- İsrailli uzman Nitzan Sadan, Türk Hava Kuvvetleri’nin 250’yi aşan F-16 filosu ve modernize edilen savaş uçaklarıyla güçlü bir hava kapasitesine sahip olduğunu değerlendirdi.
- KC-135 tanker uçakları, E-7 Wedgetail erken ihbar uçakları ve HAVA SOJ sistemlerinin Türkiye’ye uzun menzilli operasyon, erken uyarı ve elektronik harp alanlarında avantaj sağladığı belirtildi.
- Sadan, İHA teknolojisinde Türkiye’yi Ronaldo’ya, İsrail’i Messi’ye benzetirken Türk İHA’larının savaş tecrübesine ve gelişen insansız sistemlere dikkat çekti.
- Türk pilotlarının uçuş eğitimi, Kosova Savaşı sonrasındaki operasyonel tecrübe ve NATO tatbikatlarının Türk Hava Kuvvetleri’ni güçlü bir hava gücü haline getirdiği savunuldu.
İsrail basını Calcalist için kapsamlı bir analiz kaleme alan havacılık uzmanı Nitzan Sadan, Türk Hava Kuvvetleri’nin kapasitesini savaş uçaklarının sayısının ötesinde değerlendirdi.
Sadan’ın analizine göre Türk Hava Kuvvetleri’nin ana unsurlarından biri, sayısı 250’yi aşan F-16 savaş uçakları. Modernizasyonlardan geçirilen uçakların yeni radarlar, daha uzun menzil, elektronik karıştırmaya karşı geliştirilmiş dayanıklılık ve gelişmiş hedef takip kabiliyetleriyle etkinliğinin artırıldığı belirtildi.
Türk F-16’larının TOLUN ve SOM gibi yerli mühimmatların yanı sıra ABD üretimi çeşitli mühimmatları ve Gökdoğan hava-hava füzesini kullanabilmesinin, Türkiye’nin hava operasyonlarındaki seçeneklerini genişlettiği ifade edildi.
Havadan yakıt ikmali ve erken uyarı avantajı
Analizde Türkiye’nin operasyon kabiliyetinin kendi sınırlarıyla sınırlı olmadığına da dikkat çekildi.
Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki 7 KC-135 havadan yakıt ikmal uçağının uzun menzilli operasyonlarda önemli rol oynadığı belirtildi. Bunun yanında E-7 Wedgetail erken ihbar uçaklarının yaklaşık 600 kilometre mesafeden tehditleri tespit edebilmesi ve HAVA SOJ elektronik harp sistemlerinin sağladığı kabiliyetlerin Türk savaş uçaklarına önemli bir erken uyarı ve hedef farkındalığı sağladığı değerlendirildi.
Sadan, bu unsurların birlikte kullanılması halinde Türkiye’nin yalnızca savaş uçaklarından oluşan bir hava gücünden çok daha kapsamlı bir operasyonel mimariye sahip olduğunu vurguladı.
İHA rekabetinde Ronaldo ve Messi benzetmesi
Sadan, Türkiye ve İsrail’in insansız hava aracı teknolojilerini karşılaştırırken dikkat çekici bir benzetme kullandı.
İsrailli uzman, İHA alanında Türkiye’yi Cristiano Ronaldo’ya, İsrail’i ise Lionel Messi’ye benzetti. Türkiye’nin özellikle Bayraktar TB2’lerin Ukrayna’daki kullanımından elde ettiği tecrübenin yanı sıra Kargı gibi kamikaze İHA’lar ve daha gelişmiş insansız sistemler geliştirmesinin Türk ordusuna önemli avantajlar sağladığını belirtti.
Türk pilotlarına dikkat çekti
Analizde Türk Hava Kuvvetleri personelinin eğitim seviyesine de değinildi.
Sadan, ortalama bir Türk savaş uçağı pilotunun yılda yaklaşık 180 saat uçuş gerçekleştirdiğini öne sürdü. Bu rakamın Rusya, Çin ve İngiltere dahil olmak üzere bazı büyük hava güçlerindeki ortalamaların üzerinde olduğu iddia edildi.
Uzman ayrıca Kosova Savaşı’ndan bu yana kazanılan operasyonel tecrübe ile NATO kapsamında gerçekleştirilen düzenli tatbikatların Türk Hava Kuvvetleri’nin disiplin ve operasyon kabiliyetini geliştirdiğini savundu.
İsrail açısından olası çatışma uyarısı
Sadan’ın değerlendirmesinde Türkiye ile İsrail arasında olası bir askeri çatışmanın İsrail açısından yaratabileceği riskler de öne çıkarıldı.
Türk Hava Kuvvetleri’nin savaş uçakları, erken ihbar sistemleri, elektronik harp, havadan yakıt ikmali, insansız sistemler ve uzun menzilli mühimmat gibi farklı unsurları birlikte kullanabilmesinin önemli bir avantaj oluşturduğu belirtildi.
Sadan, İsrail’deki güvenlik atmosferini ise “İsrail'de sadece üç mevsim var: yaz, kış ve savaş” ifadeleriyle özetledi.