- İstanbul'u bir turist gibi değil, şehri yaşayarak keşfetmeyi tercih ettiğini anlatan Nübel; "Beşiktaş’ta dolaşıyorum, farklı yerlere gidiyorum. Kilyos’ta bir plaja gittim, vapura bindim, İstanbulkart aldım ve hatta İETT otobüsüne binerek Taksim’e gittim. Asya Yakası’na da geçtim. Şehri kendi başıma keşfetmekten büyük keyif alıyorum" dedi.
- Fotoğraf sanatına büyük bir ilgisi olduğunu belirten deneyimli eldiven, "Özellikle analog fotoğraf çekmeyi çok seviyorum ve analog bir fotoğraf makinem var. İstanbul’u gezerken fotoğraflar çekiyorum. Şehri gezerken fotoğraf çekmek benim için çok keyifli" ifadeleriyle hobisini paylaştı.
- Tüpraş Stadyumu'ndaki tribün gücüne hayran kaldığını vurgulayan Alman kaleci, "Taraftarlarımız 90 dakika boyunca arkamızda duruyor ve bizi destekliyor. Çocukken futbolcu olmayı hayal ettiğinizde, aslında böyle atmosferlerde oynamayı da hayal ediyorsunuz. Şimdi ben de böyle bir atmosferin içerisinde oynama fırsatı buluyorum" sözleriyle siyah beyazlı taraftara övgüler yağdırdı.
Şehre ve kulübe sıra dışı bir uyum süreci
Yabancı futbolcuların büyük bir bölümünün kapalı sitelerde ve izole hayatlar sürdüğü Süper Lig dinamiklerinde, Alexander Nübel’in İstanbul sokaklarına karışma tercihi alışılmış kalıpların çok ötesinde bir profil çiziyor. Lüks araç konforu ya da özel şoförler yerine doğrudan bir İstanbullu gibi hareket etmeyi seçen Alman eldiven; cebine koyduğu İstanbulkart ile vapur seferlerine katılıyor, İETT otobüsleriyle Taksim yollarına düşüyor ve Kilyos sahillerine kadar kentin uç noktalarını tek başına adımlıyor.
Bu bireysel keşif tutkusu, yalnızca bir boş zaman değerlendirmesi olmanın ötesinde oyuncunun yaşadığı coğrafyayla kurduğu derin psikolojik bağı da gözler önüne seriyor. Elinde analog fotoğraf makinesiyle sokakların dokusunu, mimarisini ve insan portrelerini vizöründen ölümsüzleştiren Nübel, yabancı oyuncuların sıklıkla yaşadığı adaptasyon krizlerini doğrudan hayatın merkezine karışarak tamamen saf dışı bırakmış durumda.
Tüpraş Stadyumu'nun büyüsü ve şampiyonluk hedefi
Kariyeri boyunca Avrupa arenasında önemli statlarda boy göstermiş olmasına karşın Dolmabahçe’deki atmosferin kendisinde bambaşka bir iz bıraktığını belirten 29 yaşındaki kaleci, çocukluk hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü söylüyor. 90 dakika boyunca kesintisiz devam eden tribün desteğinin saha içindeki konsantrasyonu ve mücadele gücünü en üst seviyeye çıkardığını vurgulayan Nübel, Beşiktaş armasının ağırlığını ve büyüklüğünü daha transfer imzası atılmadan önce bile derinden hissettiğini ifade ediyor.