- 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü panelinde uzmanlar, hastalığın kişiye özel süreçlerle ve çok disiplinli ortak kararlarla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
- Prostat MR'ı, PSA testi ve PET görüntülemenin erken tanıdaki rolüne dikkat çekilirken, aile öyküsü bulunan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlaması gerektiği belirtildi.
- Hedefe yönelik ışın tedavisinin yan etkileri önlemedeki önemine işaret edilerek, tedavi sonrasında da nüks riskine karşı yaşam boyu takibin şart olduğu ifade edildi.
Prostat kanserinde erken tanı ve hastaya özel tedavi planlamasının önemi, 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen panelde ele alındı. Medipol Sağlık Grubu tarafından gerçekleştirilen “Prostat Kanserine Karşı Ortak Akıl: Farkındalık Paneli”nde farklı tıp branşlarından uzmanlar bir araya geldi. Hekimler; prostat MR’ı, PSA testi, PET görüntüleme, ışın tedavisi ve hastaların risk durumuna göre belirlenen takip süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Prostat kanserinde ortak karar vurgusu
Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Rahim Horuz üstlendi. Panele Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erol, Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Soytaş, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Burçin Çakan Demirel, Radyasyon Onkolojisi Doç. Dr. Ayşe Yıldırım Altınok ve Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tansel Çakır katıldı.
Prostat kanserinin özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Rahim Horuz, her hastanın kendi özellikleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Horuz, tanı ve tedavi sürecinde farklı branşların birlikte karar vermesinin önemini şu sözlerle anlattı:
“Tek bir hastalık değil, her hasta kendi özellikleri ile değerlendirilmelidir. Burada ortaklaşa karar vermek çok önemli. Tanı, tedavi aşamaları iyi değerlendirilmelidir. Tedavi süreçleri ince elenip sık dokunmalıdır.”
Prostat kanserinin belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Horuz, tedavi sonrasında da hastaların düzenli takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Kanser tanısı alan kişilerin nüks ihtimaline karşı kontrollerini yaşam boyu sürdürmesinin önemine işaret etti.
Prostat MR’ı tanıda önemli rol oynuyor
Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erol, prostat kanseri şüphesi bulunan hastaların değerlendirilmesinde prostat MR’ının önemli bir görüntüleme yöntemi olduğunu belirtti.
Teknolojik gelişmelerle birlikte prostatın daha ayrıntılı incelenebildiğini aktaran Erol, günlük uygulamalarda prostat MR’ından yararlanıldığını söyledi:
“Günlük pratikte prostat kanseri şüphesi olan kişilerde prostat MR’ı kullanıyoruz.”
PSA testiyle erken evrede tespit imkânı
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Soytaş, prostat kanserinin geçmiş yıllarda daha ileri evrelerde teşhis edildiğini, tarama yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalığın daha erken aşamalarda tespit edilebildiğini söyledi.
Soytaş, PSA testinin tanı sürecindeki rolünü şöyle açıkladı:
“10-15 yıl öncesine kadar hastalığı ileri evrede saptıyorduk. Son yıllarda bu hastalığı evre 1 ya da evre 2’de tespit edebiliyoruz. PSA testi ile tespit edebiliyoruz. Son yıllarda tarama testlerinin yaygınlaşması, hastalığı tespit etmekte de büyük kolaylıklar sağlıyor.”
Tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasının tanı sürecini kolaylaştırdığını belirten Soytaş, elle muayenenin toplumda oluşturduğu tedirginliğin bazı kişilerin kontrollerden kaçınmasına neden olabildiğini ifade etti.
Aile öyküsü bulunanlar erken taramaya dikkat etmeli
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Burçin Çakan Demirel, ailede prostat kanseri öyküsü bulunmasının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.
Ailesinde prostat kanseri bulunan kişilerin tarama sürecine daha erken yaşlarda başlaması gerektiğini belirten Demirel, şu ifadeleri kullandı:
“Kişinin yakınlarında ve ailesinde varsa mutlaka erken yaşlarda tarama olması gerekiyor.”
Uzman, risk grubunda bulunan kişilerin hekim kontrolünü ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.
Işın tedavisinde doğru hedef belirlenmeli
Radyasyon Onkolojisi Doç. Dr. Ayşe Yıldırım Altınok, prostat kanserinde ışın tedavisi planlanırken hastanın yaşı ve prostatın büyüklüğü gibi faktörlerin dikkate alındığını belirtti.
Prostatın mesanenin altında ve rektumun önünde yer aldığını hatırlatan Altınok, ışının doğru bölgeye yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
“Yanlış yere yapacağınız ışın tedavisi farklı hastalıkları da beraberinde getirebilir. Burada uygulama kritik ve nokta atışı olmalı. Prostata hedeflemeniz ve doğru hedefi bulup ışınlamayı da ona göre yapmanız gerekiyor.”
PET görüntüleme hastalığın yayılımını ortaya koyabiliyor
Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tansel Çakır, PET görüntüleme yöntemlerinin hastalığın daha ayrıntılı değerlendirilmesine katkı sunduğunu belirtti.
Doğru hastanın seçilmesinin önemini vurgulayan Çakır, PET görüntüleme sayesinde şüpheli durumların daha belirgin şekilde tespit edilebildiğini ifade etti:
“Eğer bir sıkıntı varsa biz bunu nokta atışı olarak belirleyebiliyoruz ve tedavi süreci hakkında da önemli bilgi sahibi olmuş oluyoruz. Güvenli bir yöntem olduğunu da söylemek istiyorum.”
Çakır, PET’in hastalığın yayılımını değerlendirmede kullanılmasının yanı sıra nüks şüphesi bulunan durumlarda da önemli bilgiler sağlayabildiğini aktardı.