7 Eylül 1566: Kanuni Sultan Süleyman’ın Son Seferi ve Ölümü

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 3 dk okuma

7 Eylül 1566: Kanuni Sultan Süleyman’ın Son Seferi ve Ölümü

Osmanlı tahtında tam 46 yıl geçirmişti. Belgrad’ı, Rodos’u almış; Mohaç’ta Macar ordusunu dağıtmış, Viyana kapılarına dayanmış, Irakeyn Seferi’yle Bağdat’a kadar uzanmıştı. Artık yetmiş yaşını aşmış, sağlığı ciddi biçimde bozulmuştu.

Fakat Kanuni Sultan Süleyman, hayatının son günlerini İstanbul’daki sarayında değil, yine ordusunun başında geçirecekti.

7 Eylül 1566’da, Sigetvar Kalesi önündeki otağında öldüğünde Osmanlı tarihinin en uzun saltanatlarından biri sona eriyordu.

Yetmiş Yaşını Aşmış Bir Padişahın Son Seferi

1566 yılına gelindiğinde Osmanlı-Habsburg mücadelesi Macaristan üzerinde devam ediyordu. Kanuni, ilerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen yeni bir sefere çıkmaya karar verdi.

1 Mayıs 1566’da İstanbul’dan ayrıldı.

Bu, onun 13. ve son sefer-i hümayunu olacaktı.

Hedef başlangıçta daha geniş bir askerî harekât olmakla birlikte Osmanlı ordusu sonunda, Habsburg savunma sisteminin önemli noktalarından biri olan Sigetvar üzerine yürüdü.

Kalenin başında Hırvat-Macar asilzadesi Miklós Zrínyi bulunuyordu.

Osmanlı ordusu 5 Ağustos 1566’da Sigetvar önlerine ulaştı. Kuşatma son derece çetin geçti. Su hendekleriyle çevrili kale ve yerleşim bölümleri birbirine köprülerle bağlıydı. Osmanlılar önce eski şehri, ardından yeni şehri ele geçirdi; fakat iç kalede direniş devam etti.

Kuşatmanın fiilî yönetimi ise büyük ölçüde Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa’nın üzerindeydi.

Çünkü Kanuni artık ağır hastaydı.

Zaferden Birkaç Saat Önce

Eylül ayının ilk günlerinde Sigetvar’ın direnci kırılmaya başladı.

5 Eylül’de Osmanlı askerleri kale bedeninde açılan gedikten içeri girmeye başladı. Savunma imkânlarının giderek tükenmesi üzerine Zrínyi ve yanındaki askerler iç kaleye çekildi.

Son hücum yaklaşırken Osmanlı otağında bambaşka bir mücadele yaşanıyordu.

Kanuni Sultan Süleyman’ın durumu ağırlaşmıştı.

Ve 6 Eylül’ü 7 Eylül’e bağlayan gece, Osmanlı padişahı Sigetvar önlerinde hayatını kaybetti.

Kanuni, yaklaşık bir ay boyunca kuşattığı kalenin nihai düşüşünü göremedi.

Sigetvar 7 Eylül 1566’da Osmanlıların eline geçti.

Böylece Kanuni’nin son zaferi, padişahın ölümünden hemen sonra kazanılmış oldu.

Padişahın Öldüğünü Ordu Bilmiyordu

Kanuni’nin ölümü son derece tehlikeli bir anda gerçekleşmişti.

Osmanlı ordusu düşman topraklarının ortasındaydı. Kale henüz tamamen ele geçirilmemişti ve tahtın yeni sahibinin orduya ulaşması zaman alacaktı.

Padişahın öldüğünün duyulması orduda disiplin sorunlarına, taht konusunda belirsizliğe ve hatta seferin tehlikeye girmesine yol açabilirdi.

Bu nedenle Sokullu Mehmed Paşa, ölümü gizlemeye karar verdi.

Padişahın ölümünden yalnızca çok sınırlı sayıda kişi haberdar edildi.

Kanuni sanki hâlâ hayattaymış gibi devlet işleri yürütülmeye devam edildi.

Bu sırada tahtın varisi Şehzade Selim’e haber gönderildi.

Kırk İki Gün Saklanan Ölüm

Dönemin önemli tanıklarından Feridun Ahmed Bey’in aktardığına göre Kanuni’nin naaşı geçici olarak muhafaza edildi.

Sigetvar düştükten sonra Osmanlı ordusu dönüş yoluna çıktığında da padişahın öldüğü açıklanmadı.

Kaynakların aktardığına göre ölümü yaklaşık kırk iki gün boyunca gizli tutuldu.

Ordu yürürken Kanuni hâlâ hayattaymış izlenimi korunuyordu.

Amaç açıktı:

Yeni padişah gelmeden ordunun hükümdarsız kaldığının anlaşılmasını engellemek.

Şehzade Selim İstanbul’a ulaştı, tahta çıktı ve ardından orduyla buluşmak üzere yola koyuldu.

Yeni padişah II. Selim’in Belgrad’a ulaşmasının ardından Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü orduya resmen duyuruldu.

Böylece Osmanlı tarihinin en dikkat çekici iktidar geçişlerinden biri büyük bir devlet sırrı eşliğinde gerçekleştirilmiş oldu.

Kanuni’nin Kalbi Sigetvar’da mı?

Kanuni’nin ölümüyle ilgili en meşhur anlatılardan biri, naaşın İstanbul’a götürülebilmesi için iç organlarının çıkarıldığı ve bunların Sigetvar’da gömüldüğüdür.

Bu anlatı uzun yıllardır tekrarlanmaktadır.

Ancak burada dikkatli olmak gerekir.

Kanuni’nin ölümüne ve Sigetvar seferine ilişkin çağdaş kaynaklarla daha sonraki rivayetler arasında farklılıklar vardır. Padişahın iç organlarının Sigetvar’da gömüldüğüne ilişkin anlatılar daha geç kaynaklarda ortaya çıkmaktadır ve olayın çağdaş tanıklarından Feridun Ahmed Bey bu konuda açık bir bilgi vermemektedir.

Bu nedenle bugün “Kanuni’nin kalbi kesin olarak Sigetvar’da gömülüdür” demek tarihsel açıdan ihtiyatlı bir ifade değildir.

Buna karşılık Kanuni’nin hatırası için Sigetvar çevresinde daha sonra bir türbe oluşturulduğu bilinmektedir. Türbenin kesin yeri ve ölüm sonrası uygulamaların ayrıntıları ise tarihçiler ve arkeologlar açısından uzun süre tartışma konusu olmuştur.

İstanbul’a Son Yolculuk

Kanuni’nin naaşı sonunda İstanbul’a getirildi.

23 Kasım 1566’da Süleymaniye Camii’nde cenaze merasimi yapıldı. Cenaze namazını dönemin şeyhülislâmı Ebüssuûd Efendi kıldırdı.

Ardından Kanuni Sultan Süleyman, yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi’nde bugün de bulunan türbesine defnedildi.

1520 yılında genç bir hükümdar olarak çıktığı Osmanlı tahtında 46 yıl kalmıştı.

Onun döneminde Osmanlı İmparatorluğu Orta Avrupa’dan Basra Körfezi’ne, Kuzey Afrika’dan Kafkasya sınırlarına uzanan büyük bir siyasî ve askerî güç hâline gelmişti.

Fakat Kanuni’nin hayatının son sahnesi İstanbul’daki görkemli saraylardan birinde değil, bir savaş meydanında kurulan otağında yaşandı.

7 Eylül 1566’da Sigetvar önlerinde bir padişah öldü.

Fakat ordusu bunu haftalar boyunca bilmedi.

Ve Osmanlı tarihinin en uzun saltanatlarından biri, padişahın ölümünün dahi devletin bekası için bir süre devlet sırrına dönüştürüldüğü son bir seferle kapandı.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim