- Toledo’da yaşayan Filistinli-Amerikalı Loui Ridi, ailesinin Qusra’daki evini ve arazisini yerleşimcilerin kuşatması üzerine atalarının topraklarına döndü.
- Ridi ailesinin bulunduğu bölgede yerleşimcilerin bazı Filistinli evlerini kuşattığı, insanların dışarı çıkmasını engellediği ve temel ihtiyaçlara erişimin azaldığı bildirildi.
- ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Ağustos ayında yerleşimcilerin eylemlerini “teröristler” olarak nitelendirdi. Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in açıklamalarında da önceki döneme göre farklı bir ton dikkat çekiyor.
- Toledo’daki Filistinli ve Arap-Amerikan toplumu protestolar düzenlerken, İsrail’e yönelik ABD desteğinin sorgulanması kent siyasetinde daha görünür hale geliyor.
The Guardian'ın haberine göre Ohio eyaletinin Toledo kentinde yaşayan Filistinli-Amerikalı Ridi ailesi, binlerce kilometre uzaklıktaki Batı Şeria'da yaşanan yerleşimci saldırılarının sonuçlarını doğrudan yaşıyor.
Ailenin üyelerinden Loui Ridi, ailesinin kökenlerinin bulunduğu Nablus'un güneyindeki Qusra kasabasına giderek tehdit altındaki evine döndü.
Ridi'nin kardeşi Thamin Tim Ridi ise Toledo'daki ofisinden cep telefonuyla ailesinin bulunduğu bölgeyi canlı yayınlardan ve güvenlik kameralarından takip ediyor.
Ridi, kardeşinin ve ailesinin güvenliği konusunda son derece endişeli olduğunu belirtiyor.
Yerleşimciler evleri kuşattı
Guardian'ın aktardığına göre Qusra'da İsrailli yerleşimciler bazı Filistinli evlerini ve arazilerini kuşattı.
Ridi ailesinin bulunduğu bölgede insanların evlerinden çıkması engellenirken gıda ve su kaynaklarının azalması aile üzerindeki baskıyı artırdı.
Ridi ailesinin Ohio'daki üyeleri, gelişmeleri telefonlarındaki canlı yayınlar üzerinden izlemek zorunda kaldı.
Loui Ridi'nin bölgeye ulaştığında yaptığı ilk işlerden birinin kendi arazisine ABD bayrağı dikmek olduğu aktarıldı.
Bu hareket, ailenin hem Amerikan hem de Filistinli kimliği arasındaki bağı sembolize eden dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıktı.
ABD Büyükelçisi Huckabee: “Teröristler”
Olayın dikkat çekici boyutlarından biri, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin yerleşimcilerin eylemlerine yönelik sert açıklaması oldu.
Huckabee, 13 Ağustos'ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Qusra'daki yerleşimcilerin davranışlarını “teröristlerin eylemleri” olarak nitelendirdi.
Bu açıklama, ABD'nin İsrail'e yönelik geleneksel güçlü desteği açısından dikkat çekici bir söylem değişimi olarak değerlendiriliyor.
Trump yönetimi genel olarak İsrail'e ve İsrail'in yerleşim politikalarına güçlü destek vermiş olsa da Başkan Yardımcısı JD Vance ve Başkan Donald Trump'ın son açıklamalarında yerleşimci şiddetine ilişkin daha eleştirel bir ton görülmeye başladı.
Toledo’da savaş artık uzak bir haber değil
Guardian, Toledo örneğini ABD'deki Filistinli ve Arap-Amerikan topluluklarının İsrail-Filistin çatışmasıyla giderek daha doğrudan bağlantı kurmasının sembolü olarak ele alıyor.
Kentteki Filistinli-Amerikan toplumu uzun yıllardır varlığını sürdürüyor.
Ohio'nun kuzeybatısındaki Toledo'da Arapça, İngilizce ve İspanyolcadan sonra en yaygın konuşulan dillerden biri. Kentte geçmişte “Küçük Suriye” olarak anılan bir bölgenin de bulunduğu belirtiliyor.
Bölgedeki Arap-Amerikan nüfusu özellikle imalat sektörünün gelişmesiyle büyüdü.
Bugün ise Toledo ve çevresinde Filistinli, Lübnanlı ve diğer Arap kökenli Amerikalıların oluşturduğu güçlü bir topluluk bulunuyor.
“Bu benim ülkemin finanse ettiği şey mi?”
Gazeteye konuşan ABD Donanması gazisi Mike Ferner, İsrail'e verilen Amerikan desteğine yönelik eleştirilerin kentte giderek arttığını söylüyor.
Ferner, Gazze savaşı başladıktan sonra ABD'nin İsrail'e desteğine karşı çıkmaya başladığını ve Toledo'da protestolara katıldığını belirtiyor.
Geçen yıl New York'taki Birleşmiş Milletler binası önünde 40 günlük açlık grevi düzenleyen Ferner, ABD'nin İsrail'e verdiği desteği sorguluyor.
Ferner'in yaklaşımını şu soru özetliyor:
“Ülkemin parasının finanse ettiği şey bu mu?”
Toledo'da protestolar arttı
Guardian'a göre Toledo'da İsrail'e yönelik protestolar son dönemde daha görünür hale geldi.
2023'te Gazze savaşının başlamasından sonra kent konseyi ateşkes çağrısı yapan bir karar aldı.
Geçen yıl ise İsrail'e yardım gönderilmesini destekleyen Ohio Cumhuriyetçi Senatör Jon Husted'ın Toledo'daki ofisi önünde düzenlenen protestoda beş kişi gözaltına alındı.
Bu gelişmeler, ABD'nin Orta Doğu politikasının artık yalnızca Washington'daki siyasi çevrelerde değil, ülkenin orta kesimlerindeki yerel topluluklarda da daha sert biçimde tartışıldığını gösteriyor.
Arap-Amerikan toplumunun siyasi ağırlığı artıyor
Toledo örneği, ABD'nin Orta Batı bölgesindeki Arap-Amerikan nüfusunun siyasi öneminin de arttığı bir döneme denk geliyor.
Guardian'a göre daha yüksek istihdam olanakları ve görece düşük yaşam maliyetleri, yıllar içinde çok sayıda Arap göçmenin Ohio ve çevresine yerleşmesine yol açtı.
Ridi ailesinin de bu topluluk içinde önemli bir ekonomik ağırlığı bulunuyor.
Ailenin 1999'da kurduğu süpermarket, oto yıkama ve benzin istasyonu zinciri Ohio, Michigan ve Indiana'ya yayıldı ve yüzlerce kişiye istihdam sağlıyor.
Ailenin her yıl yardım kuruluşları ve sivil toplum örgütlerine yüz binlerce dolar bağış yaptığı belirtiliyor.
Yahudi ve Arap toplulukları arasında diyalog
Toledo'daki gelişmeler yalnızca çatışmayı değil, iki toplum arasındaki diyalog girişimlerini de ortaya çıkarıyor.
Greater Toledo Yahudi Federasyonu'ndan Roy Büchler, Ridi ailesinin kentte istihdam oluşturduğunu, vergi ödediğini ve farklı topluluklar arasında ilişkiler kurulmasına katkı sağladığını belirtti.
Büchler, Yahudi toplumunun çeşitlilik, bireylerin onuru ve haklarına saygı temelinde ortak bir toplum anlayışına inandığını söyledi.
Ancak federasyon, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine ilişkin doğrudan yorum yapmadı.
Yerleşimci şiddeti ABD siyasetinde yeni bir tartışma yaratıyor
Batı Şeria'daki şiddetin ABD'deki etkisi, yalnızca Ridi ailesinin yaşadığı sorunlarla sınırlı değil.
Bir gün önce yayımlanan başka bir Guardian haberinde, Batı Şeria'nın Culud/Jalud bölgesinde Filistinli bir kadın ve NBC News ekibinin maskeli İsrailli yerleşimcilerin saldırısına uğradığı bildirildi.
NBC muhabiri Matt Bradley'nin kolundan yaralandığı, saldırganların sopa ve taş kullandığı aktarıldı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise saldırıyı gerçekleştirenleri “bir avuç isyancı” olarak nitelendirerek kınadı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre 2026'nın 24 Temmuz'una kadar Batı Şeria'da 76 Filistinli ve 3 İsrailli öldürüldü.
ABD kamuoyunda İsrail'e bakış değişiyor
Guardian, Toledo'daki gelişmeleri daha geniş bir kamuoyu değişiminin parçası olarak değerlendiriyor.
Pew Research Center'ın nisanda yayımlanan araştırmasına göre Amerikalıların 10'da 6'sı İsrail hakkında olumsuz görüş bildiriyor. Bu oran bir önceki yıla göre 7 puan yükselmiş durumda.
Bu değişimde Gazze'deki savaşın yanı sıra Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin de etkili olduğu belirtiliyor.
Öte yandan İsrail yanlısı siyasi lobi kuruluşlarının Amerikan siyasetindeki etkisi de daha fazla tartışılıyor. Guardian, AIPAC'ın onlarca yıldır İsrail yanlısı politikacıların seçilmesine destek verdiğini ve 2026'daki bazı önemli adaylarının ön seçimlerde yenilgiye uğradığını aktarıyor.