Cuma hutbesi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 25 Eylül tarihli olarak yayınlandı. Bu haftanın Cuma hutbesi konusu merak edilerek 25 Eylül Cuma hutbesi konusu nedir, yayınlandı mı? sorularıyla araştırılıyor.
CUMA HUTBESİ DİYANET 25 EYLÜL
Diyanet Cuma hutbesi 25 Eylül verileri ve tüm detaylar şöyle;
CUMA HUTBESİ YAYINLANDI MI?
Bu haftanın hutbesi Diyanet İşleri Başkanlığı resmi internet sitesi üzerinden yayınlandı.
CUMA HUTBESİ KONUSU NEDİR?
25 Eylül Cuma Hutbesi "Tebliğ Sorumluluğumuz" başlığıyla yayınlandı. İşte hutbenin tam metni.
TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ
Muhterem Müslümanlar!
Medineliler Allah Resûlü (s.a.s)’den İslam
dinini kendilerine öğretecek bir kişi istediler.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bu ulvi görev için
Mus‘ab b. Umeyr’i seçti. Hz. Mus‘ab; küçük büyük
demeden herkese İslam’ı tebliğ etti, nice gönlün
İslam’la buluşmasına vesile oldu.[1] Öyle ki, bir yıl
içerisinde Medine’de Efendimiz (s.a.s)’den
bahsedilmeyen hiçbir ev kalmadı.[2]
Aziz Müminler!
Genç Mus‘ab’ı kısa bir sürede bu denli
başarılı kılan, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in güzel
ahlakını kendisine rehber edinmesiydi.
Peygamberimiz (s.a.s); yumuşak sözlüydü, güler
yüzlüydü. O; zorlaştıran değil kolaylaştıran, nefret
ettiren değil müjdeleyen bir rahmet elçisiydi.
Kıymetli Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak, “Rabbinin yoluna hikmetle ve
güzel öğütle davet et…”[3] ayetiyle işaret ettiği
üzere İslam’a davet, toplumun bir kısmıyla sınırlı
değildir. İslam’ın güzelliklerini anlatmak ve
hayatımızda görünür kılmak, hepimiz için bir
kulluk sorumluluğudur. Her Müslüman; gücü ve
imkânı nispetinde söz ve davranışlarıyla ailesine,
çevresine ve bütün insanlara en güzel şekilde örnek
olmalı, hak ve hakikati onlara anlatmak için gayret
göstermelidir. Nitekim çocuğunun iki cihan saadeti
için koşuşturan her anne ve baba, öğrencilerinin
hayatında olumlu izler bırakmak için gayret
gösteren her öğretmen, müşterisine güven veren her
esnaf, akrabalık bağlarını gözeten ve komşusuyla
iyi geçinen her insan nebevî daveti kuşanmış
demektir.
Değerli Müminler!
Tebliğin özünde bir gönle girmek vardır. Bu,
bazen bir tebessümle, bazen de bir selam ile olur.
Güler yüzle, tatlı dille yürekleri fethetmek isteyen
herkes, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Hz. Âli’ye
buyurduğu, “Allah’a yemin olsun ki Rabbimizin
senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi,
senin için dünyadan ve içindekilerden daha
hayırlıdır”[4] sözünü, kendisine yapılmış bir öğüt
olarak bilmelidir.
Kardeşlerim!
Teknolojinin gelişimi tebliğ metodumuza yeni
yollar açmaktadır. Bu yollar; bizlere, hiç
gitmediğimiz coğrafyalardaki insanlarla iletişim
imkânı sunmaktadır. Bununla birlikte dikkat
edeceğimiz hususlar da artmaktadır. Dolayısıyla
sosyal mecralarda paylaşımda bulunan her bir
kardeşimiz; Yüce Rabbimizin, “İnsan hiçbir söz
söylemez ki onun yanında yaptıklarını
gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek
bulunmasın”[5] uyarısını dikkate almalıdır. Bir sözü
paylaşmadan önce doğruluğuna, bir başkasının
hayatına dair yorum yapmadan önce ise
mahremiyetine özen göstermelidir. İlim
meclislerinde dile getirilmesi gereken konuları
sosyal medyada gelişigüzel ve ölçüsüzce
tartışmamalıdır. Düşünülmeden söylenen bir sözün,
önemsenmeden yapılan bir paylaşımın, sinelerde
yıllarca taşınacak bir yaraya dönüşebileceğini
unutmamalıdır.
Aziz Müslümanlar!
Bizi gören, İslam’ın güzellikleriyle tanışmak
istesin. Sözümüzü dinleyen, Peygamberimiz
(s.a.s)’in ahlakını kuşansın ve elimizi uzattığımız,
kendini güvende hissetsin.
Hutbemizi Rahmet Elçisi Efendimiz (s.a.s)’in
şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Allah, bizden
bir söz işitip, onu işittiği gibi başkasına ulaştıran
kişinin yüzünü ak etsin.”[6]
- [1] İbn Sa’d, Tabakât, I, 219, 220.
- [2] İbn Hişâm, Sîret, II, 278.
- [3] Nahl, 16/125.
- [4] Fedâilü’s-sahâbe, 34; Buhârî, Meğâzî, 39.
- [5] Kâf, 50/18.
- [6] Dârimî, Mukaddime, 24.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü