Şampiyonlar Ligi kurası Galatasaray’ın karşısına AEK’yı çıkardı.
Bir İstanbul takımı ile bir Atina takımı karşılaşacak diye düşünülebilir.
Ama hikâye bundan biraz daha ilginç.
Çünkü AEK’nın adındaki “K” harfi Konstantinoupoleos, yani Konstantinopolis demek. Kulübün tam adı “Athlitiki Enosis Konstantinoupoleos”: Konstantinopolis Atletik Birliği.
Sarı-siyah renkleri, çift başlı kartalı ve isminde taşıdığı Konstantinopolis ile AEK, bugün Yunanistan’ın en büyük kulüplerinden biri olsa da kökleri İstanbul’un 19. yüzyılın sonlarında gelişmeye başlayan çok kültürlü spor hayatına uzanıyor.
Futbolun İstanbul'a geldiği yıllar
- yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında İstanbul yalnızca Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti değildi. Levantenlerin, Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin, Müslümanların ve şehirde yaşayan yabancıların oluşturduğu son derece hareketli bir spor ortamına da sahipti.
Futbol özellikle Kadıköy, Moda, Tatavla ve Pera çevresinde yayılıyordu.
İstanbul Rumlarının kurduğu veya içinde etkin olduğu çok sayıda spor kulübü vardı. Tatavla'daki kulüpler, Galata ve Pera çevresindeki Ermis (Hermes) ve Pera gibi oluşumlar futbolun yanı sıra atletizm, bisiklet, boks ve tenisle de uğraşıyordu.
Bunlardan AEK hikâyesi açısından en önemlilerinden biri Pera Club idi.
Bugünkü Beyoğlu Spor Kulübü'nün tarihsel öncüllerinden olan Pera'nın futbolcuları arasında daha sonra Yunan futbolunda önemli isimler haline gelecek İstanbullular bulunuyordu.
Bunlardan biri de Kostas Negrepontis idi.
AEK'nın ilerleyen yıllardaki sembol isimlerinden biri olacaktı.
1922 her şeyi değiştirdi
Sonra savaş geldi.
1919–1922 Türk-Yunan Savaşı'nın ardından Anadolu'daki Rum nüfusun çok büyük bölümü Yunanistan'a geçti. İstanbul Rumları nüfus mübadelesinden genel olarak muaf tutulmuştu; buna rağmen dönemin siyasî şartları içerisinde İstanbul'daki spor çevrelerinden de Yunanistan'a gidenler oldu.
İstanbul'da yetişmiş sporcuların önemli bir kısmı artık Atina'daydı.
Ama beraberlerinde yalnızca birkaç futbol topu ve forma götürmediler.
İstanbul'un spor kültürünü de götürdüler.
AEK'nın kendi kuruluş anlatısı tam burada başlıyor.
İstanbul'u Atina'da yaşatmak
13 Nisan 1924.
Atina'nın merkezindeki Veranzerou Caddesi 24 numarada bulunan bir spor malzemeleri mağazasında İstanbul kökenli bir grup sporcu ve yönetici bir araya geldi.
Aralarında Konstantinos Dimopoulos ile Emilios ve Menelaos Ionas gibi isimler vardı.
Kararlarını verdiler:
Yeni bir kulüp kurulacaktı.
Kulübün tüzüğünü İstanbul kökenli topluluğun 40'tan fazla üyesi imzaladı. İlk başkanı gazeteci Konstantinos Spanoudis oldu.
Fakat yeni kulübün adını seçerken geldikleri şehri unutmadılar.
Athlitiki Enosis Konstantinoupoleos.
Yani:
Konstantinopolis Atletik Birliği.
Kısaltması ise bugün bütün dünyanın bildiği üç harften oluşuyordu:
AEK.
Kulübün 1924 tarihli kuruluş tüzüğünde amaçlardan biri İstanbul'dan gelen sporcuları bir araya getirerek İstanbul'daki çeşitli spor kulüplerinde yürüttükleri faaliyeti devam ettirmek şeklinde tarif ediliyordu.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü AEK yalnızca İstanbul'dan gelen insanların kurduğu bir kulüp değildi.
Kendisini açık biçimde İstanbul'daki spor geleneğinin devamı olarak görüyordu.
Peki neden çift başlı kartal?
Kulübün amblemi için çift başlı kartal seçildi.
