İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Ahbaplar Soruşturması kapsamında müşteki-şüpheli sıfatıyla ifade veren iş insanı ve avukat Hüseyin Başaran, Haluk Levent'in uluslararası yardım fonları vadetmesi üzerine herhangi bir ödeme almadan 21 daire ve 1 fabrikayı devrettiğini öne sürdü. Başaran, ipoteksiz teslim edilen taşınmazların kısa sürede başka şirket ve isimlere aktarılarak üzerlerine yüksek tutarlı ipotekler konulduğunu ve kredi çekildiğini iddia etti.
- Haluk Levent'in uluslararası yardım fonlarından para geleceği vaadine güvenen Hüseyin Başaran, nakit ödeme almadan 21 daire ve 1 fabrikayı Yeliz Kaya'ya devrettiğini ve karşılığında yalnızca şahsi senetler aldığını beyan etti.
- Yaklaşık 100 taşınmazı kapsayan satış protokolleri imzalandığı ancak fiili devrin 22 taşınmazda kaldığı, Ahbap Derneğinin kefil olduğu herhangi bir senetin bulunmadığı kaydedildi.
- Devredilen ipoteksiz taşınmazların kısa süre içinde Globus, Kanat şirketleri ve Esin Önder Çağlayan'a aktarılarak yüksek tutarlı krediler için ipotek edildiği öne sürüldü.
- Başaran ifadesinde ayrıca jet ve tekne ticaretine ilişkin görüşmelerden, ödenmeyen jet kiralama bedellerinden bahsetti ve suç örgütü kapsamında olmadığını, mağdur sıfatıyla hukuk mücadelesi başlattığını savundu.
Hüseyin Başaran ifadesinde, Haluk Levent ile yaklaşık dört yıl önce Trabzon’daki bir otelin lobisinde tanıştıklarını, ardından uzun süre görüşmediklerini belirtti. Başaran'ın anlatımına göre Levent, dört yıl sonra yeniden karşılaştıklarında daire satın almak amacıyla Göktürk’teki satış ofisini ziyaret etti. İlk görüşmede daireleri gezen Levent’in, iki gün sonra tekrar gelerek toplu taşınmaz alımları yaptığını ve bu alımların bedelini uluslararası yardım fonlarından gelecek paralarla ödeyeceğini söylediği ifadeye yansıdı. Levent’in, yurt dışından kaynak aktarıldıkça taşınmaz bedellerinin ödeneceği bir "barter havuzu" sisteminden bahsettiği aktarıldı.
Bu süreçte Levent’in, Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığı ve taşınmazların Kaya adına tescil edilmesini talep ettiği kaydedildi. Görüşmelerin ardından ilk etapta 4-5 gün veya bir hafta içinde 3-4 taşınmazın devri gerçekleştirildi. Devirler karşılığında nakit ödeme yapılmadığı, yalnızca vadeli senetler verildiği ve bu senetlerin küçük bir kısmının vadesinden önce ödenmesinin güven oluşturduğu savunuldu. Başaran ayrıca Levent’in kendisinde güven tesis etmek adına çeşitli kişilerle ilişkilerini gösteren görüntü ve videolar izlettiğini, kızı üzerinden de duygusal baskı kurduğunu öne sürdü.
Kurulan güven ilişkisinin ardından taşınmaz devirlerinin peyderpey devam ettiği ve toplamda 21 daire ile 1 fabrikanın devredildiği belirtildi. İfadesinde bu devirler karşılığında Haluk Levent’in yalnızca şahsi senetlerini aldıklarını vurgulayan Başaran, Ahbap Derneğinin kefaletinin bulunmadığını kaydetti. Kendilerine sadece çok düşük miktarlarda ödeme yapıldığını aktaran Başaran, ödemelerden birinin Globus isimli şirketten geldiğini belirtti. Başaran’ın müdafileri de Globus tarafından yapılan ödemede açıklama kısmına Yeliz Kaya adına "daire satış bedeli" yazıldığını ifade ederek para ve taşınmaz trafiğinin birlikte incelenmesi gerektiğini savundu.
Soruşturmadaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise taraflar arasında imzalanan gayrimenkul satış protokollerinin kapsamı oldu. Başaran, alıcısı Yeliz Kaya olarak gösterilen ve yaklaşık 100 taşınmazı kapsayan muhtelif satış protokolleri imzaladıklarını kabul etti. Ancak protokollerdeki tüm taşınmazların devredilmediğini, fiilen devredilen taşınmaz sayısının 22’de kaldığını belirtti. Devredilen taşınmazların bedelini alamadığı için kalan gayrimenkullerin tapu devrini gerçekleştirmediğini dile getirdi.
İfadeye göre devredilen 22 taşınmaz üzerinde işlem tarihinde herhangi bir ipotek veya şerh bulunmuyordu. Başaran, bunun gerekçesini Haluk Levent’in yurt dışından fon aktarılabilmesi için gayrimenkullerin ipoteksiz ve şerhsiz olması gerektiğini söylemesiyle açıkladı. Organize sanayi bölgesindeki fabrikanın Globus şirketine devredileceğini önceden öğrendiğini söyleyen Başaran, bu şirketi de sistemin bir parçası olarak gördüğünü kaydetti.
Taşınmazların Yeliz Kaya’ya devredilmesinden kısa süre sonra Esin Önder Çağlayan ile Globus ve Kanat şirketlerine geçirildiği tespit edildi. Başaran, bu isim ve şirketlerin taşınmazları teminat göstererek yüksek tutarlı krediler çektiklerini ve ipotek koydurduklarını iddia etti. Taşınmazları hukuk yoluyla geri alsa dahi ağır ipotek yükleriyle karşı karşıya kalacağını belirten Başaran'ın avukatları; devir zinciri, süreler ve Globus'tan gelen ödemeler birlikte değerlendirildiğinde Haluk Levent, Yeliz Kaya ve Esin Önder Çağlayan’ın ortak hareket ettiklerini savundu.
Başaran ifadesinde taşınmaz devirlerinin yanı sıra jet ve tekne ticaretine ilişkin görüşmelere de değindi. Haluk Levent’in ABD’de bulunan bir iş insanına tekne satabileceklerini ve bu satıştan Başaran’ın da komisyon alacağını söylediği, bu amaçla bazı belgeler istediği ancak sonrasında bir gelişme yaşanmadığı aktarıldı.
Levent’in ayrıca Başaran’a ait jeti satın almak istediği, buna ilişkin bir protokol imzalandığı fakat satışın gerçekleşmediği kaydedildi. Başaran, Levent’in söz konusu jeti iki kez kiralayarak seyahat ettiğini ancak kiralama bedellerini ödemediğini öne sürdü.
Haluk Levent ile ticari ilişkisinin 6-7 ay gibi kısa bir sürede devasa bir boyuta ulaştığını belirten Başaran, yaşananları "Tılsımlı gibiydi" sözleriyle tanımladı. Yurt dışında adına kayıtlı herhangi bir taşınmaz bulunmadığını söyleyen Başaran; Ahbap Derneğinin iç faaliyetlerini bilmediğini, Levent ile yurt dışında ticari bir ortaklık yürütmediğini ve dosyadaki Güney Köse isimli şahsı tanımadığını ifade etti.
Başaran'ın müdafileri, müvekkillerinin bir suç örgütü yapısı içinde yer almadığını, taşınmazlar karşılığında cüzi ödemeler dışında bedel alamadığını ve şüpheli değil mağdur konumunda olduğunu savundu. Taşınmazların iadesi amacıyla hukuk davaları açıldığı ve şikayetçi olunduğu bildirilirken, savcılık soruşturmasının taşınmaz devirleri, senetler, şirket hareketleri ve ipotek süreçleri yönünden devam ettiği öğrenildi.