Keşke kabristanda demlenselerdi

Bütün hesapların görüleceği günden bir bir durak önceki istasyonda kendisine çeki düzen vermeyen, ölümden ibret alıp, kendisinin de öleceğini düşünmeyen adama ne denir? Kefen bezinden elde edilecek usulsüz geliri hangi mideyle harcayacak bu adam? Bu sorunun cevabı hazindir. Mide değil işkembe!

Nevzad Yenikişi

Yazan: Nevzad Yenikişi

· 3 dk okuma

Keşke kabristanda demlenselerdi

Eyüpsultan, Karacaahmet, Ayaspaşa kabristanları bir dönem sarhoşlarının en ziyade sığındıkları ve yakalanma endişesi olmadan demlendikleri yerlerdi. Hadise öyle ayyuka çıkmıştı ki, sultan dördüncü Murat’ın tebdil kıyafet Karri insanlara baskın yaptığı ve burada ayyaşları enselediği anlatılır. Bir seher vaktinde, Şehzadebaşı caminin haziresinde, elinde içki testisi olduğu halde bir mezar taşına yaslanmış ve sızmış vaziyette yakaladığı Bekri Mustafa’yı görüp “bu ne kepazelik? Şunca medfun içre bu meftun ne halt ider?” diye sormuş hiddetle padişah da “efendim bendeniz burada demlenirken hazret-i Azrail ruhumu kabzetti, öldüm. Ahırete gidince ‘behey rezil, demek kabristanda içecek kadar gözün döndü. Sultan Murad’ın gazabı ahıretin azabından daha şedittir. Defol git cezanı o versin’ deyü beni geri gönderdirler” demiş Bekri; hazırcevaplığı seven padişah meşhur mücrimî affetmiş derler… kabristanda içmek, içmenin tabu olduğu dönemlerde çok yaygındır alışkanlık haline gelmiştir. Şimdi hatırıma gelmeyen bir dönemde, padişah bostancıbaşına emretmiş “ her kimi kabristanda demlenirken yakaladınız, kadının huzuruna çıkarmadan bindirin bir gemiye, kürek mahkûmu edin mel’unu. Ömrünü bir yerlerde kalebend olarak itmam etsin”…

Olabilecek en rezil işlerden birisi kabul edilmiş kabristana hürmetsizlik. En büyük nasihatçı olan ölümden ibret almayan, hatta ölümle iç içe işret eden adamı kadının huzuruna çıkarmayı bile lüzumsuz görmüş padişah. Ölümden ibret almayan, yiyeceği 40 sopayla ıslah olmaz… belediyelerde yürütülen yolsuzluk soruşturmaları, Haluk Levent ve Ahbap Derneği’ne yönelik devam eden dava, iki aydır gündemimizi meşgul eden fon krizi hak etmeyenlerin hak etmediği paraya nasıl da hevesle tamah ettiklerini; bu gözü dönmüşlüğün sağı-solu olmadığını gözümüze gözümüze sokuyor. Böyle bir ortamda, dün gazetelere yansıyan şu haber ile irkildim: İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2025 yılı sayıştay denetimlerinde çok ağır rakamlar çıktı. Başka kamu kurumlarının metresini 26 liraya aldığı kefen bezine İBB'de 149 lira ödendi. Aynı miktar bez 32 milyon liraya alınabilecek sözleşme bedeli 184 milyon lirayı geçti.”… birkaç ay önce Avcılar Belediyesi’nin 43 bin şişe içki satın aldığı ile ilgili haberleri tartışmıştık. İşret üzerinden hovardalık. Neyini konuşacağız? Zaten yapılacaksa orada yapılır; “Allah’tan korkan adamın yapacağı iş değil” dersiniz. Fiili masum görmezsiniz ama yapılış şeklini diğeri kadar yadırgamazsınız. Gelgelelim işin ucunda ölüm varsa eğer, ölüm ile ilgili, hesabın görülmesi ile ilgili bir mevzuysa konuştuğumuz; kadının huzuruna çıkarmadan kürek mahkûmu edilmeyi hak edenler cümlesinden bahsediyoruz demektir. Din üzerinden aldatılanın hissiyatı, kumar masasında dolandırılana nispeten çok daha ağırdır. Zira her şey bittikten sonra sığınacağı liman olarak bildiği kapıdan yana incinen kimse “ya ben artık nereye gideyim?” diye şaşakalır. Tesellisini yitiren bu şahsa sorsanız “keşke Sülün Osman dolandırsaydı beni de daha çok paramı alsaydı” diyecektir. Zira; o halde en azından teselli bulacağı bir kapının varlığına itimad etmeye devam edecektir mezkur şahıs. Ölüm bahsinde dolandırmak da böyledir. Bütün hesapların görüleceği günden bir bir durak önceki istasyonda kendisine çeki düzen vermeyen, ölümden ibret alıp, kendisinin de öleceğini düşünmeyen adama ne denir? Kefen bezinden elde edilecek usulsüz geliri hangi mideyle harcayacak bu adam? Bu sorunun cevabı hazindir. Mide değil işkembe! Fon krizi hakkında söylenecekleri söyledik. Büyük hadisedir, kepazeliktir, gemi azıya almışlık halidir yaşananlar. Onlar da öleceklerini hesaba katmamış olmalılardır ki bu haltı yediler. Velakin borsanın ışıltılı salonlarıyla kabristanın soğukluğu arasında dağlar kadar fark vardır. Fon vurgunu yapan şahsı rezil kepaze edip, malını mülkünü müsadere etseniz ve hapsine hükmetseniz herkes razı olur bu cezaya. İçeride islah olması dilenir bu şahsın. Hırsızlığı kefen bezi üzerinden nebbaşın ise islahını ummazsınız. Çukurun en dibinde, dehşete kapılma becerisini yitirmiş bir kimsedir o.

Bu sebeple, bu haberi okuyunca büyük bir dehşete kapıldım. Keşke kabristanla ilgili en büyük kabahatleri bir mezar taşına sırtını dayayıp kafayı çekmek olan adamların devrinde yaşasaydık. Tuz kokmuş, kefen bezi harama sermaye olmuş. Bu bahiste konuşulacak kelam kalmamış. Bakalım daha neler göreceğiz…

Nevzad Yenikişi’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

Keşke kabristanda demlenselerdi

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim