- 8 aydır diz ağrısı çeken hastanın şikayetinin kireçlenme ve Baker kisti kaynaklı olduğu tespit edildi.
- Ultrason eşliğinde kistteki sıvı boşaltılarak uygulanan tedaviyle hasta hareket kabiliyetini yeniden kazandı.
- Uzmanlar, her diz ağrısına aynı enjeksiyonun yapılmaması gerektiğini ve doğru tanının kritik olduğunu vurguladı.
75 yaşındaki Mükerrem Maden, yaklaşık 8 ay boyunca devam eden diz ağrısı ve şişlik nedeniyle farklı merkezlerde tedavi gördü ancak şikâyetleri geçmedi. Medipol Sağlık Grubu'nda yapılan ayrıntılı değerlendirmede diz ekleminde kireçlenmenin yanı sıra dizin arka bölümünde Baker kisti olarak adlandırılan sıvı kesesi tespit edildi. Ultrason eşliğinde uygulanan tedaviyle biriken sıvı boşaltılırken, Maden'in hareket kabiliyeti yeniden arttı.
8 ay süren diz ağrısının nedeni ortaya çıktı
Uzun süredir diz ağrısı yaşayan Maden'in daha önce farklı merkezlerde tedavi gördüğü ve enjeksiyon uygulamalarına rağmen şikâyetlerinin devam ettiği belirtildi.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak tarafından yapılan değerlendirmede, diz ekleminde orta evre kireçlenmenin yanı sıra dizin arkasında ciddi miktarda sıvı birikimi olduğu belirlendi.
Maden, yaşadığı süreci şöyle anlattı:
“Spor yaparım; özellikle yüzmeyi çok severim. Yazın mutlaka yüzerim ve egzersizi hiç ihmal etmem. Fazla spor yapmamdan dolayı da dizimi biraz incittim. Aslında soruna biraz da kendim sebep oldum. Yürümeyi çok severim. Bodrum'da yaşıyorum, ama sağlık kontrollerimiz için buraya birkaç ay geliyorum. Burada kocaman bir Medipol Hastanesi olduğunu gördüm. Kızım dizimle ilgili araştırma yapıyordu. Bodrum'da bir tedavi görmüştüm, ancak yanlış bir tedavi süreci yüzünden 7-8 ay boyunca ciddi ızdırap çektim. Dizimde ödem vardı. Kızımın araştırması sonucunda, ailemizden tanıdığımız yakın bir arkadaşı olan Gökhan Hoca’yı önerdiler. Şikâyetlerimi anlattım. Tedavimdeki önceki yanlışları Gökhan Hoca izah etti. Sol bacağım âdeta tahta bacak gibiydi ve azıcık yürümeme rağmen sabaha kadar ızdırap çekiyordum. Gökhan Hoca sihirli elleriyle dizimin arkasındaki büyük şişliği ve ödemi aldı. Sonra, kendi tabiriyle “bataklığı kurutma” misali, oradaki sıvıyı kurutmaya yönelik bir ilaç uyguladı. Elleri dert görmesin; çok iyiyim artık. Beklentimin de üstünde bir hizmet aldım, hem hastaneden hem de Gökhan Hoca’dan çok memnunum.”
Diz ağrısında doğru tanı neden önemli?
Dr. Özkoçak, diz sorunlarında tedavinin şikâyetin kaynağına göre belirlenmesi gerektiğini belirtti.
“Diz eklemi, aslında diğer eklemlere göre daha sık yaralanabilen bir eklemdir. Daha çok genç yaşlarda, spor yaralanmaları sonucunda çapraz bağ problemleri, menisküs yaralanmaları, bağ ve tendon hasarlarına rastlıyoruz. Yaş alma ile birlikte ise osteoartrit dediğimiz eklem kireçlenmesine bağlı şikayetler ön plana çıkıyor. Burada önceliğimiz mutlaka doğru tanıyı koymaktır. Eğer bağ yaralanmaları söz konusuysa rehabilitasyon ve tedavi yaklaşımımız farklıdır; eğer kireçlenmeye bağlı bir sorun varsa fizik tedavi yöntemleri ve bazı enjeksiyon teknikleri önem kazanır.”
