- Haaretz yazarı Zvi Barel, SDG'nin feshedilerek Suriye ordusuna entegre edilmesinin Tel Aviv’in elindeki önemli kozlardan birini ortadan kaldırdığını savundu.
- İsrail’in Kürtler ve Dürziler üzerinden Şam yönetiminin ülke genelinde hakimiyet kurmasını engelleme stratejisinin sahadaki karşılığının daraldığı belirtildi.
- Analize göre Washington ve Ankara, Suriye’nin parçalanması yerine merkezi yönetim altında bütünleşmesini destekliyor.
- Barel, İsrail’in Suriye’nin bölünmesi beklentisinden vazgeçerek Şam yönetimini müzakere edilebilir bir muhatap olarak görmesi gerektiğini yazdı.
İsrail basınında yayımlanan dikkat çekici bir analiz, Tel Aviv’in Suriye’de yıllardır şekillendirmeye çalıştığı stratejinin önemli bir darbe aldığını ortaya koydu.
Haaretz yazarı Zvi Barel, SDGile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimi arasında varılan anlaşmanın İsrail’in Suriye’deki nüfuz alanını ciddi biçimde daralttığını savundu.
Barel’e göre anlaşma, Washington ve Türkiye’nin desteklediği “birleşik Suriye” sürecini hızlandırırken İsrail’in etnik ve mezhepsel gruplar üzerinden kurduğu stratejik hesapları zayıflatıyor.
Tel Aviv SDG’yi nasıl kullanmak istiyordu?
Haaretz analizine göre İsrail, Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’de ortaya çıkan yeni dengede SDG önemli bir araç olarak görüyordu.
Barel, Tel Aviv’in SDG'yi Şam yönetimine, İran’a ve Türkiye’ye karşı kullanılabilecek bir tampon ve istihbarat unsuru olarak değerlendirdiğini yazdı.
Bu yaklaşımın yalnızca askeri değil, siyasi bir boyutu da bulunuyordu.
İsrail açısından SDG'nin güçlü ve özerk kalması, Suriye’nin kuzeyinde merkezi yönetimin kontrolünü sınırlayabilecek önemli bir unsur anlamına geliyordu.
Dürziler de İsrail’in planında önemliydi
İsrail’in Suriye politikasındaki ikinci önemli unsur ise ülkenin güneyindeki Dürzi toplulukları oldu.
Haaretz analizine göre Tel Aviv, özellikle Süveyda çevresindeki Dürzi grupları Şam yönetimine karşı siyasi ve güvenlik açısından bir denge unsuru olarak görüyordu.
SDG ile güneydeki bazı Dürzi gruplar arasında işbirliği ihtimalinin ortaya çıkması, İsrail açısından daha geniş bir stratejik avantaj yaratıyordu.
Bu senaryoda Suriye'nin kuzeyi ve güneyindeki farklı grupların merkezi hükümet karşısında ayrı siyasi ve askeri alanlar oluşturması, Şam’ın ülke genelinde otorite kurmasını zorlaştırabilirdi.
“Bölünmüş Suriye” hedefi neden önem taşıyor?
Haaretz yazarı, İsrail’in yaklaşımının temelinde Suriye'nin güçlü ve merkezi bir devlet haline gelmesini engelleme düşüncesinin bulunduğunu savunuyor.
Bu stratejide etnik ve mezhepsel ayrışmaların derinleşmesi, Şam’ın ülke üzerindeki kontrolünün sınırlanması anlamına geliyor.
Böyle bir tabloda İsrail, farklı gruplarla ayrı ayrı ilişki kurarak Suriye'nin siyasi geleceğinde daha fazla ağırlık kazanabilir. Barel’e göre ise bu strateji artık bölgesel gerçeklikle çatışıyor.
Washington ve Ankara Tel Aviv’den farklı düşünüyor
Analizde İsrail’in Suriye yaklaşımının ABD ve Türkiye'nin politikalarıyla ciddi biçimde çeliştiği vurgulanıyor.
Washington’ın yeni Suriye yönetimiyle ilişkileri geliştirmesi ve Suriye’nin bütünlüğünü desteklemesi, Tel Aviv’in parçalı Suriye beklentisini zayıflatıyor.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da SDG ile Şam arasında anlaşma sağlanması için yürütülen süreçte önemli rol oynadı.
Barel’e göre Barrack, SDG'yi Şam’la anlaşmaya zorlamak için örgütün ABD desteğinden ve finansmanından mahrum kalabileceği mesajını verdi.
