- ABD yönetimi, zorunlu işçilikle mücadelede yetersiz kaldıkları gerekçesiyle Türkiye'ye yüzde 12,5 ek gümrük vergisi uygulamaya başladı.
- Washington, kararı zorunlu işçilikle mücadelede yeterli taahhüt verilmediği ve uygulamanın yetersiz kaldığı gerekçesiyle aldığını açıkladı.
- Yeni tarife, yıl başında uygulanan geçici yüzde 10'luk verginin süresinin dolmasının ardından yürürlüğe girdi.
- Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülke, kararın gerekçesine ve uluslararası ticaret kurallarıyla uyumuna tepki gösterdi.
ABD yönetimi, zorunlu işçilikle mücadelede yetersiz kaldıkları gerekçesiyle aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 60 ticaret ortağına yeni gümrük vergileri uygulamaya koydu.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer'in açıkladığı karara göre Türkiye, en yüksek tarife grubunda yer alan 38 ülke arasında bulunuyor. Bu kapsamda Türkiye'den ithal edilen ürünlere yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi uygulanacak.
Kararın, ABD Yüksek Mahkemesi'nin olağanüstü hal yetkileri kapsamında uygulanan küresel tarifeleri yasalara aykırı bulmasının ardından 1974 Ticaret Yasası'nın 301. Maddesi kapsamında alındığı belirtildi.
Gerekçe zorunlu işçilikle mücadele
Washington yönetimi, zorla işçi çalıştırılarak üretilen ürünlerin ithalatının engellenmesine yönelik yeterli yasal taahhütte bulunmayan veya bu taahhütleri etkin şekilde uygulamayan ülkelere yüzde 12,5 ek vergi uygulanacağını açıkladı.
Yıl başında getirilen geçici yüzde 10'luk gümrük vergisinin süresinin dolmasıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme, Türkiye'nin yanı sıra Çin, Avrupa Birliği, İngiltere, Japonya, Kanada ve Hindistan gibi büyük ekonomileri de kapsıyor.
ABD, kritik hammaddeler ile ülkede üretimi bulunmayan temel malları ise yeni gümrük vergilerinden muaf tuttu.
Karara uluslararası tepki
Karar birçok ülkeden tepki gördü.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, kararın dayandığı gerekçenin sağlam temellere sahip olmadığını savunurken, Brezilya yönetimi uygulamayı "keyfi ve korumacı" olarak nitelendirdi.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise "zorunlu çalışma" iddialarını siyasi manipülasyon olarak değerlendirirken, Avustralya ve Japonya da uygulamanın uluslararası ticaret kurallarıyla bağdaşmadığını belirtti.