- İsrailliler, yarın Netanyahu’nun siyasi geleceğini belirlemek üzere oy kullanacak.
- Gazze’ye yönelik saldırılar, güvenlik politikaları, yargı reformu ve zorunlu askerlik tartışmaları seçim gündeminde öne çıkıyor.
- Hükümet kurmak için gereken 61 sandalye nedeniyle seçim sonrasında koalisyon pazarlıkları belirleyici olacak.
- Seçim sonucu, İsrail’in iç siyasetinin yanı sıra ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini de etkileyebilir.
İsrailliler, ülkenin en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini belirlemek üzere sandık başına gidiyor. 7 Ekim'den bu yana yapılan ilk genel seçimde Gazze’ye yönelik saldırılar, Lübnan ve İran’la yaşanan çatışmalar, güvenlik politikaları ve zorunlu askerlik tartışmaları seçmenlerin gündeminde yer alıyor.
Seçim, yalnızca başbakanın kim olacağını değil, İsrail’in iç ve dış politikada izleyeceği yönü de etkileyebilecek bir dönüm noktası olarak görülüyor. Kamuoyu yoklamaları, Netanyahu’nun ittifakı ile muhalefet arasında hükümet kurmak için gereken çoğunluğun elde edilmesinin zor olabileceğini gösteriyor.
Netanyahu hükümeti görev süresini tamamlıyor
Netanyahu liderliğindeki hükümet, onlarca yıl sonra dört yıllık görev süresini eksiksiz tamamlayan ilk hükümet oldu. Netanyahu, aşırı sağcı ve ultra-Ortodoks partilerin desteğiyle iktidarını sürdürdü.
Netanyahu’nun yargı sisteminde değişiklik yapma girişimi, 2023’te ülke genelinde kitlesel protestolara neden oldu. Yüksek Mahkeme ve diğer denetim mekanizmalarının yetkilerini sınırlamayı hedefleyen düzenlemeler, hükümet ile muhalif kesimler arasında ciddi tartışmalara yol açtı. Yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan Netanyahu’nun siyasi geleceği de seçim kampanyasının temel başlıklarından biri oldu.
Partiler ve anketlerdeki tablo
İsrail’de seçmenler bireysel adaylar yerine parti listelerine oy veriyor. Knesset’teki 120 sandalye, nispi temsil sistemiyle dağıtılıyor. Partilerin sandalye kazanabilmesi için yüzde 3,25’lik seçim barajını aşması gerekiyor. Bu seçimde 37 parti listesi yarışıyor.
Netanyahu’nun liderliğindeki sağcı Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğini yaptığı merkezci Yashar Partisi, yarışın öne çıkan aktörleri arasında bulunuyor.
Kanal 12’nin son anketi Eisenkot’un 23, Likud’un ise 21 sandalye kazanacağını öngörürken Netanyahu yanlısı Kanal 14’ün araştırmasında Likud için 30, Eisenkot için yaklaşık 20 sandalye tahmin ediliyor. Anketler arasındaki bu fark, seçim öncesinde siyasi tablonun belirsizliğini koruduğunu gösteriyor.
Hükümet kurmak için 61 sandalye gerekiyor
İsrail’de bir partinin seçimden birinci çıkması, tek başına iktidara gelmesi için yeterli olmuyor. Hükümet kurulabilmesi için Knesset’te en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor.
Anketlerin çoğu, Likud ile Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir’in aşırı sağcı partileri ve iki ultra-Ortodoks partiden oluşan Netanyahu ittifakının 49 ila 55 sandalye kazanabileceğine işaret ediyor.
Muhalefet cephesinde ise Eisenkot’un yanı sıra eski başbakan Naftali Bennett, eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman ve Yair Golan liderliğindeki Demokratlar Partisi bulunuyor. Ancak muhalefet partileri arasında başbakanlık hedefi ve Arap partileriyle iş birliği konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor.
Seçim sonrasında taraflardan hiçbirinin 61 sandalyeye ulaşamaması halinde azınlık hükümeti, ulusal birlik hükümeti veya yeniden seçim seçenekleri gündeme gelebilir. Koalisyon görüşmelerinin haftalar, hatta aylar sürmesi de ihtimaller arasında yer alıyor.
Katılım oranı ve seçim barajı belirleyici olabilir
Seçim sonucunda küçük partilerin yüzde 3,25’lik barajı aşıp aşamaması, parlamentodaki sandalye dağılımını etkileyebilir. Barajın altında kalan partilere verilen oylar sandalye dağılımına dahil edilmeyeceğinden, birkaç bin oy bile siyasi dengelerde değişikliğe yol açabilir.
Arap seçmenlerin katılım oranı da seçimde önemli bir etken olarak öne çıkıyor. İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Filistinli İsrail vatandaşlarının katılımı, 2022 seçimlerinde yüzde 53,2’de kalmıştı. Ülke genelindeki katılım ise aynı seçimde yüzde 70,6 olarak kaydedilmişti.
Bu seçimde Arap seçmenlerin katılımının yüzde 60’ı aşabileceğine yönelik tahminler bulunuyor. Katılımın yükselmesi, Arap partilerinin sandalye kazanma ihtimalini ve olası koalisyon görüşmelerini etkileyebilir.