Trump-Şara yakınlaşması dengeyi değiştirdi
Haaretz analizinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği görüşme ve kamuoyuna yansıyan yakınlaşma da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Barel’e göre bu gelişme, Washington’ın Suriye konusunda hangi yönde ilerlediğini ortaya koydu:
ABD, Suriye'nin parçalanmasından ziyade merkezi yönetimin güçlenmesini destekliyor.
Bu durum, İsrail'in SDG ve Dürziler üzerinden oluşturabileceği nüfuz alanını doğrudan sınırlıyor.
İsrail’in elinde artık daha az koz var
SDG’nin Şam yönetimine entegre olmasıyla Tel Aviv’in kuzey Suriye'deki en önemli kozlarından biri ortadan kalkmış oldu.
Haaretz’in değerlendirmesine göre İsrail artık büyük ölçüde Süveyda’daki Dürzi unsurlara dayanmak zorunda kalıyor.
Ancak bunun da yeterli olup olmayacağı belirsiz.
Çünkü Washington, Ankara, Riyad ve Doha'nın etkili olduğu diplomatik süreç, Suriye'nin yeniden tek bir siyasi yapı altında birleşmesi yönünde ilerliyor.
İsrail’in Suriye saldırıları da tartışılıyor
Bu gelişme, İsrail'in son dönemde Suriye'ye yönelik askeri operasyonlarının ardından yaşanan tartışmaların ortasında geldi.
Haaretz daha önce de Netanyahu hükümetinin Suriye'nin kuzeyine yönelik saldırılarının İsrail'i Türkiye ile gereksiz bir çatışmanın içine çekebileceği uyarısında bulunmuştu.
Gazete, uluslararası aktörlerin Suriye'yi istikrara kavuşturmaya çalıştığı bir dönemde İsrail'in askeri hamlelerinin bu sürecin tersine işlediğini savunmuştu.
Dolayısıyla İsrail açısından sorun yalnızca Suriye'deki yeni yönetim değil; Türkiye'nin bölgede artan ağırlığı ve Washington'ın Ankara ile aynı doğrultuda hareket etmesi de Tel Aviv'in hesaplarını zorlaştırıyor.
“Bölünme yanılsamasından vazgeçilmeli”
Haaretz yazarı Barel, İsrail'in mevcut politikasını sürdürmesinin Tel Aviv'i giderek daha fazla yalnızlaştırabileceği görüşünde.
Barel'e göre İsrail azınlıklar üzerinden Şam'ı engelleme ve Suriye'nin bölünmesini bekleme politikasını terk etmeli.
İlaveten bunun yerine Suriye'nin yeni yönetimiyle doğrudan ilişki kurmanın yollarını aramalı.
Analizin vardığı sonuç, İsrail’in Suriye'yi yalnızca bir güvenlik tehdidi olarak görmek yerine, üzerinde anlaşmaya varılabilecek bir siyasi muhatap olarak değerlendirmesi gerektiği yönünde.
Ankara’nın rolü belirleyici
Suriye'nin geleceğine ilişkin denklemde Türkiye'nin rolü de giderek daha fazla öne çıkıyor.
Haaretz'in değerlendirmesine göre Türkiye, ABD ile birlikte Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve SDG'nin merkezi yapıya entegre edilmesi yönündeki süreci destekliyor.
Bu nedenle İsrail’in Suriye'yi parçalı bir yapıya dönüştürmeye yönelik olası stratejisi, yalnızca Şam yönetimiyle değil, Türkiye ve ABD ile de karşı karşıya geliyor.
Bu durum Tel Aviv açısından stratejik bir açmaz oluşturuyor.
İsrail için yeni dönem
Haaretz'in analizi, Suriye'deki dengelerin İsrail açısından beklenenden farklı bir yöne evrildiğine işaret ediyor.
Tel Aviv’in hesapları, güçlü bir SDG varlığı ve merkezi yönetim karşısında özerk hareket eden Dürzi unsurlar üzerinden parçalı bir Suriye ihtimaline dayanıyordu.
Ancak SDG'nin Şam'a entegrasyonu ve ABD-Türkiye destekli birleşme süreci bu hesabı zayıflattı.
Bu nedenle İsrail'in önünde artık iki seçenek bulunuyor:
Ya Suriye'nin bütünleşmesini engellemeye çalışarak ABD ve Türkiye ile daha büyük bir stratejik gerilim yaşayacak ya da yeni Şam yönetimiyle doğrudan diplomatik bir kanal açarak değişen bölgesel dengelere uyum sağlayacak.
Haaretz yazarı Zvi Barel'in değerlendirmesine göre İsrail'in bölgedeki hareket alanını koruyabilmesinin yolu, ikinci seçeneği değerlendirmekten geçiyor.