- ABD, İran'a yönelik askeri operasyonlar için Suudi Arabistan'dan üs ve hava sahası desteği talep etti, Riyad ilk etapta talebi reddetti.
- Washington, hava savunma mühimmatı sevkiyatını durdurma tehdidinin ardından Suudi Arabistan'dan operasyon izni aldı.
- Yaşanan kriz, ABD'nin Körfez'deki askeri varlığını yeniden şekillendirme tartışmalarını hızlandırdı.
The Wall Street Journal'ın özel haberine göre, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki onlarca yıllık stratejik ortaklık, İran ile yaşanan son savaş sırasında ciddi bir sınavdan geçti. Riyad yönetiminin ABD'nin askeri operasyonlarına başlangıçta destek vermemesi, iki müttefik arasında diplomatik gerilime yol açarken, savaş sonrasında taraflar arasındaki güven ilişkisi de sorgulanmaya başlandı.
Suudi Arabistan ABD'nin talebini geri çevirdi
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tehdit etmesi üzerine ABD, deniz ticaretini güvence altına almak amacıyla "Project Freedom" adı verilen askeri operasyonu planladı. Operasyon kapsamında Suudi Arabistan'daki üslerin ve hava sahasının kullanılması talep edildi.
Ancak Suudi Arabistan yönetimi, İran ile doğrudan çatışmanın bölgesel istikrarsızlığı artıracağı ve ülkeyi misilleme saldırılarının hedefi haline getireceği endişesiyle bu talebe ilk aşamada onay vermedi. Bu durum Washington'da hayal kırıklığı yarattı.
Washington askeri baskıyı devreye soktu
ABD yönetimi, Suudi Arabistan'ın İran kaynaklı füze ve İHA tehditlerine karşı ihtiyaç duyduğu hava savunma mühimmatının sevkiyatını askıya alabileceği mesajını Riyad'a iletti.
Bu baskının ardından Suudi Arabistan yönetimi, ABD güçlerinin operasyon için ülke toprakları ile hava sahasını kullanmasına izin verdi ve askeri koordinasyon yeniden sağlandı.
Riyad diplomatik çözümü savundu
Veliaht Prens Muhammed bin Selman yönetimi, İran rejiminin devrilmesini hedefleyen askeri adımların Körfez'de daha büyük bir istikrarsızlığa yol açabileceğini değerlendirdi.
Riyad, savaş boyunca diplomatik çözüm çağrılarını ön plana çıkarırken, İran ile doğrudan gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınmayı tercih etti. Bu yaklaşım, ABD'nin daha sert askeri stratejisiyle zaman zaman görüş ayrılığı yaşanmasına neden oldu.
İran tehdidi Suudi güvenlik politikasını değiştirdi
Son yıllarda İran destekli saldırılar nedeniyle enerji tesisleri ve kritik altyapısı hedef alınan Suudi Arabistan, güvenlik yaklaşımında daha temkinli bir çizgi izlemeye başladı.
Bu süreçte Riyad, İran ile diplomatik temaslarını artırırken, bölgesel güvenlik iş birliklerini de genişletti. Özellikle Pakistan ile savunma alanındaki koordinasyonun güçlendirilmesi dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.
ABD Körfez stratejisini yeniden değerlendiriyor
Yaşanan kriz, Washington'da Körfez'deki askeri varlığın geleceğine ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getirdi. ABD yönetiminin, Suudi Arabistan'daki askeri varlığını kademeli olarak azaltmayı ve bölgede daha fazla destek veren ülkelerle savunma iş birliğini güçlendirmeyi değerlendirdiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre İran savaşı sırasında yaşanan bu görüş ayrılıkları, ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinin tamamen kopmasına yol açmasa da, iki ülke arasındaki geleneksel güven ortaklığının yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor.