gdh digital

Amr Musa’dan Mekke Savunma İttifakı ve Türkiye açıklaması: İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür

Eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı’nı değerlendirerek “İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür” ifadelerini kullandı.

Yazan: Usame Zarif

· Güncellendi: · 5 dk okuma

Amr Musa’dan Mekke Savunma İttifakı ve Türkiye açıklaması: İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür
Amr Musa - AA

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

  • Eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Mekke Savunma İttifakı’nın henüz ilk aşamalarında olduğunu ve hedeflerinin netleştirilmesi gerektiğini söyledi.
  • Mısır’ın ittifaka katılmamasını ret olarak değerlendirmeyen Musa, Kahire’nin temkinli davranmak istediğini belirtti.
  • Türkiye’nin bölgedeki konumuna dikkat çeken Musa, “İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür.” ifadelerini kullandı.
  • Erdoğan ve ekibinin iktidara gelmesinden itibaren Türkiye’nin Arap dünyasıyla ilişkilerinde yeni bir yaklaşım benimsendiğini kaydeden Musa, ekonomik iş birliği imkanlarına vurgu yaptı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma İttifakı, bölgesel güvenlik tartışmalarının gündemindeki yerini koruyor. Eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Katar merkezli El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamalarda ittifakın geleceğini, Mısır’ın tutumunu ve Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolünü değerlendirdi.

Husilerin Suudi Arabistan’daki havalimanlarını hedef alan saldırılarının ardından gündeme gelen ittifakın henüz kuruluşunun ilk aşamalarında olduğunu belirten Musa, oluşumun kapsamının ve hangi tehditlere karşı şekilleneceğinin netleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Musa, Türkiye’nin bölgedeki etkisine ilişkin değerlendirmelerinde ise Ankara’nın Arap ülkeleriyle ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını ifade etti.

“İttifak henüz ilk aşamalarında”

Mekke Savunma İttifakı’nın önemli bir gelişmenin parçası olduğunu belirten Amr Musa, Husilerin saldırıları karşısında ittifakın neden devreye girmediğine ilişkin soruların gündeme gelebileceğini söyledi.

Musa, “Şimdi mutlaka sana da benimle ve başkalarıyla konuşulduğu gibi, ‘Peki, Husiler şunu yaptığında bu ittifak neredeydi?’ diye soranlar olmuştur. Gerçek şu ki ittifak henüz ilk aşamalarında.” ifadelerini kullandı.

Savunma ittifakının hangi tehditlere karşı oluşturulduğunun belirlenmesi gerektiğini kaydeden Musa, başka ülkelerin de oluşuma katılabilmesi için ittifakın hedeflerinin netleştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Musa, ittifakın Kızıldeniz’i ve deniz trafiğinin güvenliğini kapsayıp kapsamadığının da açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek, “Eğer deniz trafiğinin tehdit altında olduğu Kızıldeniz bölgesini, hatta denizleri kapsıyorsa, Mısır olmadan Kızıldeniz hakkında konuşmak mümkün değildir.” dedi.

“Mısır reddetmedi, sadece temkinli davranmak istedi”

Mısır’ın Mekke Savunma İttifakı’na katılmamasına ilişkin soruyu yanıtlayan Musa, Kızıldeniz’in güvenliği söz konusu olduğunda Mısır’ın mutlaka sürecin bir parçası olacağını dile getirdi.

Kızıldeniz’i korumaya veya bölgede yeni bir güvenlik politikası oluşturmaya yönelik herhangi bir düzenlemenin Mısır dışında şekillendirilmesini gerçekçi bulmadığını belirten Musa, Kahire’nin tutumunu şu sözlerle açıkladı:

“Benim görüşüme göre Mısır reddetmedi, sadece temkinli davranmak istedi. Mısır'da, tam kapsamlı bir Arap ittifakı olmadığı sürece ittifaklara mesafeli durma geleneği vardır.”

Bu yaklaşımın Bağlantısızlar Hareketi ve Cemal Abdünnasır döneminden de öncesine uzandığını kaydeden Musa, Mısır’ın Kral ve Mustafa en-Nahhas dönemlerinden itibaren büyük güçlerin bölgedeki etkisine karşı temkinli bir politika izlediğini belirtti.

Musa, Orta Doğu’nun geçmişte İngiltere, Fransa ve daha sonra ABD gibi büyük Batılı güçlerin kontrolü altında kaldığını hatırlatarak Mısır’ın ittifaklara ilişkin tarihsel yaklaşımına dikkat çekti.

Mısır’ın askeri ittifaklara mesafeli tutumu

Mısır’ın siyasi literatüründe 1940’lı yıllardan itibaren askeri ittifaklara mesafeli yaklaşımın öne çıktığını belirten Musa, Kahire’nin başka bir büyük güce karşı oluşturulan askeri oluşumlara katılmayı kendi çıkarlarıyla bağdaştırmadığını söyledi.

Mısır’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği yaptığı 1950’li yıllardaki tutumunu da hatırlatan Musa, Soğuk Savaş dönemindeki askeri bloklaşmaya karşı çıkıldığını ifade etti.

Musa, o dönemde Mısır’ın yaklaşımını, “Bir tarafa karşı askeri güç oluşturulmasına katılmayacağım.” sözleriyle aktardı.

Mısır’ın mevcut biçimiyle uluslararası bir askeri güç oluşturulmasına katılmayacağını belirterek ilgili oylamada çekimser kaldığını anlatan Musa, bu tutumun Üçüncü Dünya Hareketi’nin ilk adımları arasında yer aldığını ve BM Güvenlik Konseyi tutanaklarında kayıtlı olduğunu söyledi.

“İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür”

Programda Türkiye’nin Orta Doğu’daki artan nüfuzu ve bölgesel güç dengelerindeki yeri de ele alındı.

Sunucunun İsrail ve İran’ın yanı sıra Türkiye’nin de bölgede temel bir güç olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Musa, Türkiye’nin bölgesel konumuna vurgu yaptı.

Musa, “Kardeşim Ali, Türkiye güçlü ve önemli bir devlettir. İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür. Bölgede var olan tek güç İsrail değil.” dedi.

Mekke Savunma İttifakı’nın kuruluş belgesindeki 5. maddeye de dikkat çeken Musa, bir tarafa yönelik saldırının bütün taraflara yönelik saldırı kabul edildiğini ve bu çerçevede ortak bir savunma yaklaşımının benimsendiğini ifade etti.

Musa, Mısır’daki siyasi çevrelerin ittifaka temkinli yaklaşmasının nedenlerinden birinin de bu hükmün kapsamı olduğunu belirtti. İttifakın hangi düşmana karşı şekilleneceği, Kızıldeniz’in kapsama dahil edilip edilmeyeceği ve oluşumun Arap Ortak Savunma Anlaşması’yla nasıl ilişkilendirileceği gibi konuların açıklığa kavuşturulması gerektiğini kaydetti.

“Türkiye son derece saygın bir ülkedir”

Programda New York’ta Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati’nin de katıldığı dörtlü grup görüşmeleri gündeme getirildi. Türkiye ve İran ile İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında kurulan ortaklıklara da değinildi.

Sunucunun Türkiye’nin nüfuzunu genişletme arayışının Arap ülkelerinde endişe oluşturup oluşturmadığına ilişkin sorusunu eleştiren Musa, Türkiye’nin bölgedeki varlığının bu şekilde tanımlanmasına karşı çıktı.

Musa, “'Endişe verici' çok ağır bir ifade. Bazı konularda soru işaretleri, hatta şaşkınlık yaratan hususlar bulunduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak Türkiye'yi endişe verici bir devlet olarak görmemizin yanlış olduğunu düşünüyorum. Türkiye bölgede varlığını sürdüren bir devlettir ve biz Türkiye gibi ülkelerle ve diğer devletlerle ilişki kurabilecek durumdayız. Üstelik Türkiye son derece saygın bir ülkedir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Arap ülkeleri arasında önemli ekonomik iş birliği imkanlarının bulunduğunu belirten Musa, Türkiye’nin Arap dünyasında, Afrika’da ve diğer bölgelerde etkisini genişlettiğini söyledi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki üçlü ittifakın Türkiye’ye yönelik şüphelerden ziyade Ankara’nın bölgedeki varlığının kabul görmesiyle ilişkili olduğunu savunan Musa, bölgesel koşulların değiştiğini ve Arap ülkelerinin de Türkiye’ye yönelik yaklaşımlarını yeniden değerlendirdiğini kaydetti.

“Erdoğan ve ekibi iktidara geldiğinden beri yeni bir yaklaşım benimsendi”

Türkiye ile Arap dünyası arasındaki ilişkilerin son yıllarda değişim geçirdiğini belirten Musa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin iktidara gelmesinden itibaren yeni bir yaklaşımın benimsendiğini ifade etti.

Musa, Türkiye’nin Arap dünyası ve Orta Doğu ile ilişkilerini geliştirme hedefi doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, “Şartlar değişiyor. Türkiye, Arap dünyasına ve Orta Doğu'ya birkaç yıl önce daha fazla açılmaya başladı. Arap ülkeleri de tutumlarını yeniden değerlendirdi. Gerçekten de Erdoğan ve ekibi iktidara geldiğinden beri yeni bir yaklaşım benimsendi. Araplarla ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını açma hedefiyle hareket ettiler.” dedi.

Musa’nın açıklamaları, Mekke Savunma İttifakı’nın geleceğine ilişkin tartışmaların yalnızca askeri iş birliğiyle sınırlı olmadığını; ittifakın kapsamı, Mısır’ın olası katılımı, Kızıldeniz’in güvenliği ve Türkiye’nin bölgesel rolü gibi başlıkların da sürecin seyrinde belirleyici olacağını ortaya koydu.

Kaynak: gdh haber merkezi

Podcast

Yapay Zekâ Özeti

Amr Musa’dan Mekke Savunma İttifakı ve Türkiye açıklaması: İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür

  • Eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’nın henüz ilk aşamalarında olduğunu ve kapsamının netleştirilmesi gerektiğini belirtti.
  • Mısır’ın ittifaka mesafeli duruşunu tarihsel bir temkinlilik olarak nitelendiren Musa, Kızıldeniz’in güvenliği gibi konularda Kahire'nin katılımının önemine dikkat çekti.
  • Bölgedeki güç dengelerini değerlendirirken Türkiye’nin İsrail gibi temel bir güç olduğunu vurgulayan Musa, Ankara’nın bölgedeki varlığının bir endişe kaynağı değil, saygınlık göstergesi olduğunu ifade etti.
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminden bu yana Türkiye’nin Arap dünyasına yönelik yeni bir yaklaşım benimsediğini kaydeden Musa, taraflar arasındaki ekonomik iş birliği imkanlarının güçlendiğini dile getirdi.
  • Son olarak bölgesel koşulların değiştiğini hatırlatan Musa, Arap ülkelerinin Türkiye ile ilişkilerini bu yeni gerçeklik çerçevesinde yeniden şekillendirdiğini savundu.

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Şehrini seç

Haberi Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim