantısı ve Türk baklavası bulunuyor.

Balkan dünyasını Arnavut usulü kuzu, İtalyan gastronomisini İtalyan salatası ve Napoli usulü dondurma, Fransız mutfağını ise çorbasından soslarına, etlerinden şaraplarına kadar çok sayıda unsur temsil ediyor.

Bütün bunların servis edildiği yer ise Osmanlı İmparatorluğu'nun en hareketli liman ve ticaret merkezlerinden biri olan Selanik.

Üstelik ziyafetin düzenlenme sebebi de dönemin modernleşmesinin en önemli sembollerinden biri:

Demiryolu.

Üsküp–Vranje demiryolu hattının açılışı vesilesiyle düzenlenen bu davet, bu nedenle yalnızca gastronomi tarihinin değil; ulaşım, modernleşme ve şehir tarihinin de küçük fakat son derece renkli bir belgesi.

Bir menü kartı bazen onlarca sayfalık tarih anlatısından daha fazlasını söyleyebilir.

19 Mayıs 1888 gecesi Selanik’te kurulan bu sofra da bize, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki kozmopolit şehir hayatının nasıl bir dünyaya sahip olduğunu gösteriyor.

Türk mantısından Provence usulü levreğe, Arnavut usulü kuzudan baklavaya; Château Margaux’dan Chartreuse’e uzanan görkemli bir ziyafet…

137 yıl önce Osmanlı Selanik’inde bir akşam yemeği.

Kaynak: gdh haber merkezi

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Şehrini seç

Haberi Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim