- International IDEA, 1975'ten bu yana tuttuğu verilerde ABD'nin demokrasi göstergelerinin benzeri görülmemiş ölçüde gerilediğini açıkladı.
- Kuruluşun ABD için takip ettiği 30 göstergenin yaklaşık yarısı, veri setinin başladığı 1975'ten bu yana en düşük seviyesine indi. Bunlar arasında yargı bağımsızlığı, basın ve ifade özgürlüğü, adalete erişim, ekonomik eşitlik ve parlamentonun etkinliği bulunuyor.
- 2025, demokratik performansı gerileyen ülke sayısının iyileşenlerden fazla olduğu üst üste 11'inci yıl oldu. Bu, International IDEA'nın kayıtlarında görülen en uzun kesintisiz demokratik gerileme dönemi.
- Rapora göre hukukun üstünlüğündeki gerileme, yalnızca demokratik hakları değil, ülkelerin çatışma riskini de artırıyor. International IDEA, demokrasinin güçlendirilmesini aynı zamanda bir güvenlik politikası olarak değerlendiriyor.
Stockholm merkezli International IDEA'nın yayımladığı 2026 Küresel Demokrasi Durumu Raporu, ABD'deki demokratik kurumların son yıllarda ciddi biçimde zayıfladığını ortaya koydu.
174 ülkeyi kapsayan ve ülkelerin demokratik performansını 1975'ten bu yana izleyen rapora göre, ABD'de demokrasi için kullanılan 30 göstergenin yaklaşık yarısı veri setinin başladığı tarihten bu yana en düşük seviyesine geriledi.
En dikkat çekici düşüşler yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, adalete erişim, parlamentonun etkinliği ve ekonomik eşitlik gibi alanlarda görüldü. International IDEA, bu gerilemenin özellikle yürütme gücünün merkezileşmesiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Trump yönetimine doğrudan eleştiri
Raporda ABD'deki demokratik gerilemenin Donald Trump'ın yeniden başkan seçilmesinin ardından daha belirgin hale geldiği değerlendirmesi yapıldı.
International IDEA'ya göre Trump, göreve döndükten sonra yürütme organındaki yetkileri hızla merkezileştirdi ve bu gücü kendisine yönelik muhalefet olarak gördüğü aktörlere karşı kullandı.
Kuruluş, ortaya çıkan tablonun yalnızca ABD'nin iç siyasi düzenini etkilemediğini, ülkenin uluslararası alandaki rolünü de dönüştürdüğünü savundu. Rapora göre Washington'ın uluslararası kurallara dayalı düzenden uzaklaşması, çok taraflılığa duyulan güveni zayıflatırken otoriter liderler ve popülist hareketler için de alan açtı.
International IDEA Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora, demokratik kurumların zayıflamasıyla çatışma riskinin yükselmesi arasında bağlantı bulunduğunu belirtti.
Casas-Zamora, demokrasiye yapılan yatırımların ülkelerin güvenlik stratejilerinin merkezinde yer alması gerektiğini söyledi.
Küresel demokrasi 11 yıldır geriliyor
Rapor, sorunun yalnızca ABD ile sınırlı olmadığını da ortaya koydu.
2025, demokratik performansı gerileyen ülke sayısının iyileşme kaydeden ülkelerden daha fazla olduğu üst üste 11'inci yıl oldu. International IDEA bunun, 1975'te başlayan veri setinde görülen en uzun kesintisiz küresel demokratik gerileme dönemi olduğunu belirtti.
Kuruluşa göre 2020-2025 döneminde incelenen ülkelerin yaklaşık yüzde 57'sinde en az bir temel demokratik göstergede gerileme yaşandı.
Küresel ölçekte en fazla zarar gören alan ise hukukun üstünlüğü oldu.
Hukukun üstünlüğü en zayıf alan
International IDEA'nın verilerine göre 2025'te incelenen 173 ülkenin 71'i, yani yüzde 41'i, hukukun üstünlüğü kategorisinde düşük performans gösterdi.
Aynı kategoride 29 ülkede gerileme kaydedildi. Yargı bağımsızlığı ise küresel ölçekte 36 yılın en düşük seviyesine indi. Güvenilir seçimler 30 yılın, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve adalete erişim ise 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyelerine geriledi.
Rapora göre ifade özgürlüğü 42 ülkede, basın özgürlüğü ise ülkelerin yaklaşık yüzde 23'ünde geriledi.
Güvenilir seçimler 32 ülkede, parlamentoların etkinliği ise 33 ülkede kötüleşti.
ABD'nin gerilemesi dünyayı da etkiliyor
International IDEA, ABD'deki gelişmelerin ülke sınırlarını aşan sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.
Kuruluş, ABD'yi ilk kez 2021'de “demokratik gerileme yaşayan ülkeler” listesine dahil etmişti. Bu değerlendirmede ülkedeki bozulmanın 2019'dan itibaren görünür hale geldiği belirtilmişti.
Casas-Zamora, ABD'deki siyasi gelişmelerin diğer ülkelerde de yankı bulduğunu belirterek özellikle seçim sonuçlarının reddedilmesi eğilimine dikkat çekti.
ABD'nin küresel siyasi ve ekonomik ağırlığı nedeniyle ülkedeki demokratik standartların gerilemesinin, başka ülkelerdeki siyasi aktörleri ve kurumları da etkileyebileceği değerlendiriliyor.
2025 çatışmalar açısından rekor kırdı
Demokratik gerilemenin güvenlik boyutuna ilişkin uyarılar, Uppsala Üniversitesi bünyesindeki Uppsala Çatışma Verileri Programı'nın verileriyle de destekleniyor.
Buna göre 2025, 1946'da başlayan kayıtlar içinde hem toplam şiddetli çatışma sayısının hem de devletler arası çatışmaların en yüksek seviyeye çıktığı yıl oldu.
International IDEA, demokratik kurumların zayıflamasının siyasi rekabetin ve hakların gerçek anlamda güvence altında olmadığı ülkelerin sayısını artırdığını, bu ülkelerin de çatışma riskinin daha yüksek olduğu değerlendirmesini yaptı.
Raporda umut veren ülkeler de var
International IDEA'nın raporu tamamen olumsuz bir tablo sunmuyor.
Bangladeş, Nepal, Sri Lanka, Polonya ve Suriye demokratik açıdan bazı olumlu gelişmelerin görüldüğü ülkeler arasında sıralandı. Özellikle gençlerin öncülük ettiği kitlesel protestoların Bangladeş, Nepal ve Sri Lanka'da uzun süre iktidarda kalan liderlerin değişmesine yol açtığı belirtildi.
Suriye'de Esad rejiminin devrilmesinin ardından siyasi geçiş sürecinin haklar, hukukun üstünlüğü ve siyasi katılım göstergelerinde iyileşme sağladığı kaydedildi.
Bununla birlikte International IDEA, Suriye'de güvenlik, haklar ve iktidarın merkezileşmesi konusunda ciddi sorunların devam ettiğini vurguladı.
“Gerileme tersine çevrilebilir”
International IDEA, küresel tabloyu son derece kaygı verici bulsa da demokratik gerilemenin kaçınılmaz veya kalıcı olmadığını belirtti.
Kuruluş, sivil toplumun ve toplumsal hareketlerin demokratik gerilemeye karşı direnmeye devam ettiğine dikkat çekti. Ancak stratejik davalar, “yabancı ajan” yasaları ve barışçıl protestoların suç kapsamına alınması gibi uygulamaların sivil toplumun hareket alanını daralttığı uyarısında bulundu.
Casas-Zamora da demokrasinin mevcut durumunun geri döndürülemez olmadığını belirterek, demokratik kalitedeki bozulmanın tersine çevrilebileceğini söyledi.
International IDEA'nın temel mesajı ise demokratik kurumların korunmasının yalnızca siyasi haklar açısından değil, uluslararası barış ve güvenlik açısından da kritik olduğu yönünde.