Diz arkasındaki şişlik Baker kisti çıktı
Yapılan ultrason incelemesinde Maden'in diz ekleminde ve diz arkasında sıvı birikimi tespit edildi. Röntgen değerlendirmesinde ise orta evre kireçlenme görüldü.
Özkoçak, tedavi sürecine ilişkin şu bilgileri verdi:
“Hastamız diz ağrısı şikâyetiyle başka merkezlerde de değerlendirilmiş, enjeksiyon tedavileri uygulanmış ancak bir fayda görememiş. Bu nedenle bize başvurdu. Ultrason ile değerlendirmemizde diz ekleminde, hem ön taraftaki eklem aralığında hem de dizin arkasında ‘Baker kisti’ dediğimiz sıvı kese olduğunu tespit ettik. Röntgen filmlerini inceledik,orta evre kireçlenme olduğunu gördük. Bir eklem kireçlenmesi mevcut olsa da diz ekleminin arkasında bulunan bu kistin ciddi bir hacme ulaştığını tespit ettik. Hastamızla durumu paylaştık. Eğer orada bir ödem, sıvı artışı varsa, tedavi için bunu mutlaka boşaltmak gerekir. Tabii ki bu süreçte soğuk uygulamalar ve ödem giderici ilaç tedavileri de öncelikli olarak denenir ve destek amaçlı kullanılır. Ancak kist çok ciddi hacimde olduğunda ultrason altında iğnenin nereye gittiğini görerek sıvıyı rahatlıkla boşaltabiliyoruz. Bu hem güvenli hem de çok daha etkin bir yöntem oluyor. Baker kistindeki sıvıyı boşalttıktan sonra oraya ödem ve ağrı giderici ilaç enjeksiyonu yaptık.”
Her diz ağrısında enjeksiyon yapılmıyor
Tedavide hiyalüronik asit ve PRP gibi farklı uygulamaların kullanılabildiğini belirten Özkoçak, her hastada aynı yöntemin tercih edilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Tedavi sürecinde, diz ekleminde kayganlığı sağlayan bu proteinlerin uygulaması önemlidir. Yaş aldıkça vücudumuz bu maddeyi yeterli düzeyde üretemez. “Hiyalüronik asit” dediğimiz enjeksiyon yöntemiyle diz eklemindeki kayganlığı artırmayı amaçlarız. Kişinin kendi kanından elde edilen PRP (trombositten zengin plazma) adı verilen yöntemle, büyüme faktörleri sayesinde onarımı destekleyici bir tedavi uygulanabilir. Bunların hepsinin farklı etkileri vardır. O yüzden “Hangi dize hangi enjeksiyon yapılmalı?” sorusu çok önemlidir. Ayrıca her dize enjeksiyon yapılmak zorunda değildir; bu noktada dikkatli olmak gerekir.”
Tedavi öncesinde detaylı değerlendirme gerekiyor
Uzman, daha yeni tedavi yöntemlerinin de bulunduğunu ancak hangi uygulamanın kullanılacağına hastanın ayrıntılı değerlendirilmesinin ardından karar verilmesi gerektiğini belirtti.
“Eksozomlar, “protein kesecikleri” olarak ifade edilebilir; göbek kordon jelinden elde edilir ve vücutta onarım etkisi sağlayan haberleşme proteinlerini içerir. Dolayısıyla bu enjeksiyonlar, onarım sürecine ciddi katkı sağlayabilir. Bu nedenle, mutlaka hastanın detaylı değerlendirilmesi - röntgeninin, gerekiyorsa MR’ının çekilmesi ve mümkünse ultrasonla incelenmesi- sonrasında hangi tedavinin doğru olduğuna karar verip basamaklı bir tedavi yöntemi seçmek gerekir.”