- İİT Genel Sekreteri Ahmed, Gazze'deki insani krizin sona ermesi için uluslararası topluma açıklamaların ötesine geçerek harekete geçme çağrısı yaptı.
- Ahmed, Türkiye'nin arabuluculuk alanındaki liderliğine ve İstanbul'un uluslararası arabuluculuk merkezi olarak artan önemine dikkat çekti.
- İİT, Sudan, Libya ve Yemen'deki krizlerin yanı sıra ABD-İran arasındaki savaşın çözümüne katkı sunmak için arabuluculuk faaliyetlerini artırmayı hedefliyor.
- Ahmed, Filistin devletinin tanınmasına yönelik desteğin arttığını belirterek iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
İİT Genel Sekreteri İsmail Vild eş-Şeyh Ahmed, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı kapsamında Anadolu Ajansı muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin arabuluculuk alanında güçlü bir liderlik rolü üstlendiğini belirten Ahmed, İstanbul'un uluslararası arabuluculuk faaliyetlerinin önemli merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti.
Dünyanın, özellikle de Orta Doğu'nun çok sayıda krizle karşı karşıya olduğunu kaydeden Ahmed, Türkiye'nin gelecekte arabuluculuk alanında lider bir konum üstlenmeye hazırlandığını söyledi.
Daha önce Birleşmiş Milletler (BM) özel temsilcisi olarak da görev yaptığını hatırlatan Ahmed, çatışmaların müzakere masasında çözülebileceğini belirtti. Diplomasinin yalnızca mevcut çatışmaları sona erdirmek için değil, yeni çatışmaları önlemek amacıyla da kullanılması gerektiğini vurgulayan Ahmed, anlaşmaların uygulanmasının takip edilmesinin ve krizlerin temel nedenlerinin ortadan kaldırılmasının önemine işaret etti.
İİT arabuluculuk faaliyetlerini artırmayı hedefliyor
İİT'nin arabuluculuk alanındaki rolünü güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Ahmed, teşkilat bünyesindeki arabuluculuk biriminin yeniden etkinleştirilmesi ve barış ile güvenlik konularında daha güçlü bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Ahmed, bu kapsamda Sudan'daki çatışmalar, Libya ve Yemen'deki krizler ile ABD ve İran arasındaki savaşın çözümüne katkı sağlamayı amaçladıklarını ifade etti.
İİT'nin 57 ülkeyi ve yaklaşık 2 milyar kişiyi temsil ettiğini hatırlatan Ahmed, teşkilatın uluslararası alanda güçlü bir sese sahip olduğunu dile getirdi. İİT'nin 1969'da Mescid-i Aksa'ya yönelik kundaklama girişiminin ardından kurulduğunu belirten Ahmed, Filistin meselesinin kuruluşundan bu yana teşkilatın temel gündem maddeleri arasında yer aldığını kaydetti.
Gazze'de insani durum ağırlaşıyor
Gazze'deki insani durumun son derece ağır olduğunu belirten Ahmed, yetersiz beslenme, insani yardımlara erişimde yaşanan sıkıntılar ve yardım kuruluşlarının finansman sorunlarına dikkati çekti.
BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) ciddi bir mali krizle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Ahmed, kuruluşun Filistin halkı için hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Ahmed, kısa süre önce UNRWA'ya finansman sağlanması için güçlü bir çağrıda bulunduklarını belirtti.
BM Güvenlik Konseyinin 2803 sayılı kararının uygulanmadığını ifade eden Ahmed, ateşkesin hayata geçirilmesi ve insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerektiğini kaydetti. Gazze'de çocukların hedef alınmasının, sivillerin hayatını kaybetmesinin ve yaralanmasının, evlerin yıkılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Ahmed, uluslararası topluma çağrısında şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası toplumun artık, sadece açıklama yapmakla kalmayıp harekete geçme zamanı geldi. Ve bence iyi olan şey şu ki, bu konuda küresel bir görüş birliği var.”
Gazze'deki çocuklara yönelik insani yardım faaliyetlerinin artırılması gerektiğine ilişkin çağrıların güçlendiğini belirten Ahmed, Türkiye, Katar, Umman, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın krizin sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalarına dikkati çekti. Ahmed, özellikle Pakistan'ın son dönemde yürüttüğü diplomatik faaliyetleri takdirle karşıladıklarını ifade etti.
Filistin devletinin tanınmasına destek artıyor
Uluslararası toplumda Filistin devletinin tanınmasına yönelik desteğin arttığını belirten Ahmed, Filistin'in bağımsızlığını destekleyen seslerin Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD, Kanada ve Avustralya'da da yükseldiğini söyledi.
BM Genel Kurulunda 150'den fazla ülkenin iki devletli çözüme destek verdiğini hatırlatan Ahmed, İsrail ile Filistin'in barış içinde yan yana yaşamasını öngören çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ahmed, “Sonuçta ihtiyacımız olan şey, iki devletin barış içinde yan yana yaşaması. İsrail'in bunu neden reddettiğini anlamıyorum. Bu kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.