- Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını 20 Ekim 2026’da onayladı.
- AB, anlaşmanın uluslararası deniz hukukuyla bağdaşmadığını ve üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ileri sürdü.
- Anlaşmazlığın merkezinde, Türkiye ile Libya arasındaki deniz sınırlarının Doğu Akdeniz’de nasıl belirleneceği bulunuyor.
- Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) de anlaşmaya karşı çıkarken Ankara, mutabakatın uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı’nı onaylamasının ardından üye ülkeler adına yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, AB’nin 2019 tarihli mutabakata yönelik itirazlarının sürdüğü belirtilerek anlaşmanın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği ve deniz hukukuyla bağdaşmadığı öne sürüldü.
AB, Aralık 2019’da Avrupa Konseyi tarafından açıklanan ve Haziran 2025’te yeniden teyit edilen tutumunu hatırlatarak mutabakatın üçüncü ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağını savundu.
Kallas’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“AB’nin söz konusu Mutabakat Muhtırası’na ilişkin tutumu net ve kesindir.”
Birlik ayrıca Doğu Akdeniz’de güvenlik ve istikrarın stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak bütün ülkeleri, AB hukuku ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) dahil uluslararası hukuk çerçevesinde üye ülkelerin egemenlik haklarına saygı göstermeye çağırdı.
Libya Meclisi anlaşmayı neden yeniden onayladı?
Libya’nın doğusunda faaliyet gösteren Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını 20 Ekim’de oybirliğiyle onayladı.
Meclis, bu kararla birlikte 2020’de anlaşmanın onaylanmasını reddeden kararını ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararını da yürürlükten kaldırdı.
Bu gelişme, daha önce mutabakata karşı çıkan Libya Temsilciler Meclisi’nin Ankara ile ilişkilerinde önemli bir değişime işaret etti. Türkiye ile Libya arasında Kasım 2019’da imzalanan mutabakat, iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasını öngörüyor.
Ankara açısından anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerin ve Libya ile ikili işbirliğinin önemli unsurlarından biri olarak görülüyor.
Yunanistan ve GKRY de anlaşmaya karşı çıkıyor
Mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Yunanistan ve GKRY’nin de tepkisini çekti.
Atina yönetimi, Türkiye ile Libya’nın deniz yetki alanlarının sınırlandırılması için gerekli coğrafi koşulları taşımadığını savunuyor. Yunanistan ayrıca anlaşmanın Yunan adalarının deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını göz ardı ettiğini ve uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu ileri sürüyor.
GKRY yönetimi de mutabakatın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve adaların münhasır ekonomik bölge ile kıta sahanlığı haklarıyla çeliştiğini iddia ediyor.
AB Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yaptıkları ortak açıklamada Libya Meclisi’nin kararından duydukları üzüntüyü dile getirerek Yunanistan ve GKRY ile dayanışmalarını yineledi.
"Anlaşma hukuki ve siyasi açıdan meşru"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise AB’nin itirazlarından farklı bir değerlendirme yaptı.
Fidan, 21 Ekim’de Brüksel’de Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, Türkiye-Libya mutabakatının hem hukuki hem de siyasi açıdan tamamen meşru olduğunu söyledi.
Anlaşmanın 2019’dan bu yana Türkiye tarafından geçerli kabul edildiğini belirten Fidan, Libya Temsilciler Meclisi’nin son kararının Ankara açısından yeni bir anlaşmanın yürürlüğe girmesinden ziyade mevcut mutabakatın kabul edilmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Fidan, Libya tarafının Türkiye’ye duyduğu güvenin ve anlaşmanın Doğu Akdeniz’de sağlayacağını düşündüğü istikrarın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin dış politikasının barış, güvenlik, istikrar ve refahı desteklemeyi amaçladığını vurguladı.
Bakan Fidan ayrıca anlaşmaya yönelik tepkileri değerlendirdi ve bazı ülkelerin siyasi beklentiler nedeniyle, bazılarının ise gerçek stratejik kaygılarla karşı çıktığını söyledi.
Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlık yeniden gündemde
Libya Temsilciler Meclisi’nin kararı, Türkiye-Libya mutabakatına yönelik uluslararası tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Anlaşmazlığın temelinde, Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerin sınırlarının nasıl belirleneceği bulunuyor. Türkiye ile Libya arasındaki mutabakat, Yunanistan ve GKRY tarafından kendi deniz yetki alanlarına ilişkin hakları ihlal ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Ankara ise anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve iki ülkenin karşılıklı hak ve çıkarlarını koruduğunu savunuyor.
AB’nin son açıklaması, Libya Meclisi’nin onay kararına rağmen Birliğin anlaşmaya yönelik itirazlarının sürdüğünü ortaya koydu. Böylece Libya’daki siyasi gelişme, Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan, GKRY ve AB arasında devam eden deniz yetki alanları anlaşmazlığını yeniden öne çıkardı.