Cumhurbaşkanı Erdoğan, görev süresi boyunca katıldığı Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantılarında İsrail'in Filistin’e yönelik işgal ve saldırılarını aralıksız şekilde dünya gündeminin ilk sırasına yerleştirdi.
Başbakanlık döneminden bu yana Filistin halkının küresel arenadaki en güçlü sesi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılki hitabında da Gazze'de yaşanan soykırımı, uluslararası toplumun çifte standartlı yaklaşımını ve İsrail'e karşı alınması gereken yaptırım kararlarını BM kürsüsünden tüm dünyaya haykıracak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2007 yılından bu yana katıldığı tüm BM toplantılarında 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti'ni koşulsuz destekledi.
BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'e yönelik yaptırım uygulayamama acziyetini her fırsatta sert sözlerle eleştiren Erdoğan, küresel vicdanın ve mazlumların sesi oldu.
1947'den bu yana küçülen Filistin haritalarını BM kürsüsünden göstererek işgalin boyutunu gözler önüne seren Erdoğan, sert konuşmalarıyla İsrail diplomasisini salondan kaçırdı.
Bu yılki Genel Kurul hitabında da Gazze'deki soykırımı, İsrail'e uygulanması gereken zorlayıcı tedbirleri ve Uluslararası Adalet Divanı'ndaki dava sürecini en üst düzeyde gündeme taşıyacak.
Orta Doğu’daki ihtilafın temeli: Filistin meselesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlık döneminden bu yana katıldığı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında Filistin davasını istikrarlı bir şekilde uluslararası toplumun vicdanına emanet etti.
İlk olarak 2007 yılındaki 62. Genel Kurul hitabında bölgedeki ana istikrarsızlık kaynağının Filistin sorunu olduğunu vurgulayan Erdoğan, kalıcı bir siyasi çözümün ve iki devletli barış vizyonunun sadece bölge için değil, tüm dünya barışı için hayati taşlar döşediğini ifade etti.
İlerleyen yıllarda, özellikle 2009'daki 64. Genel Kurul konuşmasında Gazze'deki insanların çadırlarda su dahi bulamadan yaşamak zorunda bırakıldığına dikkati çeken Erdoğan, "Bu tabloya karşı biz insani görevimizi yapıyor muyuz? Acaba BM ne yapabiliyor veya Güvenlik Konseyi ne yapabiliyor?" sorularıyla uluslararası kurumların duyarsızlığını sorguladı.
"Dünya 5'ten büyüktür"
Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk kez katıldığı 2014 yılındaki 69. Genel Kurul hitabında küresel diplomasi tarihine geçen "Dünya 5'ten büyüktür" doktrinini kamuoyuna ilan etti.
BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi 5 ülkenin veto yetkisi nedeniyle dünya gerçekleriyle bağdaşmayacak şekilde sistemi tıkadığını ve işlevsiz hale getirdiğini belirtti.
2011'deki 66. Genel Kurul konuşmasında da benzer şekilde BM'nin acziyetine değinen Erdoğan, BM çatısı altında alınan ancak İsrail tarafından hiçe sayılan yüzlerce karar olduğunu hatırlatarak, "Bir sandık domatesi Filistin'e sokmak isterseniz İsrail'in iznine tabisiniz, ben bunu insani görmüyorum" diyerek uygulanan acımasız ablukayı somut örneklerle gözler önüne serdi.
Kudüs hassasiyeti ve İsrail temsilcisinin salonu terk etmesi
2019 yılındaki 74. Genel Kurul toplantısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistin konusundaki en ikonik diplomatik hamlelerinden birine sahne oldu. Kürsüye 1947, 1949, 1967 ve günümüz haritalarıyla çıkan Erdoğan, Filistin topraklarının yıllar içerisinde İsrail tarafından nasıl adım adım yutulduğunu görsellerle tüm dünya liderlerine gösterdi. İsrail'in sınırlarının neresi olduğunu soran Erdoğan, uluslararası hukukun hiçe sayılmasına tepki gösterdi.
2020 yılındaki 75. Genel Kurul'a video konferansla bağlanan Erdoğan'ın, İsrail'in Filistin halkına uyguladığı baskı, şiddet ve yıldırma politikalarını sert bir dille eleştirmesi üzerine, İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan konuşmayı dinlemeyerek salonu terk etmek zorunda kaldı. Erdoğan, Filistin halkının onaylamadığı hiçbir plana Türkiye'nin destek vermeyeceğini açıkça ilan etti.
Gazze’deki soykırım, Uluslararası Adalet Divanı ve Unutulmayan sorumluluklar
Son yıllardaki hitaplarında Gazze'de yaşanan katliamların boyutunu ve BM Güvenlik Konseyi'nin bu soykırımı izlemekle yetindiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası basın kuruluşlarını, insan hakları örgütlerini ve Batılı liderleri çifte standart uygulamakla eleştirdi.
İsrail'e silah ve mühimmat desteği verip sahne önünde ateşkes çağrısı yapan ülkelerin samimiyetsizliğini ifşa eden Erdoğan, Gazze'ye en çok yardım ulaştıran ülke olarak Türkiye'nin İsrail ile olan tüm ticari ilişkilerini kestiğini hatırlattı.
Erdoğan ayrıca, Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan soykırım davasına Türkiye'nin müdahil olduğunu ve Nablus'ta İsrail askerlerince katledilen Türk vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi'nin hakkını da sonuna kadar savunacaklarını belirtti.
Dünya liderlerine çağrı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'na gerçekleştireceği bu yılki hitabında da geleneği bozmayacak. Konuşmasının odak noktasını; Gazze'de devam eden soykırım, İsrail'in bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı çatışma politikaları, İsrail'e uygulanması gereken uluslararası yaptırımlar ve Filistin Devleti'nin tanınması yönündeki küresel çağrılar oluşturacak.
Erdoğan, insanlık vicdanını harekete geçirmek üzere BM kürsüsünden bir kez daha dünya liderlerine seslenecek.