Renkleri sarı ve siyahtı.
AEK'nın resmî tarih anlatımına göre çift başlı kartal Bizans İmparatorluğu'na, dolayısıyla kurucularının geride bıraktıkları Konstantinopolis'e yapılan bilinçli bir göndermeydi.
Bu nedenle AEK'nın kimliğinde İstanbul sıradan bir kuruluş ayrıntısı değildir.
Kulübün adı İstanbul'u anlatır.
Amblemi İstanbul'a gönderme yapar.
Kurucuları İstanbulludur.
İlk futbolcularının bir bölümü İstanbul kulüplerinden gelmiştir.
Ve kulüp, Atina'da yaşayan İstanbul kökenli Rumların hafızasını koruyan kurumlardan biri haline gelmiştir.
İstanbul'dan çıkan başka Yunan kulüpleri de var
Üstelik bu hikâye yalnızca AEK'ya özgü değildir.
- yüzyıl başındaki savaşlar ve nüfus hareketleri Doğu Akdeniz'in futbol haritasını da değiştirdi.
İzmir'in köklü Rum spor kulüplerinden Panionios ve Apollon Smyrnis, 1922 sonrasında faaliyetlerini Yunanistan'da sürdürdüler.
İstanbul örneğinde ise durum biraz farklıydı.
Çünkü İstanbul'daki Rum spor geleneğinin tamamı ortadan kalkmadı.
Bazı kulüpler şehirde yaşamaya devam etti.
Pera geleneğinin İstanbul'daki devamı bugün Beyoğluspor adıyla varlığını sürdürüyor. AEK ise İstanbul'dan ayrılan sporcuların oluşturduğu başka bir kolun Atina'daki dev kulübüne dönüştü.
Böyle bakınca futbol tarihinin çok ilginç bir sonucu ortaya çıkıyor:
Aynı İstanbul spor kültürünün izleri bugün iki ayrı ülkede yaşamaya devam ediyor.
Bir göçmen mahallesinin takımı
AEK kısa sürede Atina'ya yerleşen mübadil ve göçmen Rumların en önemli sembollerinden biri haline geldi.
Kulübün kalıcı yuvasının kurulacağı yerin adı bile bu hafızayı taşıyordu:
Nea Filadelfeia.
1920'lerde mültecilerin yerleştirildiği bölgelerden biriydi. AEK burada kendisine bir saha oluşturdu ve 2 Kasım 1930'da yeni sahasını Olympiakos karşısında oynadığı maçla açtı.
Bir zamanlar İstanbul sokaklarında futbol oynayan insanların kurduğu kulüp artık Yunan futbolunun büyüklerinden biri olmaya başlamıştı.
Sonraki yüz yıl içerisinde AEK lig şampiyonlukları kazandı, Avrupa kupalarında mücadele etti ve milyonlarca taraftarı bulunan bir spor kurumuna dönüştü.
Ama Konstantinopolis adını hiçbir zaman üzerinden atmadı.
Ve şimdi karşısında Galatasaray
İşte bu nedenle Galatasaray-AEK karşılaşması yalnızca bir Şampiyonlar Ligi maçı olarak okunmayabilir.
Bir tarafta 1905'te İstanbul'da Galatasaray Lisesi öğrencileri tarafından kurulan Galatasaray.
Diğer tarafta ise İstanbul'dan Atina'ya giden Rumların 1924'te kurduğu ve İstanbul'un eski adını hâlâ resmî isminde taşıyan AEK.
İki kulübün hikâyeleri farklı.
Kimlikleri farklı.
Tarihleri farklı yönlere ilerledi.
Fakat her ikisinin hikâyesinin bir yerinde aynı şehir duruyor:
İstanbul.
Bu yüzden Galatasaray AEK karşılaşmasında sahada yalnızca Türkiye'den ve Yunanistan'dan iki futbol takımı olmayacak.
Bir anlamda, İstanbul futbol tarihinin birbirinden çok farklı iki kolu da karşı karşıya gelecek.
Ve belki de maçın en güzel tarihî ayrıntısı şu olacak:
Tribünlerde üç harf yazacak:
AEK.
Ama o üç harfin sonuncusu, bundan yüz yıl önce Atina'ya göç etmiş İstanbulluların geride bıraktıkları şehri hâlâ hatırlatacak:
K — Konstantinoupoleos.