- Suçiçeği virüsünün yıllar sonra yeniden aktifleşmesiyle ortaya çıkan zonada antiviral ilaç tedavisinin aksatılmadan uygulanması gerektiği vurgulandı.
- Döküntüler geçtikten sonra sürebilen inatçı sinir ağrılarında nöralterapinin destekleyici kalabileceği, standart tıbbi tedavinin yerine alternatif olarak görülemeyeceği belirtildi.
- Hastalıktan ve gelişebilecek komplikasyonlardan korunmak adına özellikle ileri yaştaki bireyler için zona aşısı yaptırmanın ve bağışıklığı güçlü tutmanın önemi hatırlatıldı.
Çocuklukta geçirilen suçiçeği enfeksiyonunun ardından sinir hücrelerinde sessiz kalan varisella zoster virüsü, yıllar sonra yeniden aktifleşerek zona hastalığına neden olabiliyor. Özellikle ileri yaşlarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde daha fazla önem taşıyan hastalık, ağrılı deri döküntüleriyle ortaya çıkabiliyor. Bazı hastalarda ise döküntüler iyileşmesine rağmen sinir ağrıları devam edebiliyor.
Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul, Odatv'de kaleme aldığı köşe yazısında zona hastalığının bağışıklık sistemiyle ilişkisini, korunma yöntemlerini ve nöralterapinin tedavi sürecindeki yerini değerlendirdi.
Zona hastalığında tedavi geciktirilmemeli
Zona tedavisinde önceliğin bilimsel olarak kabul gören yöntemler olduğunu vurgulayan Nazlıkul, nöralterapinin antiviral tedavinin yerine kullanılmaması gerektiğini belirtti. Hastalığın akut döneminde gerekli ilaç tedavisinin uygulanmasının, ağrının kontrol altına alınmasının ve riskli hastaların takip edilmesinin önemine dikkat çekti.
Nazlıkul, yazısında şu ifadeleri kullandı:
"Akut zonanın temel tedavisinin yerine nöralterapi konulamaz. Antiviral tedavi endikasyonu varsa uygulanmalı, ağrı tedavisi düzenlenmeli ve riskli hastalar yakından izlenmelidir."
Zona sonrası geçmeyen ağrılara dikkat
Zona hastalığında bazı kişilerde enfeksiyonun ardından uzun süreli sinir ağrıları görülebiliyor. Postherpetik nevralji olarak adlandırılan bu durum, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.
Nazlıkul, akut enfeksiyon dönemi uygun şekilde yönetildikten sonra ağrısı devam eden seçilmiş hastalarda nöralterapinin destekleyici bir yaklaşım olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Ancak her hastanın aynı tedaviye uygun olmadığını belirten Nazlıkul, yaş, bağışıklık durumu, eşlik eden hastalıklar ve kullanılan ilaçların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uzman isim, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
"Ama nöralterapi bir hastalığın adını tedavi etmez."
Nazlıkul'un değerlendirmesinde nöralterapi, standart tedavinin alternatifi olarak değil, belirli hastalarda düşünülebilecek tamamlayıcı bir yöntem olarak yer aldı. Bununla birlikte yöntemin zona sonrası ağrı üzerindeki etkinliğine ilişkin bilimsel kanıtlar sınırlı olduğundan rutin tedavinin yerine geçmesi önerilmiyor.
Zona aşısı kimler için önemli?
Zona hastalığından korunmada aşının önemine dikkat çeken Nazlıkul, özellikle ileri yaştaki bireylerde ve belirli risk gruplarında aşılamanın hastalık ve komplikasyon riskini azaltabileceğini belirtti. Zona sonrasında gelişebilen uzun süreli sinir ağrılarının da aşılama açısından önemli bir sağlık sorunu olduğunu ifade etti.
Nazlıkul, koruyucu hekimliğin yalnızca aşılamayla sınırlı olmadığını, genel sağlığın korunmasının da önem taşıdığını vurguladı. Düzenli uyku, fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve kronik hastalıkların kontrol altında tutulmasının vücudun genel sağlığını desteklediğini belirtti.

Suçiçeği virüsü neden yıllar sonra yeniden aktifleşiyor?
Zona hastalığının çocukluk döneminde geçirilen suçiçeğiyle bağlantısına değinen Nazlıkul, virüsün sinir sisteminde uzun yıllar sessiz kalabildiğini hatırlattı. Bağışıklık sisteminin virüsü kontrol altında tutma kapasitesinin zamanla değişebileceğini belirten Nazlıkul, özellikle yaşlanma ve bağışıklık sistemini etkileyen sağlık sorunlarının önemine dikkat çekti.
Köşe yazısında hastalığın ortaya çıkışını değerlendirirken şu soruyu yöneltti:
"Organizma onu yıllarca kontrol altında tutabildi de bugün neden tutamıyor?"
Nazlıkul, her zona vakasının stres veya yaşam tarzıyla açıklanamayacağını da vurguladı. Yaşlanma ve bağışıklık sistemine ilişkin risklerin hastalığın ortaya çıkışında daha somut ve bilimsel olarak tanımlanmış faktörler olduğunu belirtti. Uzman isim, zona hastalığının yalnızca virüsün yeniden aktifleşmesiyle değil, kişinin genel sağlık durumu ve bağışıklık sistemiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.