- "Kafeler dolu" savı çürütüldü: En düşük gelir grubu kafe ve lokantalardan uzaklaşırken, sektördeki tüketimi yalnızca en zengin yüzde 20'lik kesim sırtlıyor.
- Türkiye genelinde yeme-içme işletmesi sayısı 159 bine ulaştı ve sektördeki her 8 çalışandan biri, kendi alanında iş bulamayan üniversite mezunlarından oluşuyor.
- TEPAV, ekonomideki durumu espresso ve süt benzetmesiyle açıklayarak; az sayıdaki nitelikli işin yüksek ücret getirdiğini, genişleyen alt istihdamın ise eğitimli gençleri düşük ücretlere mahkûm ettiğini vurguluyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), "Cafe Latte Ekonomisi: Bir Fincanda İki Türkiye" başlıklı çarpıcı bir değerlendirme notu yayımladı. Hazırlanan raporda; yeme-içme harcamalarındaki sınıf farkı, sektörün büyümesi ve genç işsizliğin hizmet sektörüne yansımaları ele alındı. Rapor, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Kafeler dolup taşıyor, demek ki alım gücü yerinde" tezinin bilimsel ve istatistiksel olarak yanlış olduğunu kanıtladı.
Kahveyi Zengin İçiyor, Yoksul Uzaktan Seyrediyor
Rapora göre 2016-2025 döneminde lokanta ve otel harcamalarının toplam tüketim içindeki payı, en yoksul yüzde 20'lik kesimde 1,4 puan düşerken; en zengin yüzde 20'lik grupta 0,8 puan arttı. Böylece en alt ve en üst gelir grubu arasındaki harcama makası 2025 yılı itibarıyla 5,2 puana kadar çıktı. TEPAV, bu tabloyu dar gelirlilerin fiyat artışları karşısında yeme-içme harcamalarını tamamen kısmak zorunda kalmasıyla açıklıyor. Kafelerin dolu görünmesinin sebebi alım gücünün korunması değil, tüketimin yalnızca üst gelir grubu tarafından domine edilmesidir.
Eğitimli Gençler "Sütü Köpürten" Tarafta Kaldı
TEPAV’ın raporundaki en çarpıcı detaylardan biri ise kafe çalışanlarının eğitim durumu oldu. Türkiye'de 2010 yılında 62 bin olan kayıtlı yeme-içme işletmesi sayısı 2025’te 159 bine yükseldi. Sektörde çalışan üniversite mezunu çalışanların oranı 2014’te yüzde 6,2 iken, bugün bu oran yüzde 12,9’a fırladı.
Raporda bu istihdam çıkmazı "Cafe Latte" benzetmesiyle özetlendi: Espresso yüksek ücretli, nitelikli ve katma değerli işleri temsil ederken; süt, düşük ücretli, vasıfsız ve genişleyen istihdam alanlarını (kafe sektörü) temsil ediyor. Yükseköğretim mezunlarının %68,8'i kendi eğitim düzeylerinin çok altındaki bu işlerde çalışıyor. Aynı kuşağın bir bölümü kafede espressosunu yudumlarken, çok daha büyük bir bölümü o sütü köpürtmekle görevlendiriliyor.
Yeme-İçme Sektörünün "Cafe Latte" Karnesi (2010-2025)
| Gösterge / Parametre | Geçmiş Yıllar (2010-2014) | Güncel Veriler (2025) |
| Kayıtlı İşletme Sayısı | 62 Bin (2010) | 159 Bin |
| 10 Bin Kişiye Düşen İşletme | 8,5 (2010) | 18,5 |
| Çalışan Üniversiteli Oranı | %6,2 (2014) | %12,9 (Her 8 çalışandan 1'i) |
| Niteliksiz İşte Çalışan Mezun | - | %68,8 |
| Zengin-Yoksul Tüketim Farkı | - | Makas 5,2 Puana Çıktı |